şükela:  tümü | bugün
  • soguk savas zamaninda amerikaya iltica eden bir rus disisleri gorevlisi ve amerika hesabina calisan ajan sevgilisi hakkinda yapilmis bir film.

    filmi soguk savas zamani yasanan casusluk ile ilintilendirecek pek bir sey yok, daha cok bir ask filmi bu, yani beklentinizi romantizm duzeyinin ustunde tutmayin, yok romantizm ile isim olmaz derseniz izlemeyin, vakit kaybi olur.
  • hakkında bu kadar az yorum yapılmış olmasına şaşırdığım muhteşem film.
    derin ve sessiz ilerliyor bu film. yavaş yavaş içine giriyorsunuz,acı çekiyorsunuz,sonunda ise ağliyorsunuz.
    beni çok etkiledi bu film,aşkı hissettirdi ve de çaresizliği.
  • shamim sarif isimli asya kökenli ingiliz vatandaşı kadın yazar ve yönetmenin aynı adlı romanından uyarlama 2016 yapımı güzel bir dram ve dokunaklı bir aşk öyküsü. 1960'ların soğuk savaş dönemindeki rusya-abd hattında yaşanan hüzünlü bir hikaye. imdb puanı 5.7 gibi zayıf bir derecelendirmede kalmış olmasına rağmen zannımca çok daha fazlasını hak ediyor. başroldeki isveç kökenli oyuncu (bkz: rebecca ferguson) çok tatlı ve güzel bir kadın. biraz konu itibariyle brad pittli (bkz: allied) filmini anımsattı bana. romantik filmlerden hoşlananların beğeneceği bir film olmuş.
  • "generic" diye tabir edilen, benzerlerinden farklılaştırılamamış film. iyi ve heyecanlı başlasa da bir süre sonra öyküye aşk üçgenleri, kıskançlık ve bayatlamış twistler de dahil edilince, politik metnini "stalinistler aileme öldürdüler"den ötesine geçiremeyince iyice vasatlaşıp değersizleşiyor despite the falling snow. allied'ın benzeri ama allied daha iyi -ha allied'ın da sorunu çok-. despite'a dönersem. iki farklı zamanda geçiyor film. 1950'lerin sonu, ikinci dünya savaşı'nın ertesi, rusya-amerika mücadelesinin devam ettiği zamanlar... katya adlı amerikan ajanının devlette çalışan bir adamla birlikte olması anlatılıyor. bu taraftaki öykü alabildiğine klişe içeriyor. casuslu filmlerin tüm klişeleri var: katya'nın kimliğini eşinden saklaması, eşinin elindeki belgelerin fotoğraflarını çekip komünist arkadaşlarına vermesi, eşine âşık olması, "senin gerçek kimliğini kocana söylerim"li klişe tehditler vs. paralel kurguyla 90'lara, soğuk savaş'ın ertesine geçiliyor, bu kez de katya'nın yeğeninin amerika'dan moskova'ya katya'ya neler olduğunu öğrenmek amacıyla gitmesi anlatılıyor ama burası da sıkıntılı.

    velhasıl vakit geçtikçe dökülüyor bu film. gene de rebecca ferguson iki rolde (katya ve katya'nın yeğeni) filmi sonuna dek izlettiriyor. en sevdiğim aktrislerden zaten, film kötü de olsa kendisini keyifle izleyebiliyorum. burada da iyi oynamış, iki karakteri farklılaştırmayı başarmış.