slothics

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (530)
  • 1490
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

yeni gelin evleri facebook sayfaları

ne yazık ki herkesin evi birbirine benzemeye başladı. başrolde atalarının ruhlarını sembolize eden objeler gibi, ev tanrıları gibi televizyon var. buna bir ünite gerekiyor. karşısına yanar döner bir kanepe gerekiyor. kanepeye kırlent, önüne makine halısı ve orta sehpası gerekiyor. duvara kitsch bir tablo gerekiyor. müslümanlık dozuyla bağlantılı olarak, tabloyla saatler yer değiştiriyor. politik espriler de yapmış yeni gelinler. altın rengine boyanmış banyo dolaplarının altına aman kılıçdaroğlu görmesin, altın kaplama diye tutturur" yazmışlar.

elbette kişiselliklerin dokunduğu, renk armonisinin oturduğu evler de vardı tek tük de olsa. ama genel olarak cidden sıfırdan düzülmüş, evlilik öncesi neredeyse hiçbir eşyanın olmadığı evler görüyoruz. herkesin takıldığı ayıcıklar muhtemelen içinden çıktıkları çocukluk odalarından getirebildikleri tek şey. o ayıcıklar da muhtemelen hediye. risksiz bir romantikliği simgeliyor.

tek bir dokuma halı göremedim. ama halılardaki mekanik tercihler dantel alışkanlığını ortadan kaldırmamış. aslına bakarsanız bu evlerin ne kadarı yeni çiftlerin bağımsız beğenisi ile ne kadarı dominant akrabaların dayatması ile oluşturulmuş bilemeyiz. ama barbie koltuk takımlarının renklerini çok revaçta gördüm.

aklıma bir şeyi de düşürdü bu evler. yıllar önce e diye bir sanat dergisi vardı. derginin bir sayısında ciddi ciddi kadınların kitap düşmanlığı ile ilgili bir makale yer almıştı. efendim kadınlar kitapların gerçek düşmanlarıymış. toz yapıyor, ölü yatırım diye karşı çıkarlarmış. biçare kocaları sahaflardan aldığı kitapları arabalarının bagajında gezdirip ne yapsam da çaktırmadan kitaplığa koysam diye kara kara düşünürlermiş. kadınlar ve kitaplar aynı evde yaşamazlarmış. ama kadınlarsız da olmuyormuş.

çok sinirlenmiştim. evlenilen kadın seçiminde çuvallanıldığı, cinsellik için apar topar yapılmış evliliklerden bahsedildiği, hayatının temelinde olan okuma faaliyetine asla dahil olmayacak bir hayat arkadaşına sırf fazla akıllı, bilgili olmasın, benim mutlak üstünlüğüm sürsün diye razı gelinmiş olması falan bir kenara atılmış, buradan tüm kadınlar hakkında bir genellemeye varılmıştı.

ayrıca o kadınların tıpkı "cesur yeni dünya"daki gibi kitaplardan soğutularak büyütüldüğü, uysal ve uyumlu birer temizlik otomatı, el ve ev işi canavarına dönüştürüldüğü ailelerden çıkıp geldiğine eminim. işte bu yüzden zaten tıpkı transbireylerin kadınlıklarının abartılı, allı pullu, taşlı leoparlı, dantelli tüylü görsellikleri gibi bu evlerde de abartı doğal olmayanı gizliyor. doğal gelişimi engellenmiş, her türlü aykırılıkları törpülenmiş, orijinallikleri budanmış insanlardan bahsediyoruz. bireysellikleri, küçük çılgınlıkları genelde bir renge, bir objeye aşırı düşkünlükle tezahür ediyor. bu evler de böyle renge, çiçeğe, böceğe boğulmuş bir şekilde karşımıza çıkıyorlar. gerçi umduğumdan daha az nar, fil ve fatima ana eli gördüm. umduğumdan da çok mumluk.

yemekteyiz programı sayesinde bir çok türk evinin içini görmek kısmetine sahip olmuştuk. perihan mağden de bir yazısında resimsiz, kitapsız ve zevksiz bu evler üzerinden beyaz türklere geleneksel çakma güdüsünü tatmin etmişti. burada da islamcı yeni sermayeye çakmak için kullanılmış. ama her iki durumda da kendimize paye çıkarmayı biliyoruz. zamanımız ayırıp milletin evlerine bakıyoruz ve kafa yoruyoruz. zamanımız bu kadar da bol değil.

devamını okuyayım »