şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • efsane at (bkz: bold pilot) ve efsane jokey (bkz: halis karataş)'ı anlatacak yeni film. fragmanı aşağıda mevcut:

    https://www.youtube.com/watch?v=u9wq75zzozc
  • filmin adı şampiyon olarak kısaltılmış.
  • bu yapım harikası filmin fragmanını izledikce aklıma yarıslarda olen atlar, ozellikle gecen sene icinde kırbactan bayılıp sonra da olen at geliyor.
    eminim harika bir filmdir. zaten fragmanından da belli. sadece hayvanların istismar edildigi belli baslı meseleleri romantiklestirmeyelim diye bu notu yazmak gerekli.

    buyurun okuyalım:

    https://gaiadergi.com/…ar-hakkinda-bilmedikleriniz/
  • arkadaşlar rica etsem fragmanın ingilizce alt yazısını olusturabilir misiniz? ıngilizce yayın yapan kanallarda yayınlamaya çalışmak istiyorum. yeşillendirirseniz mutlu olurum.

    not :maddi bir çıkar yada böyle bir ihtimal bulunmamaktadır.
  • film hakkında hiçbir şey yazmayacaktım, ancak 30 kasım 2018 günü galasına gitme imkanı buldum. bu galada da yapımcısı monsieur "sosyal medyada lütfen bizi ve filmimizi olumlu-olumsuz eleştirin" dedi. bu çok hoşuma gitti.

    spoiler değil bence, ama güvenmiyorsanız kendinize devamını okumayınız

    spesifik bir şu karakter de şunu dedi, amma da saçmaydı şu sahne diye bir not düşmeyeceğim. bu sayfalar alır ve bu film artık hayatımdan çıksın istiyorum. filmi gerçekten bir sinema izleyeni gibi izleyenler film üzerinden aslında türk sinemasının bugününe değindiğimi anlar, umarım.

    film önümüzdeki hafta cuma galiba vizyona girecek. sonra söyleyeceğimi başta söylüyorum: türk sinema izleyicisi diye bir şeyden söz etmek mümkün değildir; çünkü galadaki insanlar 2 saatlik bir "reklamsız" dizi bölümü izlediler. üstelik çok da sevdiler ve haftaya tekrar tim'de devamını izleyebilmek için birbirlerini öldürebilirler.

    sinema güncel estetik değerleri göz önünde bulundurarak ama klasiğe de sırt çevirmeden öykünüzü anlattığınız bir araçtır. dolayısıyla eğer ki sinemada bir filmi izliyorsam, hiç olmazsa bir yönetmen seçkisi resimler bütünü görmek isterim. nankördür sinema izleyicisi, oyunculuk da görmek ister, bitmedi mekanlar da iyi olsun ister. eğer biraz göz sahibiyse ışık devamlılığına kadar bakar. eli kalem tutan ve biraz mürekkep yaladıysa senaryodaki bütünlüğe, yan olayların ana olaya katkısına, figüranların hipodromdaki el-kol hareketlerinin gerçekliğine kadar bakar. üstelik türkiye'nin iki büyük yapımcı firmasını bir araya getiren bu yapımda acımasız olmak da görevidir.

    bana güzel sanatlarda öğretilen ilk şey: "karakter senarist istedi diye değil, olay-öykü öyle gerektirdiği için bir şey yapar/söyler" filmin tamamında karakterler keyfi hareket ediyor. "bu niye şimdi böyle oldu ki?" demekten yoruluyor sinema izleyicisi. bu ise artık sizin filmi izlemekten çok "dramatik kırılma anları yaratamama hataları" aramanıza sebep oluyor. filmde kötü duruma düşen biriyle ilgili dalga geçerken buluyorsunuz kendinizi, çünkü ortam çok karanlık ve öyküyle alakalı hiç umut yok.

    çok çok özgün ve türkiye'de sinemada öyle yerli yapım olarak pek sık rastlanmayacak kadar özgün bir öykü var ortada. ben dahil birçoğumuz halis karataş'ın arka planında ne olduğunu bilmiyorduk. ancak bunu türk dizi izleyicisinin anlayacağı seviyeye çekerseniz o film olmuyor, olamıyor. o bir slayt gösterisi oluyor. senaryonun kendi içerisinde çok amatör, ama salonun çok güldüğü/duygulandığı anları var. "e be kardeşim, işte reaksiyon almış" diyecekler olabilir. alabilir film. ancak bu şekilde amatör hatalar silsileleriyle dolu filmler çekersek, türk sineması olduğu yerde bile sayamıyor gördüğümüz gibi, birbirinin eşi romantik komediler ve osuruk komiği komedilerle vakit öldürüyor.

    yazık ki övünülecek bir film yok ortada. evet emek var ama bu emek muhabbeti boş bir muhabbet artık. dünya ile amerika ile yarışmak mümkün değil, ancak 1940lardan beri çok çok yenilikçi bir avrupa sineması var ve hiç de uzak değiliz oraya. altyapı olarak iyiyiz, yetişmiş elemansa niceliksel bakarsak gerçekten var. evet bu elemanları donatamıyoruz, niteliksizler çünkü.. hepsinin değil ama birçoğunun derdi "cigara" içebilmek, bira içebilmek, roma'ya tatile gidip, hollanda'da köprüye kilit takıp bisikletle şehir turlamak ama hiçbir zaman özenmekten vazgeçmemek.. çünkü reklamda-klipte-dizide heba olan; yetmiyor gibi üstüne paraları verilmeyen bir avuç acayip insan bunlar. sektör olarak ortada bir sektör de yok aslında. dolayısıyla bu monsieur/mademoiselle ve madamların yönetmen de olsalar, gaffer de olsalar, çaycı da olsalar, "sessiizliiiiik!" diyen yardımcı yönetmen de olsalar yapabilecekleri şeyler kısıtlı. bu film de bunun en güzel kanıtı.
  • çok beğenilecek, konuşulacak film.
  • filmin galası çok görkemliydi. bittiğinde dakikalarca ayakta alkışlandı. ama alkışladıkları yönetmen değil, başrol oyunsu “at” dı.

    başrolde at oynuyor. “at”. insan değil, böcek değil, mavi yeşil algler değil. “at”.

    at ya at... dıgıdık dıgıdık koşan, çifte atabilen, üzerine bahis oynanan “at”.

    ayrıca atın oyunculuğu müthiş. esas oğlandan ve esas kızdan da daha iyi oynamış. belli ki rolü kapmak için yönetmenin yatağından geçen atlardan değil. oyunculuk eğitimi almış bir at.

    sakın filmin yarısında çıkmayın çünkü ikinci yarıda at dillere destan, hafif duygusal koşuyor. o diyaloglara tepkisi, saman yerken ağzını şapırdatması efsane.

    kesinlikle ödül de almalı. şimdi cinsiyetini bilmiyorum ama (belki de unisex bir attır) en iyi erkek/kadın oyuncu seçilmeli. mümkünse ödül konuşması da yaptırılmalı.

    filmdeki göze çarpan tek eksik; cast listesinde at yok. atın adını yazmamışlar. oha! başrol oyuncusunun adının yazılmadığını ilk defa görüyorum. büyük ayıp. film vizyona girmeden bu konu düzeltilmeli. atın adını öğrenemediğim için google’da aratıp fotoğraflarını indiremedim.

    en beğendiğim aktör sorulduğunda kekelemeden “al paçino” diyen ben, artık “at” diyorum. evet. bu filmdeki at.

    ismi ne lan bu atın?

    edit: film kesinlikle çocuk filmi değil hatta +18 zira pek çok sahnede atın yarağı görünüyor ve koşarken sallanıyor. sansürlememişler.

    yönetmen bir çılgınlık yapıp, duygusal bir filmden, at pornosuna geçiş yapabileceği pek çok zemin varken yapmamış. bu beni memnun etti.
  • kral film olmuş. her başarının ardında bir dram vardır sözünü doğrulayan bir film daha yapmışlar. emek verenlere teşekkürler.

    --- spoiler ---
    -yok babam! ben bold pilot'un yanına at yazmam, kupon yatarsa da yatsın.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    en beğendiğim aktör sorulduğunda kekelemeden “al paçino” diyen ben, artık “at” diyorum. evet. bu filmdeki at.

    ismi ne lan bu atın?
    --- spoiler ---

    filmde oynayan atin adi ganesh. bold pilot ın 2009 dogumlu yavrusu. ayni babasi gibi esgale sahip. fakat bold pilot in ulastigi basarilara yetisemedi yavrulari. 2 kez start almis olup cok yorulmadan kosulardan cekilmis.

    link
  • ılker canikligil mode on - hikaye anlatmakla film yapmak ayni sey degildir. cok guzel bir hikayeyi rezil bir filme donusturebilirsiniz. yapimci filme karismamalidir. yonetmen her bir plana dikkat etmelidir. niye gosterdi ki bunu olmamalidir. para yatiran yapimci kar elde etmek ister ama film yonetmenindir ve yonetmene karisilmaz. amerikan sinema mantigi ile film cekilmesi gunumuzde yaygindir. mode off-

    galasina gittigim icin rahat atip tutabilirim bence.
    belgesel yapsalarmis daha iyi olurmus.
    belgeselin kitlesi yok diye iki yildizli film yapmislar.
    cukur dizisinin de yapimcisi ayni oldugundan diziden sacma sapan reklam yerlestirmeleri fragman diye gorduk sosyal medyada iki hafta boyunca.
    ızleyici kitlesi at yarisi severler ve boldpilot sevdalilari ki 30-50 yas kitlesi var filmin. gala'ya gelenlerin bir kismi filmdeki calisanlarin aileleri digerleri hipodrom amcalariydi. film izleyicisi yoktu.
    farad ve kuskan basarili ama koç icin ayni sey soylenemez.
    filmde her biri 5 dakika 3 yaris izledik. 120 dakika film bitmek bilmedi. oysa gazi ve avrupa kosusu yeterliydi. sekanslar cok gereksiz ve uzundu.box'a girerken ki sessizlik vurgusunun bir kez verilmesi yeterliydi.

    yarisi burun farkiyla kazandigi anda giren muzik cok cirkindi. oysa sessizlik olsaydi hungur hungur aglardik ve film icin bir climax olurdu.
    genel olarak muzikler ile planlar cok uyumsuzdu.
    kemoterapi sahneleri cok gereksizdi daha ozet verilebilirdi. yer supuren temizlikci ayrintisini anlamadik, bos bir kareydi, flash araba bos bir ayrintiydi, halis karatas'in babasi ve kardesi ayrintilari neden verildi belli degildi...ee yani?
    son kisimdaki roportajlar asiri sacmaydi. film inandirici degil bakin halis'i sahit getirdik gibi olmustu. son powerpoint de kötüydü. kim montajladiysa hic montajlamamis ard arda birlestirmis gibiydi.
    senarist keske oncesinde duzgun bir arastirma yapsaymis neyin onemli olduguna karar verebilseymis...
    fikret kuskan'i neden hulusi kentmen yapmaya calismislar anlamadik.

    o degil de ingiliz atlari guzel hayvanlar...bold piloti canlandiran atlarin isimlerini umarim ogreniriz. bir de filmde halis karatas'in kendisini gormek guldurdu...o guzel bir ayrintiydi.