procastinator

  • 2011
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

hamilelik

gençler, müjdemi isterim (delirmiş). şaka maka vallahi istiyorum galiba, inanmasi benim için de uzun bir süre aldıysa da, yeni yeni sağa sola hamile olduğumu söylemeye başladım. da, hamileyiz diyen tüm karıları buradan selamlıyor, burunlarının ucundan öpüyorum, ve katdabulşit adlı parçayı onlar için çalıyorum. babalar gibi tek başına hamilesin güzel arkadaşım, bak eş desteği konusunda müteşekkirim eşime, ama doğruya doğru adamın seninle yaptığı doktor ziyaretleri ve evle ilgili işleri üstlenmesi dışında, dolu dizgin hormonlarla başa çıkan sensin, gud nayt end gud lak beybi.

ne oluyor ne bitiyora gelince, ben bu başlığa daha işlerim ,ama ilk dört aya dair diyeceklerim şunlar:

1) predictor: predictor'lere güvenmeyin minnoşlar. ben böyle bir kötü prediction aleti daha görmedim, adeta adı batasıca. bizde regl geç kaldıktan altı gün sonra hala testler negatif çıkıyordu, yok dedik artık olasılığın doğasına ters zorlamayalım, o kafayla habersiz karadeniz gezisine çıkıp dağ bayır hop zıp gezdik, dönüşte hala gelmeyince tekrar aldığımız testte bu sefer de iki çizgi çıkınca fakyu diyerek bir laboratuvara giderek kan testi olduk. bayılıyorum bu biz ağızlarına. hamileyiz (nah işareti soslu). da, seviyorsanız gidip laborantla konuşun bence, zira pozitif test için istenilen hcg seviyesi ilk bir haftada azken sonra hergün hayvanlık seviyesinde bir artışla devam ediyor.

2) uyku: ilk üç ay denilen first trimester'da, kana kana uykuya doyuyorsunuz. ama öyyyle böyle bir uyumak değil, böyle normalde salyanız akmıyorsa da salyanız aka aka, narkozla komatoz arası bir tad. arkadaş, insan izlemeye başladığı hiçbir filmi diziyi on beş dakikadan fazla süre izleyemez mi? işin komiği ne zaman bayıldığımı bile hatırlamıyorum, bildiğin hooop diye kayıveriyorsun, sonra uyku arasında biri uzaktan tatlı tatlı adını ünlerken uyanıp karşınızdakinin hayvanlar gibi bağırarak sizi uyandırmaya çalıştığını görürseniz, bunu sevgisine yorun.

3) kilo: bu kilo da değil başka bir şey, yeminler olsun. ekim'de sigarayı bırakıp yedi kiloyu çakmanın da verdiği korkuyla, hamileliği öğrenir öğrenmez diyetisyene gitmeye başladım. kadın korkma titre dedi kısaca, tam buğdaylı ekmek, balık ve salata olarak görüyorum her şeyi. de, amaç vermek değil almamak dedi. teyze dedim, senin o seyrek saçlarını yolarım. hadi ordan yelloz dedi. bak seeen, diyetisyen oldun diye adam mı oldun derken, hadi ordan balina demesiyle.. neyse, kısaca diyetisyen karının tipi ve tavırları sinirlerimi oynatıyor ama işe yaradı yelloz, kısaca dört ayda hala aynı kilodayım. hayır bebekler, anoreksik değilim çok şükür, her daim etine buduna dolgun oldum, da zaten yağ oranınız sağlam korkmayın dedi diyetisyen. gizli laf çakıyor diye düşünsem de, allahı var listeler işe yarıyor. peki kılo işini ne açtın derseniz, diyeceğim şu, abicim aynı kilodayım ama genişliyorum. anlatılmaz yaşanır, yeminle bak. mesela kollardan bacaklardan kıçtan almadım, ulan bakıyorum vermedim de, ama resmen karın 3 ay sonrası bir anda füzeye döndü, bildiğin duşta ayak parmaklarını görememe noktası. tüm altı aylık hamileyken bile karnı belli olmayan zayıf kadın kardeşlerimi buradan bir daha selamlıyorum, allahınızdan bulun. kısaca genişlemek kaçınılmazsa tadını çıkartın derim güzel arkadaşım.

4) memeler: bu konuya girmeyeyim diyordum ama vallahi sıfır seksi konotasyon, eski memelerini seviyorsan, bence git konuş, insan gibi vedanı yap, yüzyüze ayrılın. kardeşim büyüme değil bahsettiğim, sütyenleri parçalatır bir hassasiyet ki kelimeler anlatmaya yetmez, yediğimin hormonları.

5) kokular: bu kısım da anlatılmaz yaşanır, ben kendimi doğru dürüst koku alamaz bilirdim, bildiğiniz tazıya döndüm iyi mi? hele ilk üç ayda bununla eşlenik mide bulantısı da varsa, değmeyin keyfinize. eve giriyorum, yeni temizlik yapılmış misal, ace'den pril'e her deterjanın kokusu beyninde patlıyor, böyle yükselmiş bir koku hassasiyeti olamaz.

6) termostat: benim termostatım bozuldu şekerim, bildiğin motor su kaynattı, yılların sıcakseveri, haziranda kombi yakanı, "açın kapılarıııı, açç aççççç!" moduna girdim. menapozum çok debdebeli geçecek, onu da önden gördüğüm iyi oldu.

7) sindirim sistemi: hele de üç aydan sonra demir hapı almak yok mu, nasıl yardımcı oluyor bu duruma anlatamam. sen o göbeği bebek mi sanıyorsun? yoo dostum yoo, bildiğin yemiş yemiş yapmamış durumu o. konu gittikçe zıvanadan çıkıyor farkındayım ama, tavsiyelerim, o da çok şahane çalıştığından değil ama olmasa acile gideceğinden: nutriway'in fiber hapları, sabahları ve akşamları az şekerli sıcak su, bol salata ve lifli yiyecekler, çok mecbur olmadıkça tavsiye edilmemekle birlikte soğuk doğadan form çayı.

8) hamile kıyafetleri: ge-be markası ilk keşfedileceklerden, hiç de fena değil, ama biraz gereksiz pahalı. ilginç biçimde lc waikiki de günlük hamiş giysisi bol ve ucuz. onun dışında şalvarı tek geçerim, harika bir şey, modern kesim şalvarlardan aldım hayatımı yaşıyorum. yaz günü sıkarsa da bol pamuklu elbiseler. bu giysi işi ciddi sorun, ibiş gibi kalıverirsiniz ortada, önden hazırlığı yapın.

9) ikinci üç ay ya da second trimester: daha önce hamile kalmış arkadaşlar söylüyordu da inanmıyordum, ben böyle bir serotonin seviyesi görmedim arkadaş, olamaz böyle bir huzur ve dinginlik. ilk üç ay ne kadar duygusal çalkantı, duygusallık moduysa, 12. haftadan itibaren bildiğin minare-dünya kafasına giriyor insan. siz de ilk üç ayda partiden sıkılanlardansınız, 12. haftayi bekleyin, sizi küçük sürprizlerle şaşırtacak.

10) doktor: eşinle olan ilişkinden bir sonraki önemli ilişkin doktorunla, ben bilgisine çok güvendiğim, her şeyi konuşup sorabildiğim ve no bullshit policy izleyen bir doktorlayım, ne kadar memnunum anlatamam, her doktor ziyaretini iple çekiyorum. önemli bir not, mümkünse mutlaka her ziyarete eşinizle gitmek, iki ebeveyn adayı için de eşit derecede heyecanlı kısım ultrasonlar zira.

11) ultrason: bu iple çekmenin en önemli kısmı ne derseniz, ultrason derim. vallahi büyük sözüme geldim, ama bildiğin ilk kez ultrasondaki rahim duvarına tutunmuş kese halini gördüğümüzde ikimiz de dağıldık, resmen size özel hazırlanmış bir mucizeyi yaşadığınızı hissediyorsunuz, ayak değil gerçekmiş o film sahneleri. fakat esas 12. haftadan sonra eli kolu, hatta kafayı plasentaya gömmemişse 3d'de yuzunu gorunce aklini kaciracak gibi oluyor insan. uzatmayayım, tek diyeceğim, doğum öncesi bağlanma kuramının anasını ağlatan şey 3d ultrasondur, hele kolları bacakları oynatışını da görürsen, heyecandan motor takılmış kalp atışıyla izliyor insan.

12) genetik testler: 30 yaş üstü kadınlar için iyice önemli. şimdi 25-30 arası hamileliklerde down syndrome olasılığı binde bir, 30-35 arasi 450'de bir, 35-40 arasinda da 350'de bir gibi düşünün. önce bir ikili test yapılıyor, yani ayrintili ultrason (özellikle ense kalınlığına bakılıyor) farklı vücut ölçülerine bakıyor, daha sonra kan değerleri ile eşleştirilip size bir olasılık veriliyor, eğer bu on binde bir gibi bir oransa, çok iyi yerdesiniz, zira yaş grubu için olan riskten daha az riskiniz var demek. ancak çeşitli çalışmalar, bu riskin onda bir gösterildiği çok büyük risk olan test sonucunda yine de doğumu seçen kadınların bir kısmında, bu sorunların çıkmadığına da işaret ediyor. eğer bu ikili testte olasılık olması gerekenden yüksek çıkar ya da benim içim rahat edecek derseniz, çeşitli başka testler yapılabiliyor, amniosentez ya da cvs gibi. ikisi de göbekten iğneyle ya da düşük riski yoksa cvs vajinal girişle de yapılabiliyor ama düşük riski sekiz binde 7-8 gibi, yani sizin risk oranınız zaten düşükse, bu toplara girmeye değmez. bir alternatif, harmony testi, amerika'ya kan örneği gönderiyorsunuz, iki haftada cinsiyet ve üç ayrı kromozoma bağlı down syndrome oranlarını veriyor. içiniz rahat edecekse, ve ulan neye para vermiyorum buna vermeyeyim derseniz yaptırın derim, ikili test'in üstüne ikinci bir konfirmasyon oluyor ve en azından riski yok.

13) hamilelik yogası: bunun yararını anlatmaya kelimeler yetmez. tek tavsiyem, hamilelik yogası ve yüzme olacaktır, resmen şu dönemde kendimi iyi hissetmemin en önemli nedenlerinden.

bütün geyikler bir yana, hakikaten heyecanlı bir süreç. kiloydu, hormonal değişiklikti, bunlar psikolojik olarak başa çıkılması ilk başta sıkıntılı işler, ancak fikre de alışınca, hele de istediğiniz ve planladığınız bir hamilelikse, çok zevkli bir deneyim haline gelebiliyor. en azından benim şimdiye kadarki deneyimim böyleydi. bir başka gebeşlik deneyimi serisinde daha bir araya gelmek üzere, cem yılmaz'ı da anıp "ellerim ayaklarım şiş şiş" diyerek veda ediyorum gençler.

devamını okuyayım »
22.07.2015 01:44