*

şükela:  tümü | bugün
  • 19. yy'da ya$ami$ fransiz denemeci, $air, ele$tirmen ve galiba da romanci.*

    zannedersem bu saint-beuve denilen $ahisin ununu me$ru kilan $ey marcel proust ustadin kendisine kar$i kaleme aldigi contre sainte-beuve,* yani saint-beuve'ye kar$i adli denemeleridir. sainte-beuve'ye gore bir sanatci ile o sanatcinin urettigi metin arasinda direk, organik bir bag vardir. bu bag, yazarin psikolojisini, ruhsal durumunu, zihinsel ketlerini ve linguistik kapasitesini metne transfer ederek metnin, yazar denilen fenomenin bir reprezantasyonu olmasini saglar. bu yuzden de bir romani anlamak icin, yazar hakkinda maksimum bilgi sahibi olmak gerekir diye du$unmektedir beuve. buna ornek olarak da bazi yazarlarin bazi kelimeleri surekli bir $ekilde kullanmasini ornek gosterir sainte-beuve.
  • lakin proust'a gore de sainte-beuve yanilmaktadir, cunku, mosyo proust, romancilarin kitaplarini kendilerinden ve sosyal cevrelerinden kacmak icin, "kendi bagirlarini arayarak," ama ayni zamanda da yapay bir ki$ilik olu$turarak, yazdiklarini iddia eder. hatta bu du$unceler v.s naipaul'un nobel edebiyat odulu'nu kabul konu$masinda dile getirilir: proust'ya gore metni ve yazari olumsuz kilan birbiri arasindaki reprezentasyon ili$kisi degildir de, insanin icindeki lo$ ve mat gercekliklerin "emek" ve "$ans" ile aciga cikartilmasidir-- tabii sainte-beuve'nin buyurdugu uzre kendi ozune bagli kalarak olmaktan ziyade, o ozu hic kaale dahi almadan kurgusal bir ki$ilik yaratma suretiyle.
  • 1830larda yazdigi 'portreler' isimli ,cagdasi oldugu yazarlari ve eserlerini konu aldigi eserinde yeni bir elestiri türü olan biyografik elestiri yöntemini gelistirmistir.ayrica elestirinin bir tur olarak benimsenmesi 19.'yy in ortalarinda kendini elestirmen olarak ortaya koyan ve elestirinin kurallarini bulan sainte beuve sayesinde olmustur.
  • ünlü fransız eleştirmen. liseyi tamamladıktan sonra tıp fakültesine girdi ise de, edebiyata olan merakı yüzünden burayı bitiremedi ve edebiyat ile edebiyatçılar üzerine makaleler yazmaya başladı. hayat.

    başta victor hugo olmak üzere, zamanının büyük şair ve yazarları ile tanışmış; romantizm akımına katılarak, eleştiri yazılarından başka roman ve şiirler yazmıştır.
  • "söylem üzerine söylem yaratmak" tanımıyla eleştiriyi tanımlamada zirveye çıkmış eleştirmen, edebiyatçı.

    kendisinin kıskanç bir kişilik olduğu söylenir. diğer taraftan yazmakla boğuştuğu dönemde yan odada bir seyler karalayan ev arkadaşı da hugo'nun ta kendisidir.
  • 19. yüzyılın en önemli edebiyat eleştirmenlerindendir. "pazartesi konuşmaları" adlı eseriyle eleştiri türünü edebîleştirir.

    en önemli yanı ilk defa edebî portre olşturmasıdır. tıpkı tanpınar'ın türk edebiyatına uyguladığı gibi yazarları yargılamaktan çok onları psikolojik, sosyal ve edebî yönleriyle bir bütünen ortaya koymaya çalışır. yani onda eleştiri bir değerlendirmeden ziyade yazarı ve eseri açıklamaktır.

    edebî eleştiriye romantiklerle başlar. onları tanıtarak romantik ekole destek olur. eleştirilerinde insan ruhunu bulmaya özen gösterir. bu yaklaşımı daha sonra diğer edebiyatçılar tarafından tenkit edilecektir. çünkü eseri inceleyerek yazarın düşüncelerine ulaşmayı hedeflemek, yazarın biyografisini oluşturmaya çalışmak veya yazarın psikolojisini keşfettiğini sanmak yetersiz bir yaklaşımdır.
  • [yine proust'a göre, "aynı bedende büyük bir deha ile birlikte yaşayan insanın bu dehayla çok az bir bağlantısı vardır; yakınlarının tanıdığıysa bu insandır; dolayısıyla, sainte-beuve gibi yapıp şairi insana bakarak veya dostlarının sözleriyle yargılamak saçmadır. insanın kendisine gelince o yalnızca bir insandır ve kendi içinde yaşayan şairin ne istediğinden de tamamen habersiz olabilir." (...) toplumsal yaşamlarında baudelaire'in tuhaf, stendhal'in gösterişsiz, flaubert'in ise iyi, uysal biri olmasının yanı sıra hapıtlarının bir dehanın yapıtları olduğunu görememiştir sainte-beuve, proust'a göre.] mehmet rifat - marcel proust ya da bir roman yaratmak