procastinator

  • 1991
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

esra erol'la izdivaç

sosyal bilimciler tarafından özenle takip edilmeli ve arşivlenmeli, zira özellikle alt sosyoekonomik seviyede yaşanan romantik ilişkilerle ilgili araştırma konusu ve gözleme dayalı araştırma veritabanı niteliğinde.

artistliği bırakakırsam, şu örneği anlatmak için burdayım: orada tanışıp evlenmeye karar vermiş bir çift var, fakat on gün sonra evlenmekten vazgeçmişler, bunu ekranda hüngür hüngür ağlayan kız ve karşısında oturan gepetto ustanın elinden çıkmış burunlu ifadesiz suratlı fakat elma yanaklı civanın konuşmalarından anlıyoruz. anlayabildiğim kız on gün çocuğun ailesiyle istanbul'da kalıyor, sonra bir sebeple papaz oluyorlar ve kız konya'ya ailesinin yanına dönüyor. fakat ağlarken diyor ki, ben arkamdan gelir diye bekledim. hey gidi. elma yanaksa zokayı yemeyerek arkasından gitmiyor. neyse, kız ekranda canhıraş ağlıyor, yok ben konya'dayken sen güneşleniyor tatil yapıyordun ben ne acılar çektim filan, bu kısımdan ulan çocuk ucuz kurtulmuş diyoruz, yalan değil.

de, sonunda bölüm başına altı milyar alan esra olaya el atıp diyor ki, elma yanak bu kızı daha fazla ağlatma, istiyorsan dön seni seviyorum de, istemiyorsan seni sevmiyorum de. seviye ilkokul üç. ben bu noktada ufak dozda uzun süredir yaşamadığım başkası adına utanma ve ekrana bakamamayı yaşıyorum. sizsiniz ee o zaman neden izliyorsun allahın salağı. tr'ye döndüğümün dördüncü günü evde yengeyle hapisim, üç saat kahvaltı, iki demlik çay, birer türk kahvesi ve nescafenin ardından sohbetler tükenmiş, ya ne yapaydım ibişkolar? sadede soğru yürümeye devam edelim, kızı bir saat ağlatan çocuk, esra'nın bu ısrarı üstüne dönüp kıza bakıyor ve şöyle bir cümle kuruyor: "burnun yeterince sürtüldü mü?"

ben bu noktaya kadar gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki programı kıçımla izliyordum, fakat bu noktada, hani şöyle diyeyim, çocuk "esra erol'u hoblatıyorum" gibi bir cümle kursa sanırım en fazla bu kadar şaşırırdım. fakat keşke burada bitse, bunun üstüne kız sandalyesinden kalkarak çocuğun kollarına atılıyor ve "sürtüldü" diyerek boynunu boğazını öpmeye başlıyor. bu noktada hakikaten çok yorum yapamıyorum, zira bu konuda verilecek tepki konusunda egosantrik bir dört yaştan farkım yok, herkes benimle aynı perspektife sahiptir ve bu nedenle "burnun yeterince sürtüldü mü?" diyen adama verilecek yegane cevap, affınıza sığınarak söylüyorum, "hassiktir pezevenk!!"tir sanıyorum, değilmiş. tabii ki değil.

de, iş yine dönüp dolaşıp tencere-kapağa bağlanıyor sanırım, burun sürtmek için kaçan insana burun sürten adam denk geliyor, ilişki çerçevesi "burun sürtmek" olunca, böylesi normal herhalde? ilişkilerde burun sürtme eşiği denen şey varsa, ki evet çoğu ilişkide görüyoruz, ulaşabileceği son nokta bu mu acaba. ya da belki bu kadar açık söylenmesi daha iyi mi acaba. ya da allah hepsinin gani gani cezasını verse mi daha iyi acaba. demek fuat mi acaba şarkısını böyle bir kafada yazdı, ki entryle alakası ne, bu nasıl bir bitiriş mi acaba. burnunuz yeterince sürtüldüyse, mi acaba'ları kesiyorum. hadi koşarak boynuma sarılıp ağlayın, insan evladı olacağınıza söz verin, bir daha böyle malca entryler yazmayayım. hadi.

devamını okuyayım »
13.06.2009 05:08