165770 entry daha
  • hayata yalnızca anlık bakıyorsun. geleceği hayal edip gerçekliğini kavrayamıyorsun. eylemsizliğin karşısında her geçen saniye acı duyup harekete geçmek yerine, farkındalıklarını önemsizleştirerek toprağa gömmeyi tercih ediyorsun.

    eski fotoğraflara, yıllar önce yazmış olduğun yazılara, o zamanki heveslerine ve geçmiş hayallerine baktığında zamanın tükenebilen sahiciliği karşısında yeise kapılıyorsun. ancak zihninin derinliklerinde artık istediklerini elde etmek için çabalaman gerektiğini bilip, farkındalığını diri tutabilmek adına kendine notlar alıyorsun.

    biliyorsun, harekete geçmezsen yıllar sonra pişmanlıkların sana dolu dolu duygular ikram edecek. işte o vakit duyguların gerçek anlamda depreşecek, kafanı duvarlara vuracaksın. elde olan tek hayatını, varoluşunu, anlamını; bu absürt serüveni keşkelerle geçirmek, senin en büyük korkun. ama sen korkunu yaşamak için adeta emin adımlarla ilerliyorsun.

    seni sevenlere, başta ailene, fedakar babana karşı kendini gösteremeden bu serüveni tamamlamak istemezsin. en önemlisi yine kendini, varoluşunu ve eşsiz tecrübeni hiç etmemek olacak.

    günün birinde, duygularına ve kaygılarına yön veren tüm tanıdıkların, sevdiklerin, hayatına kıyısından girip çıkanlar, zihninde irili ufaklı yer edinmiş insanlar, kısacası yaşamına zihnen de olsa bir şekilde ortak olmuş, hayatında bir anlama sahip olmuş yaşayan herkesle aynı anda yaşlanacaksın. bazılarını kaybedeceksin. bu kusursuz akışı şimdiden algılayıp büyüleniyorsun. zamanın acıması olmadığını kavramanla bütün düşünceler zihninde daha da belirginleşerek canlanıyor.

    kendine yazık etme, kafanı toparla. zamanını anlık moral bozukluklarına, kaygılara ve dürtülere pazarlama. hayat-zaman kombinasyonunun fevkalade derinliği ve büyüleyiciği karşısında yapman gerekenleri ertelemeyi bırakmalısın. çabalarınla yetinmeyip, sınırlarını zorlamalısın. her an coşkulu, zinde ve bilinçli olmalısın. sabır ve disiplin kilit kelimelerin olsun ki, sonuca odaklanmayıp süreçten zevk alabilesin.

    bunlar olmak zorunda. hayatının son demlerine yaklaştığında, "vay be, ne hayattı" diyebilmek için.
  • cok pis kumarciyim. kumara harcadigim parayi egitimime harcasaydim yine cok pis kumarci olurdum heralde.
  • yanındayken özlediğim birinin yokluğuyla sınanıyorum nicedir. en çok bu saatlerde yoklar beni yokluğunun yoksunluğu. ve hanidir en çok bu saatlerde ölürüm ben, doğmak için her sabaha geceleri.

    yine tepeden tırnağa silahsız olduğum bir gece, önce kulağa aşina bir sesi artık anımsayamadığım gerçeğiyle irkildim. sonra her detayını ezbere bildiğim bir yüzü günün birinde unutmaktan o kadar çok korktum ki...

    günün birinde, artık yeryüzünde bir zamanlar genç olduğumuzu hatırlayan kimsecikler kalmadığında, yüzümdeki çizgilerin her biri artık bir şiir olduğunda bile, her detayını ezbere bildiğim o yüzü hiçbir zaman unutmayacağım.
  • gecenin 04.30'unda işle ilgili yapmam gerekenler aklıma gelip de uykudan uyanıyorsam -kara kara düşünmek için- ciddi bir kaygı problemim var demek.
  • umurumda değil gibi gözüküyor ama umursuyorum. güçlü gözüküyorum ama bugünlerde gücüm bitti. korkmuyordum artık korkmaya başladım. gitmek için eskisi kadar cesaretli de değilim. keyif sigaralarının yerini sıkıntı sigaraları aldı. umudum çok büyüktü ama artık çok az kaldı. kendimden emindim artık pek de emin değilim.
  • yine sinirden uyuyamıyorum. yürüyüşe gitmek istiyorum, hava buz gibi ve bir nevi dağın başında oturuyorum. belirsizlik sen ne bok şeysin ya.
  • özledim. kendimi kandırmışım sadece. gerçekten özlüyorum. fotoğrafın hep cüzdanımda.
  • en yakınımdaki insanın bu kadar duyarsız olması bilgili olduğu halde cahil gibi davranması midemi bulandırıyor artık.
  • günaydın sözlük. iş görüşmesine gidiyorum. bana şans dileyin.
  • dört yıl süren uzun ilişkimden sonra yıllardır yalnızdım. kimseleri sevmedim, açmadım kalbimi. geçtiğimiz yaz, aşık oldum ve ilişkimiz sadece bir ay sürdü. halbuki böyle olacağını bilmeli ve kendime engel olmalıydım. tam olarak fikret kızılok’un gönül şarkısını yaşıyorum:

    “bunca yıl herkesten kaçtın
    en sonunda buldum sandın
    ansızın içini açtın
    yapma dedim yaptın gönül
    gözleri senden uzaktı
    fark edilmez bir tuzaktı
    sana böylesi yasaktı
    yapma dedim yaptın gönül
    o bir yolcu sen bir hancı
    gördüğün en son yalancı
    içinde ki derin sancı
    gitmez dedim kaldı gönül
    sen istedin ben dinledim
    senden ayrı olmaz dedin
    en sonunda bende sevdim
    şimdi beni kurtar gönül “
1584 entry daha