şükela:  tümü | bugün
  • kulağa şaka gibi gelen ama ülkemiz firmalarının örnek alması gereken slogan.

    ülke olarak enteresan bir paradoksun içinden çıkmaya çalışıyoruz.
    ""bizim elektronik ürünlere ihtiyacımız var, bunları temin etmek için para harcıyoruz, para yurt dışına gidiyor, adamlar bizden kazandıkları para ile daha iyi ürünler yapıyorlar, bu sefer bizim bu daha iyi ürünlere ihtiyacımız(hevesimiz) oluyor, bunları temin etmek için para harcıyoruz..... "
    bu kısır döngüyü kıracak olan şey tabii ki yerli ürünler. fakat biliyoruz ki bu etiket markalar ile olacak bir şey değil. yapmamız gereken hamle bileşenlerinin çoğunu iç imkanlar ile üretmekti ama o tren kaçtı gitti. düz mantık ilerlersek şu söylenebilir, bu topraklarda üretirsen "yerli olursun" ama bu topraklarda montaj yaparsan sadece boşa kürek çekersin. apple bile parçaları kore'den, tayvan'dan temin edip çin'de birleştiriyor ve ürünlerine "designed by apple california assembled in china " ata sözünü kazıyor. atasözü diyerek abarttığımı düşünebilirsiniz ama artık her firma bu cümleden üzerine düşen payı kapmalı. ıphone bir amerikalının gözünde yerli mi, çin'li mi? yada esas soru bu amerikalı'nın umurunda mı? tabii ki değil. amerika sadece neticeye bakıyor. biz "yumurta mı tavuktan? tavuk mu yumurtadan" çıkmazında kaybolurken onlar horoz olarak işin keyfini sürüyorlar.

    dışa bağımlılık için bizi engelleyen şey yerli üretim miktarının azlığı değil kafa yapımız. rekabetin getireceği tecrübeyi edinmek bize zor geliyor. hayaller "designed by vestel manisa assembled in china " ama gerçekler "vestel vergisi" . ülkemizde teknoloji ihraç eden en büyük şirketimiz bile kendisinden çok daha güçsüz çinliler ile baş etmek için imkan ve tecrübesini kullanmaktan aciz. ağlamak, "devlet bu işe bir el atsın, diğerlerine vergi koysun" demek kolayımıza geliyor. bu sebeple ne tavuk olabiliyoruz, nede yumurta, arpa olup yem oluyoruz. aslında vestel'in adı çıktı, ben dahil çoğunluğun şimşeklerini çeken bir paratoner oldu. ürettiği cihazlar gm, dark v.b. şirketler gibi tamamı etiket baskısından ibaret şeyler değil. cihaz tasarımlarını ve düşükte olsa belli miktar bileşen üretimlerini kendi içinde yapıyorlar. vestel'e kızmamızın asıl sebebi firmanın onca imkan ve potansiyeline rağmen bu kadar küçük düşünmesidir. meşhur "samsung vs vestel" grafiği zaten durumu çok güzel özetliyor. grafikte sapmanın tek sebebi vestel'in vizyonu değil tabii. ülkelerin teknolojiye, bilime, eğitime olan bakışları, sosyo-politik yapı çok büyük bir etken. şirket isimleri yerine türkiye ve güney kore yazsaydık ortaya yine benzer bir tablo çıkardı.

    artık her elektronik eşya birbiri ile etkileşim halinde. hal böyle iken her yerde olmanın birinci koşulu "yazılımın ipini elinde tutmaktır". dünyada şu an sadece yazılımın ipini elinde tutanlar kazanıyor, diğerleri kendini kurtarmaya çalışıyor.

    bugün google buzdolabından, otomobile her çeşit cihazda var. olmadığı her şey ile ilgili bilgi yine onun aracılığı ile dünyaya ulaşıyor. aynı şekilde apple tüketici elektroniğinde kendi kurallarını ve sağlam ekosistemini oluşturmuş durumda. en değerli şirket sıralamasında birinciliği paylaşanların google ve apple olması onları tahttan indirebilecek alternatiflerin microsoft, amazon, oracle, facebook gibi şirketler olması şaşırtıcı değil. tekrar gözümüzün önündeki en büyük örneğe dönelim, devler arasında kıyaslama yapalım. apple'ın itunes ve appstore üzerinden sağladığı kazanç en küçük parçasına kadar her şeyini kendi üreten hatta apple cihazlara bile pil, işlemci, ekran satan pek çok firmanın satış gelirinden (belki de toplamından) fazla. samsung'un geçmişte bada, günümüzde tizen ile google'dan ayrı alternatifler denemesinin ardında da bu var. yani görüldüğü üzere telefonu, tableti, bilgisayarı hatta günümüz de buzdolabını üretebilmek yetmiyor. o cihazlara giren çıkan her şeyi kontrol etmek, çeşmenin başını tutmak gerek.

    biz ise tüm bu gelişmelere karşı garip bir şekilde "önlem" alıyoruz. çağın gerektirdiği hazırlıkları yapmak yerine savunmaya geçiyoruz. başlattığımız projeleri iptal ediyoruz. oysa yapmamız gereken oyuna dahil olmak. yeni teknolojiler her zaman merak uyandırmaya devam edecek ve bu sebeple gelişime ayak uydurmazsak en başta bahsettiğim kısır döngüden kurtulamayacağız. teknoloji gündemimizin popüler meselesi "elektronik ürünlere getirilen 6 taksit sınırlaması" gibi önlemler hakkında ki kişisel fikrim bu ve benzeri taksit yasaların hep evkur gibi çakma tefecilerin, çakal gsm operatörlerinin işine yaradığı yönünde. elektronik yüzünden yurt dışına çıkan paranın önüne geçmek isteniyorsa yapılması gereken şey taksit imkanlarını baltalamak olmamalı. kafaya konulmuşsa o ekran kartı, o telefon alınır, kimse mani olamaz. casper, gm v.b. firmaların kafasıyla pc, tablet, telefon üretmekte çözüm olamaz. vatandaş 36 ay taksitle evkurdan, 24 ay faturasına ekleterek turkcell den cihaz almaya devam eder. para bu sınırlar içerisindekalmaz.

    ülkemizin dışarıya akıttığı paralar sadece elektronik ürünler yolu ile olmuyor. birinci derecede önemli pek çok şeyi dışarıdan tedarik etmek zorunda kalıyoruz. üretemediğimiz tek şey telefon, tablet v.b. şeyler değil ama en abartı önlemler bu kalemlere karşı alınıyor. biz küçükken dinlediğimiz bir masal vardı "ülkemiz dört mevsimin bir arada yaşandığı, kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesidir" diye başlayan ve "yerli malı haftasında" fındık, fıstık ile taçlandırılan bir masal. oysa o zamanlar önümüze küçük bir cep radyosu çıkarmış olsalardı belki bugün apple ile karşılıklı dava açan şirketlerden biride vestel olurdu. biz ise "yerli telefona vergi indirimi mi yapalım, trt bandrolünü daha hangi nesnelere iliştirelim" diye uğraşıyoruz.

    bu saatten sonra olması gereken şey tasarıma ve mutlaka yazılıma yönelmektir.

    telefona, bilgisayara, televizyona kaptırılan parayı minecraft, witcher gibi oyunlar whatsapp, ınstagram gibi yazılımlar sayesinde daha az gider ve komponenet ile kurtarmak daha kolay. "yaa dünyayı yeniden keşfetmeye gerenk yoh, facebook varken turkishbook u kim ne yapsın?" diye düşünmek, yenilgiyi kabul etmektir. bu yazılımlara ek olarak donanımları da kendi içimizde tedarik edebilmek bu işin katma değeri yada amiyane tabirle künefenin üstünde ki kaymağı olacak. microsoft minecraft için isveçli mojang firmasını 2.5 milyar dolara satın aldı. muhtemelen bu paranın çok büyük bir bölümü isveç ekonomisine girecek. benzer şekilde ülkemizde yemeksepeti.com yaklaşık 590 milyon dolara yabancı yatırımcıya satıldı ve dolaylı da olsa önemli bölümü ülke ekonomisine girdi. yapılan pek çok devasa özelleştirmenin ülkeye getirdiği yabancı sermaye miktarı bu kadar fazla değil.

    yazılımın bir topluma sadece ekonomik faydası yok. günümüz dünyasında tanktan, tüfekten bile daha güçlü bir silah. biz bunu çok değil iki ay önce canlı olarak yaşadık. ülkemizde yaşanan darbe girişimini engelleyen şey modern iletişim araçları oldu. hiç bir basın mensubunun gidemediği yerden cumhurbaşkanı periscope yayını ile açıklama yapıp, facetime aracılığı ile tüm ulusa seslendi. darbe girişiminin seyrini değiştiren, halkın sokağa çıkmasını sağlayan şey bu oldu. sadece sesle yapılan bir çağrı olsa idi aynı etkiyi göstermezdi. umarım bu yaşanan şerden çıkarılacak derslerden biride bu olur, çünkü makam sahibi yöneticilerimizin yakın zamana kadar ki teknoloji ile alakalı fikirleri pek iç açıcı değildi. meşhur binali yıldırım vs obama videosu kötü bir örnek olarak tozlu raflardaki yerini almalı hatta yeni kararlar ve hareketler ile unutturulmalı. bilim, teknoloji ve hayvanat bahçesi gibi kurumların başına eş, dost, akraba değil işinin ehli kişiler geçmeli. teşvik ve hibeler "gerçek" projelere, fikirlere temin edilmeli. açıkçası ben bu konuda karamsarım ve umarım yöneticiler beni yanıltır.
  • bir vestel fanboyu olarak beni oldukça heyecanlandıran ifade.

    (bkz: okumadım ama bu kadar uzun yazdığına göre haklıdır)