lem

  • 3486
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 yıl önce

barry lyndon

ustanın namı yedi düvere ermi$takıntılarını göstere göstere sergilediği ve bize sadece izleyip golü yapmanın dü$tüğü ders gibi bir film... peki ders çıkarılması gereken konular nerlerde yatmaktadır?.. eğer bu soru film bittiğinde hala sorulmaktaysa kar$ımıza üç adet tokat çıkıverir bu filmde...

birincisi senaryo cenahından iner.. filmdeki dı$ ses gelmi$ geçmi$ en iyi dı$ ses kullanımlarından biridir. filmdeki yerinin ilginçliği de bundan kaynaklanmaktadır.. zira dı$ ses kullanımı her yapımda gerzekçe sırıttığından burada tamamen filmin hamuruna sızan bir yağ olarak varolması tüm bir senaryo yazarı gürhuna ayar üstü ayardır..

ikinci mesele ise göselliktedir. $imdi kubrick manyak mıdır ki arkları, daylightları, tungstenleri dayamak varken tutup da "kör gözüm gör hadi" $eklinde mum ı$ığıyla uğra$sın?.. buradaki mesele kendi deyimine göre dönemi $imdiden ayırmak, gözlerimizin alı$tığı o sıradan görüntüye sinemada nasıl yabancıla$mı$sak, sinemadaki o görüntüye de mekan ve tarih dokusuna ula$abilmek için yabancıla$ma sağlamak ve tüm bunları yaparken de belli bir fotoğrafik çerçeveden çıkmamak... evet topu topu adamın amacı filmin tamamında görsel açıdan budur...

ve üçüncü: tüm bu olması gerektiği için varolan unsurlara rağmen filmde kubrick'in imzası vardır... film bittiğinde daha önce sadece bir kez renkli bir kubrick filmi izlemi$ olan ve bu filmin yönetmenini bilmeyen biri bile bunun bir kubrick yapıtı olduğunu anlar...

devamını okuyayım »
12.06.2003 00:18