supraterritorial

  • 325
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

nida tüfekçi

çamlığın başında bir ince duman
gördükçe ağlardı gözü nida'nın
ziya'yı* vurmuşlar yol ortasında
nasıl dayanırdı özü nida'nın

baba oldu türkülerin merdine
acı çekti bir sürmeli* derdine
şikayet etmedi bir gün virdine
ilkbahardı kışı yazı nida'nın

bir gün kırşehir'de, bir gün banaz'da
adım adım gezdi baharda yazda
bizi üşütmedi karda ayazda
yandıkça büyüdü közü nida'nın

türküler nida'sız onulmaz hasta
halaylar üzgündür, bozlaklar yasta
ankara'da, kayseri'de, sivas'ta
hürmetle edilir sözü nida'nın

yedi kalem ile yazı yazardı
aslı akdağlıydı, gurbet gezerdi
türküleri duruşundan sezerdi
görünce ışırdı yüzü nida'nın

bir ömür adadı, samaha bara
sadamızı yaydı dört bir diyara
türküler uğruna düştü nâra
çıra oldu yandı özü nida'nın

bu ses nerden gelir, kimdir bilinmez
alır gider bizi, gayrı gelinmez
yüz asır geçse de yine silinmez
bozok yaylası'ndan izi nida'nın

devamını okuyayım »