şükela:  tümü | bugün soru sor
  • iskender pala' nın son kitabı. gönüllere şifa bir hayat hikayesi: peygamber efendimizin hayatını bir de onun kaleminden okuyacak olmamız gerçekten heyecan verici.

    mihmandar'dan sonra çıtayı iyice yükseltti. umduğumuzu bulabilecek miyiz bakalım.
  • okudukça içine alan elinden bıraktırmayan bir kitap. bülbülün gözünden bu kadar güzel anlatılabilirdi resulullah.
    iskender palayı severdim bu kitapla başka bir sevdim ısrarla tavsiye ediyorum.
  • an itibariyle sevdiceğimin saatlerdir gözünü ayırmadan okuduğu, zaman zaman gözlerinin dolduğu ve soluğunu tuttuğu kitaptır aynı zamanda.
  • kitabın yarısına bile gelmedim; ama şunu söyleyebilirim: okuyun, okutturun.
  • tek kelime ile muazzam bir kitaptır. iskender pala 'nın kalemiyle peygamber efendimizin hayatını duygu yüklü ve oldukça hisli bir şekilde okudum gerçekten.

    --- spoiler ---

    ölüm hayatın zıddı değildi, bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi.
    --- spoiler ---
  • 80-86 arası sayfaları tuylerim diken diken vaziyette dönüp dönüp tekrar tekrar okumaktan eskittigim kitap.

    yazan da güzel, yazılan da, yazdırtan da..
  • dostum dediği ibrahim’e verdiği bir söz üzerine peygamberimizin tevhid mücadelesindeki dönüm noktalarına dair 40 şarkı besteler bülbül. o gün bu gündür bülbüller 41’inci şarkıyı besteleyebilmek için uğraşır dururlar; nafiledir iki milletin mücadelesindeki kırk dönemeç hakkındaki 40 şarkı öyle üst perdedendir ki 41’inci hala bestelenememiştir.
    iskender pala siyeri duygusal ve heyecanlı bir muhabir edası ile anlattırmış bülbülün ağzından. pala’nın türkçe’ye hakimiyeti ve edebi gücü ön plana çıkmakla birlikte eserin klasik siyer kaynaklarına bağlılığı dikkat çekicidir.
    özellikle gençlere sürükleyici bir siyer okuması için önerilir.
  • henuz baslayacagim kitap. kendisinden beklentim oldukca yuksek. hem yazim dili aciisndan, hem de beni tazelemesi acisindan. umarim aradigimi bulurum. okuyunca buraya gelip ne dusundugumu de yazacagim soz. vira bismillah...

    yillar sonra gelen edit: o kadar bulamamisim ki, entryi budutlemek aklima bile gelmemis.
  • bir bülbülün gözünden efendimizin hayatı...

    gerçekten okunması gereken bir kitap.

    okumaya başladıktan sonra kaç saat geçti bilmiyorum ama kafamı kaldırdığımda nefes aldığımı hissetmeye başladım.
  • iskender pala'nın bu kitabı yazış sebebi, benim de okuma sebebimdir.

    ay gibi parlayan yusuf, mısır’a köle diye getirilmiş, pazarda satılacaktı. herkes ona bir paha biçiyor, âşıkları sıraya girmiş müşteri yazılıyordu. kimisi sandık sandık mücevher, kimisi çuval çuval misk, kimisi top top kumaş hazırlıyorlardı. rayiç yükselmiş, fiyat arttıkça artmıştı. tam o sırada, yüzündeki çizgilerden bütün ruhunun haritası okunabilen iki büklüm bir ninecik korkak adımlarla kalabalığa yaklaştı. heyecandan sesi titriyordu:

    “bana yol açın. yusuf’u almak istiyorum! sakın beni unutmayın, mezatta pey süreceğim, bana yol açın!”

    muhafızlardan biri önünü kesti:

    “ilahi nine; asillerden ve zenginlerden bunca âşığı varken, yusuf’u neyle alacak, mezat terazisinin kefesine ne koyacaksın?”

    ninecik elini kuşağına attı:

    “işte bir kelep ip size; tam 99.999 ¹ ilmek, yaşlı gözlerimin emeği!..”

    muhafız, usulca koluna girdi, üzülmesini istemiyor gibiydi:

    “aklın var mı senin annem? herkes bunca hazineler yığarken meydana, eğirdiğin şu keleple mi yusuf’a talipsin?”

    ninecik yusuf’u yürekten seviyordu besbelli. muhafızın samimiyetini görünce çözülüverdi. istiyordu ki kendisini meclisten sürmesin, yusuf satılırken orada bulunabilsin, onu seyretsin, koklasın. yalvarır gibi boynunu büküp mırıldandı:

    “bilirim oğul, metaım herkesten aşağıdır amma gönül de yusuf’u istiyor. şu ip elimden gelenin hepsidir; bununla güzeller güzeli yusuf’u satın alamayacağımı ben de biliyorum. lâkin maksadım odur ki beni de onun talipleri listesine yazsınlar, ‘o da yusuf’a müşteriydi!’ desinler. ben müşteri olayım da, belki de alıveririm!”

    99.999 kelimeden 578 sayfadan oluşan kitapta yer alan notların sayfanın altında değilde arka bölümde olması biraz can sıkıcı. zaman zaman gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz okurken.

    "mirac'da aşık ile maşuk halvet olmuşken, maşuk huzurundan ayrılıp bu insanlar hatırına mı geri dönmüştü ? " bunu okuduğunuzda ise boğazınız düğümleniyor sadece.