şükela:  tümü | bugün
  • yumuşak g'li olandan ayrı biçimde, anadolu'da g ile vurgusu artırılmış bir hitaptır. "nasılsın ciger" mesela... hitap sırasında "canım ciğerim" derken yumuşak g'li biçimde kullanmak gerekir. tek başına söylerken "ciğer demek hoş durmuyor. değil mi ciger?
  • farsçada ciğerin doğru söylenişi.
  • anadoluda yakin buldugun birisine seslenis seklidir
  • (bkz: #63346221) entrysinde sözkonusu yazıları yazıp kaçan yazar.

    (bkz: abd'nin 3 ayda ağzıma sıçtığı gerçeği)
  • (bkz: diyarbakır)
  • 3 gibi eve giderken mahallenin cocuklari seslendi. bir apartmanin bodrumunda iki yeni dogmus kedi bulmuslar, kutunun icine koymuslar, ne yapalim diye sordular. gorseniz, belki henuz iki gunluk bile degiller, annelerini aradiklari ciyaklamalarindan belli. ben de yerine birakin, anneleri gelip alir onlari dedim.

    disari cikmistim, aksam tekrar eve donerken bodruma ugradim, soguktan birbirlerine yapisik vaziyette kutunun icindelerdi. aldigim gibi eve getirdim. avcumun arasinda kaybolacak kadar kucuk, simsiyah, gozleri kapali iki bebek.

    hayatimda hic kedi beslememistim ve kedilerle ilgili tek bilgim sutu sulandirarak vermem gerektigiydi. ama bunlarin agzi bile yoktu neredeyse. hemen mutfakta biraz sut kaynattim, icine su ilave ettim. neden bilmiyorum ama evde bir dolu siringa vardi. bir tanesinin ucunu kirdim, bir tarafini cay bardagina daldirip parmagimla ustundeki boslugu tikayip icinde sut kalmasini sagliyor, diger elimle agizlarina siringanin ucunu denk getirmeye calisiyordum. iki gunun ardindan biraz daha profesyonellestim. kucuk bir biberonla sut tozu aldim, kucuk bir yatak yaptim ve usumesinler diye cevresini kucuk bir battaniyeyle cevirdim.

    ucuncu gunun ogleninde cocuklar annelerinin yavrulari bulmaya gelmis olabilecegini soyleyince hemen yavrulari aldigim yere biraktim. aksam eve donerken ikisinin de gitmis oldugunu dusunerek bodruma girdigimde birini alip digerini biraktigini gordum. acliktan ve usumekten yorgun dusmus, sesi bile cikmiyordu. eh artik sen benim kaderimsin diyerek kartonun icine koyup gerisin geri eve getirdim.

    yavru kediler tuvaletlerini nasil yapar, biliyor musunuz? ben de bilmiyordum ama ogrendim. yemek yedikten sonra pamukla ya da peceteyle makatina masaj yapmak gerekiyormus. her seferinde el kadar kedisin sen nasil bu kadar diskilayabiliyorsun ki diye sasirip durdum. usumesin diye yavru kopekli kilifi olan sicak su torbasi alip her gece onu doldurup yattigi yerin altina koydum. isim de olsa acikmistir diye eve kosup mamasini hazirladim.

    zaman akip gecti. gozleri acildi, evi kesfetmeye basladi, mama miktari artti. peki ya isim? ben hic isim koyamam ki. ev arkadasim ciger* olsun deyince oyle kabullendim.

    ciger'in tuvalet egitimi zamani geldi. nedense internetten hic arastirmadan ic gudulerimle egitmek istedim. aldim kumuyla kabini, goz karari doldurdum, yemekten sonra icine biraktim. baktim cikmaya calisiyor, dedim orada kalinacak. hala bos bos baktigini fark edince tuttum patisini kumu eselemeye basladim. sonrasini hatirlamiyorum. bir anda tuvalet aliskanligini da kazandi.

    yatakta huzur vermeyenim, evde teror estirenim, birlikte yasama tutundugumuz dunyanin en cirkin kedisi, canim cigerim, ben tatildeyken ev arkadasimin ihmalleri sonucunda evden kacmis. sonradan bir petshop'ta parayla birine satildigini ogrendim. mutlu bir hayati vardir umarim simdi.

    can ciger