kitarobit

  • 6864
  • 16
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

kedi

kimisi ikili bir hayat süren canlı.

hani vardır böyle, adam ya da kadın evlidir ama zamansız bir ölümle ya da tatsız bir rastlantıyla anlaşılır ki ikinci bir evi, o evde ikinci bir eşi ve çocukları varmış. iş seyahatine çıktığı ya da ortadan kaybolduğu zamanlarda ikinci evindeki yaşamını sürüyormuş. hah, tam da işte bu.

yıllar önce bir minnoş'umuz vardı, sarı beyaz bir dişi. evde diğer 3 kedimizle yaşar giderdi. sonra buna bir haller oldu, gidip bazı geceler gelmemeye başladı. ortadan 2-3 gün kaybolduğu oluyordu haspanın. sonradan yan apartmandaki komşumuz anneme "sizin minnoş bizim apartmana giriyor." demiş. ondan sonra öğrendik ki, o apartmanda 3. katta oturan iki delikanlının evine gidiyormuş bizim kız. bayağı oranın kedisi gibi olmuş, mama kabı var, yatağı hazır, ismi de maria olmuş bu arada. hatta bir işsizlik döneminde yine izmir'e döndüğümde yazıldığım spor salonunda öğrendim ki hocam o evdeki gençlerden biriymiş. "seviyorduk biz maria'yı, gelip kucağımızda uyuyordu." diyor adam. öyle bir durum oldu ki sanki onların kedisiydi de biz arada eve alıyorduk, konuşmalar o yöne kaydı. (kediler sahiplenilmiyor, onlar seçiyor sahibini). ortadan kaybolduğunda iki evde de hüzün vardı, o derece.

geçende kapımız çaldı. evde iki kızımız var şu sıralar, biri dışarı çıkmaz, ödü patlar. diğeri ise sokak kızı irma modunda g.tünü gezdirir düzenli olarak. kalçası kırıldı, bir hafta ortalarda görünmedi, evin yolunu bulup da gelebildiğinde o bayrak gibi dalgalandırarak dolaştığı kuyruğu düşmüş durumdaydı ve 2-3 ayda ancak düzeldi ama yine de bu gezentilik huyundan vazgeçmedi. neyse, gelen üst kat komşumuz adamdı. "sizin uzun tüylü bir kediniz vardı di mi?" diye sordu. evet dedik, diğer fiziksel özelliklerle de teyit ettik. "o geliyor, bende kalıyor arada." dedi adam.

meğer bizim yelloz bayağı kapısına gidiyormuş, içeri girip mama verirse yiyor, yer bellediği bir koltukta yatıyor, kucağında uyuyor, onunla oyunlar oynuyor, sonra çıkıp bize iniyormuş. bazı akşamlar geç saat olduğu halde gelmediğini görünce çıkıp sokakları dolanıyordum, gidebileceği neresi varsa bakıyor, hatta ilk gördüğümüz yer olan osmanbey parkı'na kadar gidip ismini ünlüyordum ama bulamadan dönüyordum eve. bir gece yine böyle arayıp geldiğimde merdivenlerde bitiverdiydi şıllık. meğer üst kat komşumuzdayken sesimi duymuş, lütfedip gelmiş hanfendi, tabii biz bunu ancak adamın açıklamasından sonra anladık.

şimdilerde bahçede sesimize gelmezse soruyoruz üst kata. aheste beste geliyor haspam.

devamını okuyayım »
04.12.2013 09:36