uuykaf

  • 1759
  • 1
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

güney kore'de yaşamak isteyenlere tavsiyeler

6. ay tecrübelerimi not düşeyim, belki birilerine bir faydam dokunur.

hem burada hem de insta hesabımda baya sorular geliyor. nasıl gittin, nasıl iş buldun, maliyetler nasıl, ben pizzacıyım abi bana iş var mıdır ki... tadında çok orjinal sorular geliyor, elimden geldiğince cevaplayayım;

soru: yaşam koşulları nasıl, pahalı mı? mayış yetiyor mu ? birikim yapılıyor mu ?

- türkiye' den biriktirdiğim parayla gelince baya sarstı başta, pahalı gelmişti ama çalıştıkca ve buraya uyum sağladıkça aslında alım gücünün ne kadar yüksek olduğunu farkettim. yani şöyle söyleyeyim, maaş bitmiyor amk. abartıp bokunu çıkarırsan elbette biter, bitmeyen para olmaz.

kendimden örneklersem, yemeyi-içmeyi seven adamım, sigara kullanıyorum. her haftasonu dışarda yiyorum sonrasında sabahlara kadar o bar senin bu bar benim geziyorum (her cumartesi). bir ayın sonunda benim elimde 3 bin dolara yakın para kalıyor. ancak burada ev kirası vermiyorum, okul ödüyor. onun da önemi büyük çünkü kiralar yüksek.

yemeyi içmeyi severim derken harbiden severim. bugun cuma mesela evde keyif yapayım dedim. biramı aldım, üstüne de bir kilo wagyu çaktım. wagyu dedim evet :)

caps or didn't happen;
https://eksiup.com/p/t221466ew6kv

bunun haricinde market fiyatlarını merak edenler çektiğim şu video' ya bakabilir.
https://www.youtube.com/watch?v=48qxqv0c1nu

soru: ırkçılık var mı? iş-arkadaş ortamı nasıl?

ırkçılık fazlasıyla var. mesela türk' leri haddinden fazla seviyorlar :)

şaka şaka, ırkçılık falan yok. yabancıysan eğer, genellikle gelip nerelisin diye soruyorlar, sırf muhabbet için. çekik gözlü olmayınca adamlara sempatik geliyor sanırım. bir de türkiye deyince direk brother muhabbetine dönüşüyor olay. ulan ne tekila ısmarladılar burda. barlardaki muhabbete değme zaten. mutlaka masaya çağırmalar, ikramlar. bir de ucuz içki ısmarlamıyorlar la. bira içiyorum mesela illa ki ' iç, bendensin, brother' muhabbeti. tamam diyorum, biradan devam edeyim, adam beğenmiyor. long island içerken ciğerleri elime alcam az kaldı :)

iş ortamı: akıl hastalığı derecesinde. yine kendimden konuşayım.. günlük rapor, haftalık rapor, aylık rapor, haftada 2 gün öğrenci velilerine mail durum bildirimi, her cuma phone teaching dedikleri haftalık öğrenilenleri telefonda sorma. daha bir sürü manyaklık. adamlar deli gibi çalışıyor.

soru: kore' de iş var mı hacım? ben pideciyim, gelsem iş bulur muyum?

- eğer çok orjinal bir işiniz yoksa, güney kore' de çalışmak istiyorsanız ve halk ile dialog gerektiren işleri yapacaksanız önce hangul öğreneceksiniz arkadaşlar. maalesef ingilizce ile kurtaramazsınız çünkü orta yaş ve üstü pek ingilizce bilmiyor. gençler nispeten daha iyi ama yine de çalışmak için hangul bilmek şart.

ben ingilizce öğretmeni olduğum için kore' ce bilmemem iş hayatımı etkilemedi ancak yine de günlük hayatta bazen sıkıntıya düşüyorum.

soru: işi nasıl buluruz? ne yapmamız lazım?

- bu soru çok geliyor, milletimizin tez canlılığından olsa gerek, hemen işi bulup gelip çalışmaya başlayacak gibi bir tavır oluyor. gel kardeşim, yarın başla dememi bekliyorlar sanırım. izlemeleri gereken yolu az anlatınca hemen vazgeçiyorlar :)

işi türkiye' de nasıl buluyorsanız korede' de öyle buluyorsunuz. internet yani .önce cv atılır, cv hoşlarına giderse zaten geri dönüş yaparlar. sonra skype mülakatı. mülakatı da geçersen firma senden belgelerini hazırlamanı ister. diploma onayı, tercümesi, sabıka kaydı vs. onlar kore' ye ulaşınca da vize başvurun firma tarafından yapılır.

devamını okuyayım »