pamuk cucelerle yedi prenses

  • azimli
  • kofti anarşist (194)
  • 1032
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

sakıp sabancı müzesi tuvaletinde abdest alan kız

ayşe armana ve nazlı kızımıza şöyle bir mektupla cevap vermiş olmasını dilediğim binlerce kızdan biri...

"merhaba, benim yanıtım: " f " yani "hiçbiri".

tuvalet-abdest-başörtüsü üçgenindeki sorunuza samimiyetle "f" şıkkı yanıtını vermek istiyorum. çünkü sıraladığınız şıkların hiç biri gerçek bir cevabı barındırmıyor içinde. ve bir soru da ben sormak istiyorum.

hangi kadın, bu soğukta, bir müzenin tuvaletinde, mecbur kalmadığı halde, önce botlarını veya çizmelerini, sonra çoraplarını çıkarıp ve yine bir umumi lavaboda bin bir güçlükle ve muhtemelen buz gibi suda ayaklarını yıkayarak meydan okur?

ya da ayaklarını lavaboda yıkayan genç kadın, nazlı hanım ın o sırada tuvalete geleceğini bilerek orada mı beklemiştir uzun süre?

bu arada nazlı hanım ın yanlış bildiği bir takım gerçekler var…

islam da namaz kılmak için ilk kural "temiz" olmaktır ve o temizlik için kur’an-ı kerim’de açıkça ifade edilen şart "abdest"tir. yani abdestsiz namaz kılınamaz ve dindar insanlar –başörtülü ya da açık fark etmez- günde 5 kez namaz kılarlar.

ve emin olun, bir kadın için namaz kılmanın en zor yanı kışın özellikle de sokakta, müzede, okulda, iş yerinde, hatta camide abdest almaktır.

çünkü güzel yurdumda tuvaletler hâlâ pistir, lavabolarda sabun bulmak zordur, kâğıt havlu kültürü birkaç alışveriş merkezi dışında yaygınlaşmamıştır… camileri hiç sormayın, türkiye deki camilerin yüzde 90 ında kadınlar tuvaleti açık bile değildir. görevliyi bulup kapıyı açsanız bile yıllardır kapalı duran tuvalette örümceklerle birlikte abdest almak gerçekten yürek ister. üstelik kadınlar için ayrılan abdest alma mekânları o kadar uzak ve ıssızdır ki, yanınıza birini almadan gidemezsiniz bile.

ancak bunlar ve bunlar gibi mazeretler "şartlar uygun değilse" kategorisine girmez. şartların uygun olmaması için ya gerçekten namaz vakti içinde su bulunamaması ya da hayati bir tehlike bulunması gerekir bir namazın abdestsiz (yani teyemmümle) kılınabilmesi için…

muhtemelen müzedeki genç kızımız vakti giren namazı bulduğu ilk camide ya da mescitte kılmak için hazırlanıyordu. orada abdest alma imkânı olup olmayacağını bilmediği için de, uygun olduğunu düşündüğü müze tuvaletinde abdest almak zorunda kaldı. üstelik kendisine yönelik eleştiri cümlesine "sana ne kardeşim istediğim yerde abdest alırım" yerine, mahcup bir cümle ile "başka yer yok, ne yapayım!" diyerek cevap vermiş, ama niyet bağcıyı dövmek olunca güvenlik görevlisine şikâyet edilmekten kurtulamamış.

hijyen sorununa gelince…

işim gereği her gün onlarca kişiyle karşılaşıyorum. gelenin gidenin bol olduğu iş yerimde tuvalete de uğruyor bu insanlar hasbelkader. hatta birkaç gün önce ismi lazım değil bir türkücü bayan girdi tuvalete. alafranga tuvaletlerden önce alaturka olanları ve tuvaletteki başörtülü kadınları gördü ve "medeniyetsiz insanlar" diye bağırmaya başladı. alaturka tuvaletler ve örtülü kadınlar sinirlerini bozmuş olacak ki... sesimizi çıkarmadık, deliye uymadık ama sanatçımız tuvaletten çıkınca ne yaptı dersiniz? ellerini yıkamadan çıktı gitti… donup kaldım. hijyen ve medeniyet arasındaki en yaman çelişki bu olsa gerek…(sanatçının adını biliyorum çünkü olay gözümün önünde yaşandı. amacım o’nu rezil etmek olmadığı için yazmıyorum.)

müze tuvaletine geri dönelim… abdest alan arkadaşın ayağından su sıçradıysa gerçekten ayıp etmiş, çok dikkatli olmalıydı… ama nazlı hanım bana biraz abartıyor gibi geldi.

keşke uygun abdest alma mekânları olsa da kimse lavaboda ayaklarını yıkamasa. çünkü bu sadece başörtülülerin sorunu değil. tanıdığım onlarca başı açık kadın, günde 5 kez namaz kılıyor ve aynı abdest sorununu onlar da yaşıyor.

ha bir de önyargılı olanlar var. atatürk havalimanı dış hatlar tuvaletindeki her el yıkama girişimimde bağırarak "abdest almak yasak" diyen ama gününü yıllardır tuvalet temizliği yerine ayna karşısında saçlarını düzelterek geçiren esmer, kısa boylu, tombul kadın gibi… ama ben o nu hiç şikâyet etmedim, acıdığım için belki. ayna karşısında geçirilen zamanın cehaleti örtmeye yardımcı olmadığını bildiğim için belki de...

dünyayı nasıl bilirsiniz demişler nasreddin hocaya, "kendim gibi" demiş. abdest almak bir meydan okuma değildir, aksine inandığı ilaha boyun eğmektir. bunu ben gayet iyi biliyorum. ama nazlı hanım meydan okuma gibi algılıyorsa kendini gözden geçirme zamanı gelmiş ve geçmektedir…

istanbul üniversitesi mezunu, 33 yaşında, 13 yıldır türkiyenin tam göbeğinde gazetecilik yapmakta olan bir adem kızı..."

devamını okuyayım »