sifsi

  • şekerpare (675)
  • 680
  • 2
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

emcet olcaytu

turan dursun'dan doğu perinçek'e kadar bir çok kişinin avukatığı yanında; maraş katliamı mağdurlarının savunması, 16 mart istanbul üniversitesi öğrencilerine bomba atılması olaylarına ait olan davalarda ve benzer bir çok davada da avukatlık yapmış bir hukukçudur. hukukun üstünlüğü prensibini yaşamının kutbu belleyip peşinden bir ömür sürmüştür.

son yıllarında avukatlık yapmayı bırakmış, aydınlık gazetesindeki köşesinde yazılar yazıyor ve işçi partisi üyesi olarak faaliyetlerde bulunuyordu. o sıra ergenekon davası başlatılmış doğu perinçek de tutuklanmıştı. ceza hukukunun bu deneyimli avukatının başta doğu perinçek olmak üzere diğer sanıkları savunması istenmişti. emcet olcaytu da avukatlığa dönüp bu savunmaları yapacaktı. o sıra kendisi ile bozcaada'ya gelmiştik. bir hafta kadar kaldık bozcaada'da. sonra benim işimin gereği istanbul'a döndük. dönüş yolunda silivri civarından geçerken cezaevi olması gereken binayı beraber gözlerimizle bulmaya çalışıyorduk. cezaevinin yol üzerinden göründüğünü söylemişti. her büyük bina gördüğümüzde birbirimize "burası olabilir mi?" diye soruyorduk. sonra olamayacağını söyleyip yolumuza devam ediyorduk. silivri cezaevi'nin hangi bina olduğunu karar veremeden istanbul'a geldik. o zaman oturduğu kuyubaşı semtindeki eve bıraktım kendisini. küçük oğlu ferit de askerden o gün gelmişti. öpüştük, sarmalaştık ve ayrıldık.

ertesi gün işe gittim. sabah saat 10 civarında bir hukuksal konu için kendisini aradım. telefonu kapalı idi. bir saat sonra o zamanki karısı beni aradı. "televizyonlarda alt yazı geçiyor emcet tutuklandı mı?" dedi. bilmiyordum. ancak daha sonra öğrendim ki o an daha evinden alınmamış ve arama yapılıyormuş. oysa televizyonlarda tutuklandığı haberleri yayınlanıyor. neyse sonunda gözaltına alınıp, yasal süre sonunda beşiktaş adliyesine geldi. tutuklandı ve metris cezaevi misafiri oldu. büyük oğlu öney ile cezaevi kapısında bekledik. çünkü insülin iğnesi olması gerekiyordu. görevlilere bunu veremiyorduk. sorun çıkartıyorlardı. bu cezaevinde kaldığı süre içinde emcet abi aç kaldığını ifade etmişti.

silivri cezaevine gittiğinde oradaki tüm mahkumların hukuksal yardımına koşan biri olduğu yazıldı çizildi. mustafa balbay yazdığı kitabında "hukuka uygunluk" konusunda her şeyi danıştıkları kişi olduğunu yazmıştı. ayrıca aşağıdaki yazıyı da kaleme aldığı için olacak; mustafa balbay'a eskiden olduğu gibi soğuk bakamıyorum.

(bkz: http://www.cumhuriyet.com.tr/…z_bir_direnisci_.html)

emcet olcaytu 12 kasım günü tahliye oldu. o sıra kendisinin bir portresini yapıyordum. daha uzun süre tutuklu kalacağını tahmin ettiğimden işi ağırdan alıyordum. ancak tahliye beklenti dışında erken oldu. yarım olan bu resme o andaki tarih ve imzamı attım. bir kaç gün sonra bozcaada'ya geldik. buradaki herkes emcet olcaytu'yu ağırlamak için elinden geleni yaptı. on gün kadar kaldık. bu on gün zarfında hiç hesap ödemedim. emcet abi kredisi bir başka idi.

sarper özsan ve kasım koçak ile olan yıllara dayalı dostluğumuzun sıcaklığına yaslandık. bir araya gelip zamana kazık atmaya çalıştık. kasım koçak'ın yağcılar köyündeki çiftliğindeki sohbetlerimizin tadı ve değeri ölçülebilir değildir. bu sohbetlerde, arkadaşlarımızın tanıklığında emcet olcaytu bir konudan bahsetmişti. bu konuyu ilk kez burada dile getirmeyi görev belleyip yazıyorum. silivri cezaevinde iken koğuşta yaşadığı bir olayı, partili sorumlu kişisine dilekçe ile bildirip, parti disiplin kuruluna konunun iletilmesini istiyor. o kişi de sonradan tahliye oluyor. partili hiç bir kişi silivri'de mahpus kalmıyor. aradan yıllar geçiyor. bu dilekçe bir türlü işçi partisi'nin disiplin kuruluna gelmiyor. en azından emcet olcaytu'nun ölümünden bir ay öncesine kadar bana ifadesindeki bilgi böyleydi. çok enteresan bir durum olarak düşünüyorum...

emcet olcaytu'nun cenazesine, emcet olcaytu'nun şikayetinin dilekçesini alıp disiplin komitesine götürmesi gereken ve konunun da tarafı olan kişi de; emcet olcaytu'nun bu kişiyi kırk yıla yakın her türlü mahkemede savunmasına rağmen vefasızlık edip katılmamıştır...

bozcaada'da bitkilerimin köklerini kemiren köstebeklerin de yaşam hakkını çok ciddi biçimde savunan, bu savunmasıyla, bana zarar veren köstebeklere daha müsamahalı davranmamı düşündürten, çok özleyeceğim ağabeyim, dostum ve arkadaşım olan bir sevgili kişidir.

devamını okuyayım »
21.07.2015 21:52