şükela:  tümü | bugün
  • bo burnham'ın zihninin içinde* yolculuğa çıktığımız yeni işi.

    eğer mizahını seviyorsanız direkt izleyin. hiç izlemediyseniz bile bununla başlayabilirsiniz, müzikal komediyi kara mizahla karışık bir şekilde gayet başarılı yapıyor. fakat bu şovu stand-up tarzı değil, pandemi sırasında tek başına evde yazıp, yönetip, kurgulayıp, şarkıları bestelediği bir şov. bu kadar işi tek bir kişinin yapıp da böyle mükemmel bir sonuç elde ettiğini görmek insanda üretme istediği uyandırıyor.

    görsellik açısından aşırı doyurucu bir iş ortaya koymayı başarmış. zaten şovlarında buna özen gösteren biriydi ama sahne sınırlarının kalkmasıyla yaratıcılığı tavan yapmış. her kareyi çekerken ne kadar özenli davrandığı belli oluyor. kurgusu ve geçişleri, şovun başlarında kötü olacağını belirtmesine rağmen,* gayet akıcı ve oluşturduğu görsel ritmi aksatmıyor.

    şarkılar yine akla takılır cinsten. fakat bu sefer sadece dinlemek değil, dinlerken klibi de izlemek gerekecek. özellikle bir yandan ayağındaki pedallarla ışıkları yönlendirirken eliyle de ritimle uyumlu bir şekilde flaşı yönlendirdiği şarkının ışık koreografisi izlemeye değer olmuş.

    mizahın yanı sıra önceki şovu make happy'nin sonunda olduğu gibi tekrardan izleyeni buruk bir tebessümle baş başa bırakmayı başarmış.
  • türü kesinlikle komedi olmayan deneysel yapım.

    netflix'teki diğer iki gösterisi çok eğlenceli olan bo burnham için bir ara reddit'de aslında depresif mizaçlı biri olduğuna dair bir tartışma vardı. inside'ı izlerken gördük ki adam bu sefer kafayı taktığı meseleleri şakaların arkasına gizlememiş ve birkaç hicivli şarkı dışında bu kez baya insanı izleyince şişiren, biraz iç sıkıntısına sebep olan bir içerik üretmiş. o yüzden eğlenceli bir şey izleme havasındaysanız hiç bulaşmayın ama internette gezerken fuck society diye içinizden geçirdiğiniz, havanın kapalı olduğu bir günde oturup seyredebilirsiniz.

    --- spoiler ---

    tek başına o kadar şarkıyı yaz, bestele, farklı açılardan bir sürü çekim yap, ışığı ayarla, görüntüleri edit'le vs. adam yetenekli, hakkını vermek lazım.

    annesiyle yaptığı facetime görüşmeleri için yaptığı şarkı çok iyi, benim yörük anamı whatsapp'dan aramalarım gibi olması çok garip ama tatlı bir benzerlik.

    beyaz kadın instagram'ı daha önceden yaptığı şarkılarla aynı tarzda ve baya iyi.

    panik atak nedeniyle sahneye çıkmaya ara vermesine saygı gösteriyorum tabii ama bunun dışında topluma dair kafaya taktığı meseleleri fazla kafaya taktığını bir eşi dostu kendisine söylemeli. bunlar zaten birçoğumuzun yaptığı gözlemler. insanın bunlara bu kadar sinirlenip kendisi hırpalaması sağlıklı da mantıklı da değil. neşeli samimi bir kız arkadaş bulsa kafasını meşgul eden birçok meselenin kendiliğinden kaybolup gittiği görecektir.

    --- spoiler ---

    evet, bugün oturdum ve 1.7 milyon takipçisi olan, hali vakti yerinde bir hollywood ünlüsüne üzüldüm. keşke eşim dostum olsa da onlar da bana bir şeyler söyleseler.
  • 1- tartışmasız bir şekilde tüm zamanlar ve bağlamlarda bu iş bir sanat eseridir.

    2- bir insan bu şovu beğenmiyorsa bizden değildir. sadece bu şov üzerine konuşabildiğim için bir kadınla evlenir, bir erkeğin ölümüne dostu olurum.

    3- bo burnham kendi ruhunun madenciliğinin yapmış, çıkanla dürüstçe yüzleşmiş, onu kalifiye bir zanaatçı gibi ince ince işlemiş, her bir saniyesinde estetik kaygı gütmüş ve kendi devrinin entelektüel tartışmalarındaki konumunun açıkça göstermiştir. dünyada çok az insan bir yıl uğraşıp bundan daha iyisini yapabilir.

    4- gösteri beni başından sonuna kadar düşüncelere boğdu ancak tek bir düşüncemle bile mantığımın yüzleşmemesini sağladı. çağrışımlar, metaforlar, duygular her şey birbirine karıştı aklımda ve eser karşısında sadece sarsıldım. geçişlerini, sahnelerini, bütünlüğünü, alt anlamlarını ve derinliğini düşünürken akıştan kopmamak için o kadar zorlandım ki bunu anlatamam.

    5- evrensel olarak düşünüleni senden daha derin düşündüğünü gösteren ve bunu ustalıkla hissettiren üstelik bunu sadece kendisiyle hesaplaşırken yapan bir insana sanatçı demeyeceksek tam olarak kime sanatçı diyeceğiz ben bilmiyorum.

    6- bo burnham bir sanatçıdır, inside bir sanat eseridir, bu gösteride kendi özgül evrenselliğinin duygusunu bulan herkes de sanat alıcısıdır.
  • o kadar başarılı ki hem teknik açıdan hem de içerik açısından gelecekte daha iyisini yapabileceği konusunda emin değilim.

    ayrıca, bir şeyler üretmeye dair motivasyonum artması için arada bir izleyeceğim. başucu kitabı niteliğinde bi eser resmen.
  • zuckerberg and gates and buffett
    ameteurs can fuckin suck it
    fuck their wives
    drink their blood
    come on jeff get em
  • benim için çok özel iki performans sanatçısından beyaz olanının* umuyorum şimdilik son eseri.

    ilk yarısında bol bol güldüm ama intermission sonrası tonu oldukça değişiyor.

    genel olarak insanlar bo burnham'ın ruh sağlığını endişe verici buldukları için kötümser bakıyorlar olaya. inside, netflix'te bile suicide uyarısı ile yayınlanıyor ve hem yapıtın içinde bo burnham intihardan bahsediyor ama intihar etmeyin uyarısında bulunuyor, hem de kredilerde intihar eğiliminiz varsa ya da aklınızdan bu düşünceler geçiyorsa yardım hatlarını arayın notu var.

    ben ise olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum. annesi ile facetime yaptığını anlattığı şarkıdan hemen sonra sağ alt köşede fight club usulü bir frame giriyor çıkıyor. bu frame, şovun sonuna doğru parodisini yaptığı let's play videolarındaki görüntü ve bence şu mesajı veriyor: ben burada gördüğünüz karakteri oynuyor ve oynatıyorum. o kısımda hatırlarsanız ağlamak için x'e bas vs gibi komutları takip ediyor ve karakterini bol bol ağlatıyordu.

    bu yüzden bo burnham'ın depresyonda olduğu vs gibi durumları ya da ruh halinin sağlıksız olduğu seçeneklerini tam olarak elemine etmeden durumunun inside'da yansıttığı kadar korkunç olduğunu düşünmüyorum. kendisinin aşırı farkında, kendisine canavarca eleştirel, her şeyi, olan biteni, kendisini, beklentileri çok fazla sorguluyor ama görüşlerin aksine intihar edeceğini veya durumun kendisi için daha kötüye gideceğini düşünmüyorum. daha susam sokağı'nın şarkılarını yazacak.

    bo burnham'ın dediği gibi: art is alive, nothing is real.

    (son bir not: gördüğüm - izlediğim şeylerle sınırlı kalarak yapacağım yorum: daha iyisi ya da yaratıcısı yapılamaz diye düşünüyorum. kendisine hayranım.)

    (son not 2: ok computer'a değil the wall'a daha çok benzettim)
  • uyku tutmuyor. i feel like shit şarkısını açtım arka planda. şimdi üçüncü kez izleyeceğim.

    20'li yaşlarda izlediğim en iyi film.

    edit: en iyi film.
  • gözümü kırpmadan her saniyesinden keyif alarak izledim. white woman's instagram şarkısı favorim oldu derken arkasından sexting geldi sonra arkasından daha iyileri. üst üste defalarca izleyesim var baştan sona. müthiş yaratıcı bi iş.
  • kendisinin, yeni bir werther etkisi yaratmasından korkuyorum açıkçası, bu son gösterisi bir beni böyle etkiledi sanıyordum ki okuduğum yorumlardan anladığım kadarıyla herkes aynı durumda.
    günlerdir kendime gelemememin tek sebebi tekrar tekrar gösteriyi izlemiş olmam.

    herkesin kendinden kaçmasını, kendi içinde sıkışmasını ve sonunda kendiyle yüzleşmesini anlattığın için,
    dünyanın sonunun zaten bizim için çoktan geldiğini yüzümüze bu kadar açık söylediğin için,
    daha yeni başlamasına rağmen her şeyin bitmek üzere olduğunu ve herkesin bildiği o yere gitmeye hazır olmadığımızı hatırlattığın için teşekkürler bo burnham

    edit: etkisinden hala çıkamadığım gösteri
  • her anlamda bo burnham'ın en iyi işi olmuş. klasik stand-up gösterileri de depresif bir alt metine sahipti ama bu kez iş komediden ziyade deneysel bir başyapıta evrilmiş.

    nasıl hissedeceğimi bilemiyorum ama şu 1.5 yılda yaşadığım her buhranı sadece 90 dakikada bana tekrar tekrar hatırlatmış, içinde bulunduğumuz absürt durumun anlamsızlığını yüzüme çarpmıştır. altın değerinde resmen, mutlaka izlenmeli.