shab

  • 4229
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

tool vs dream theater

simdii, bu karsilastirma (ki bir ukte doldurmaktan ote, hayatimda cok buyuk bir yeri olan bir grubun, kendini senelerdir kanitlamis mukkemmel diger bir grup ile olan kaynasmasidir benim icin), bircok farkli (ve tarafli) gorusu icinde barindirmaktadir, barindirmalidir, zira bu denli kendini kanitlamis iki grubu birinden birine tercih eden kisiler, isteseler de istemeseler de konulara tarafli yaklasma egilimi gostereceklerdir.
kendim icin de bu durumun gecerli olmadigini soylemem sacmaliktan baska bisey olmayacaktir. soyle ki, muzik dinlemeye (4.sinif levent yuksel periyodunu saymazsak) tool isimli nadide grup ile baslamis, aldigi ilk albumu bir tool albumu olan ben, ister istemez fanatik taraftar gerzekliklerine burunebilirim, ama bilmenizi isterim ki bu denli onemli bir karsilastirmada bunu yapmamak icin kendimi frenleyecegim, zira dream theater denilen grup ve bununla gelen karsilastirma, zamanimizin angut muzik otoritelerinin yaptigi tool-nu metal (slipknot, limp bizkit, linkin park, vs..) karsilastirmalarindan cok daha gercekci ve seviyeli bir karsilastirma olacaktir, hadi bakalim.

karsilastirmaya ilk olarak grup elemanlarindan baslamayi caiz buluyorum;

---tool---

maynard james keenan- vokal
danny carey- bateri
adam jones- gitar
justin chancelor- bas gitar

---dream theater---

james labrie- vokal
john petrucci- virtuoz (virtuoso)
mike portnoy- davul
john myung- bas gitar
jordan rudess- klavye
ve buraya koymadan edemeyecegim;
kevin moore- ex-klavye

karsilastirmalar;

vokal:

ilk karsilastirma olsa da, sanirim en buyuk fark burada ortaya cikiyor. sahne varligi neredeyse hic olmayan labrie ile sahnede budist bir heykelin canlanmis ve delirmis halini hatirlatan mjk... labrie'nin kanimca en buyuk ozelligi albumlerde gosterdigi performanstir, lakin his aktarma ve ses degisimlerinin mjk kadar etkili oldugunu kesinlikle soyleyemeyecegim. ama tabi dedigim gibi labrie'nin album performanslarini es gecersem okuzluk etmis olurum, hakikaten cok basarili vokallere imza atiyor, ama sahneye ciktiginda aynisini gozlemledigimi soyleyemem malesef.
kisacasi bir filozof ile bir frontman'in karsilastirmasinda, oyumu sanirim filozoftan yana kullanirdim, yani maynard kanimca labrie'den cok daha ustun bir vokaldir, yazilan sozleri aktarma ve guc baabinda.

gitar: bir efekt uzmani, drop-d tanrisi olmaktan ote, adam jones'u daha cok sanatsal kisiligi ile taktir eden ben, gitar stilleri bakiminda karsilastirdigimda, petrucci'nin eline su dokemeyecegini soylemem, sanirim cok dogru bir ibare olacaktir, zira petrucci kendini sololarda asmisligi olsun, stili olsun, herseyi ile hayvan gibi kanitlamistir. bu adam jones'un kanitlamadigi anlamina gelmese de, petrucci icin virtuozden baska soyleyebilecegim birsey olmadigi icin bu karsilastirmada petrucci yanlisi oldugumu belirtmeyi farz biliyorum.

davul: iste en can alici karsilastirmalardan biri. john bonham ve ringo stardan bol bol etkilendigini dusundugum mukemmel bir baterist olan mike portnoy ile, matematik, hiz ve guc manyagi bir dev olan danny carey'in karsilastirmasi. her sene sektirmeden her turlu "drummer of the year" bilmemnesinde birinci olan portnoy, hakikaten mukemmel hizli, mukemmel dengesiz, ve ayni zamanda mukemmel dengeli bir bateristtir, bu yuzden bu kadar sevgi gorur benim tarafimdan. lakin cok benzer ozelliklere sahip olan danny carey'in bunlardan farkli olan onemli bir ozelligi, isine, yani davul calmasina bol bol matematik katiyor olmasidir (lateralusu -hem sarki hem album- tavsiye ederim gormek isteyenler icin). dedigim gibi, bu ozelligin disinda cogu yonden birbirleri kadar iyi olduklari icin bu karsilastirmada herhangi bir sonuca varamadigimi soylemeden edemeyecegim, sizlere birakiyorum.

bas gitar: 6 telli basini hayvan gibi calan myung ile, pek bir ozelligi olmayan chancellor'un karsilastirmasinda, ister basi dovme ozellikleri olsun, ister hiz olsun, ister stil olsun, her dalda one cikan myung'u tercih etmedigimi soylersem abesle istigal etmis olurum. okuzun teki o, okuz, hastasiyim.

tabi bunun otesinde, dream theateri dream theater yapan ozellik olan klavye faktoru, tool'da kullanilmaz. buradan hemen kucuk bir dream theatre elestirisine gecmek istedim, o da sudur ki, jordan rudess dt'ye cok sey katsa da kevin moore'un eksikligi cok ama cok hissediliyor, o da bir virtuoz'du zira.

albumlere gecelim isterseniz;

butun albumlerini siralayip hepsinin birer analizini ve karsilastirmasini yaptigim taktirde cok ama cok bayacagini bildigim icin (ve hatta yapamayacagim icin, zira butun dt albumlerini teker teker dinlemisligim yoktur malesef, o yuzden hatali bir analiz olur) genel bir bakis atacagim. tool, cikardigi 4 albumun hepsinde kanimca muthis yeniliklere imza atmis bir gruptur. hizli ve canli bir sesle bizlere opiate'i dinleten adamlar, lateralus'e geldiklerinde ses mukemmelliginin yanisira, felsefe ve sanat yonunden herseyi yiyip bitirmis bir sekilde karsimiza cikmislardir. undertow ile baslayan denemeler, aenima'da bizlere mukemmel seyler sunmustur, hasta etmistir.

basarisiz bir ilk album olan when dream and day unite isimli albumun akabinde cikardiklari tek kelimeyle mukemmel album images and words ile gonlumde taht kurmustu dt. akabinde awake'i dinleyince eridim bittim. lakin kanimca grubun sert ogesi yavas yavas kendini degisim ve yenilik havasina birakti- ki bayildigim bisey oldu son albumlerle. son iki albumde de gordugumuz uzre, bir sarkinin oburune benzememesi, yavas baslayip hizlanmalar, benim ilgimi cekiyor acikcasi, bu baabda cok takdir edilmesi gerektigini dusunuyorum dt'nin.

karsilastirma olarak bakildiginda, albumlerde birbirine cok benzer progressive bir hava mevcut, tabi dt'nin daha fazla album cikarmis olmasi onlar icin bir arti, lakin tool'un cikardigi albumlerdeki basarili parca yuzdesi kanimca daha yuksek olabilir. tabi kisiden kisiye degisecegi icin, ve bu benim gorusum oldugu icin baska bisey diyemiyorum. ama album klasmanindaki karsilastirmada yine cok yakin bir yaris yaratilmistir kanimca, ben tool derim siz dt, ben dt derim siz tool.

sanatsal gercekler:
dream theatre'in muziginde herhangi eksik olmasa da, yansittiklari sanatsal ogelerde tool'un karanlik sanati ile yarisamayacaklarini dusunuyorum -ki sanirim cogu muziksever objektif bir sekilde baktiginda bunu gorecektir-. ben muzik dinlerken (daha dogrusu izlerken) sanatsal biseyler ariyorum diyorsaniz, adam jones'un dehasina kendinizi birakabilirsiniz, lateralus'un kapagina bakip alex grey'e yeniden hayran olabilirsiniz, vs.. bana ne lan, gorselligi karistirma muzigimle diyorsaniz, o zaman da tartismasiz haklisinizdir, dt'yi tercih edebilirsiniz. ama muzige gorsel sanat katma bakimindan tool'un ve ozellikle adam jones'un tartismasiz onde oldugunu dusunuyorum.

sonuc oncesi son bir yorum: dt'nin yarattigi home isimli sarkiya ve forty six and 2 ile olan baglantilarina deginmeden edemeyecegim. acikcasi scenes from a memory gibi mukemmel bir albumde guzel gozukse de, tek basina bakildiginda beni hafif bir hayal kirikligina ugratmistir bu sarki (hafif diyorum zira yine de basarili bir parcadir). bu "hafif hayal kirikligi`nin nedeni tabi ki de forty six and 2'nun etkisini aramis olmamdan kaynaklaniyor, ki size su anda sacma gelebilir ama bir tool sever olarak cok dogal kanimca.

sonuc:
sonuc olarak ben ne desem bok yemis olurum. sizlere kisa (kisa gozukmuyor lakin zamanim olsa her albumun her sarkisina kadar incelerdim boyle genis bir karsilastirmayi, sirf sonuca varmak gayesiyle) bir analiz ile iki grubun artilarini ve eksilerini sundum -sanirim-, bunun uzerine yorum ve bir secim yapmak tabi ki kisiye kalmistir. ne olursa olsun, kim nasil bakmak isterse istesin tool'da dream theater'da yarmis gruplar listesinin iddiali gruplarindandir, kimse bunu inkar edemez.

devamını okuyayım »
21.11.2004 19:52