şükela:  tümü | bugün
  • çevirileriyle bana parmak ısırttıran yayınevidir. özellikle savaş ve barış çevirisinde denisov karakterini türkçeye aktarış şekli tadından yenmez olmuştur. daha önce okuduğum çevirilerde hatırlamadığım bu karakter "r" leri söyleyemeyen (ki tolstoyun da da bu karakteri tanımlamasını okurken "evet tam da budur" diyorsunuz) bir binbaşı tiplemesiyle unutulmazlar arasına girmiştir.
  • hemen hemen tum klasikler ingilizceden ve de ayni kisi tarafindan cevrilmistir.
    herhalde tavsanin suyunun suyunu okuyacagim izlenimi dogsa da basta, bagli kaldigi ceviri metinlerinin basariyla secilmesi sebebiyle zevkle okunur.
  • dorian gray'in portresi-nihal yeğinobalı çevirisinde çok fazla imla hatası vardır ama eseri tam manasıyla aktarmalarıyla bu açığı kapatmışlardır.
  • savaş ve barış serisini severek okuduğum yayınevi. çevirisi güzel ancak kağıt kalitesi açısından vasat bir seri basmışlardır. gerçi bütün kitaplarındaki kağıt kalitesi düşüktür. kimi kitaplarındaki yazılarda da mürekkep adeta akmış gibi durur. durgun don serisi de bu yayınevince 4 cilt olarak basılmıştır ki bence bu en büyük hizmetlerinden biridir.
  • kaliteli çevirileri uygun fiyatla satan yayınevi.. aynı çeviriyi başka bir yayınevinde neredeyse iki katına buluyorsunuz.. bu kadar tembel olmasam karşılaştırmalı bir liste hazırlardım..
  • birisi bu adamlara görselliğin, tasarımın önemli olduğunu anlatsın.

    kitapçıya girdim, charles dickens'ın great expectations'ını satın alacağım.
    3-4 yayınevi basmış bu kitabı, zaten telif hakkı da yok...
    collins, penguin, wordsworth, collector's library'nin basımları var bir de rafın en sağında engin yayıncılık sırıtıyor.

    diğer kitaplara şöyle bir baktım, rengarenk alacalı bulacalı, al beni oku der gibiler, engin yayıncılık ise arkana bakmadan kaç formatında.

    belki bir kaç kuruş ucuz olabilirsin ama özenmeden iş yapıyorsan uzun vadede sadece bir kaç lira ucuz olduğun için satış yapman sanıldığı kadar kolay olmaz.
    biraz rekabetçi olun, özenin alıcı rafa baktığında kitabı elinde aldığında bu kitabı okumak isterim demeli.
  • yeni kapak tasarımları bok gibi olmuştur. sadık bir okuru olmama rağmen, artık o iğrenç bordo tasarımları görünce ben bile almıyorum kitaplarını.

    bi şundaki zerafete bak: http://img1.dr.com.tr/…4b49-90e1-c4b2d6879062-1.jpg

    bi de şu kenar mahalle matbaasından çıkmış gibi duran altın yaldızlı ucubeye bak: http://2.bp.blogspot.com/…of9q1w/s1600/dsc04255.jpg

    ayrıca biraz okuyunca dağılıyor kitaplar. iyice çaptan düştüler.
  • jorge amado'nun boksör diye bir romanı var. sakın ola bu yayınevinden okumayın. inanılmaz kötü bir çeviri. portekizce bilmememe rağmen gözüme çarpıyor anlatım bozuklukları. imla hatalarını saymıyorum bile.

    gogol'un ölü canlar adlı romanında ise sayfa 144'ten 161'e atlıyor. 176'dan da 190'a mı ne.

    sağolsunlar iki gram okuma zevkimiz vardı. onun da içine ettiler.
  • italyanca sözlüğü komedidir.

    selin aktaş hanım efendimiz italyanca bilmediğini yazdığı sözlükle kanıtlamıştır.

    örneğin: ispanyolca periquito muhabbet kuşu demektir ve italyanca olarak da doğrusu aşağıdadır:

    pappagallo
    parrocchetto

    yazan kişi ne koysa beğenirsiniz? inseparabile
    ne demek peki? ayrılamaz demek.

    amma güldüm, muhabbet kuşları da ayrılamaz ya birbirinden...

    muhabbetli var bir de... o da affettuoso imiş. affettuoso sevecen, şefkatli, müşfik demek.

    acaba bir sözlük mü yazsam? daha iyi yazacağım aşikar...
  • ne kadar kötü bir yayınevidir ki ingilizce hikaye kitaplarında arka tarafa koyacağı sözcükleri koyu siyaha boyadığı halde sözlükte hepsi bulunmuyor. tabii hal böyle olunca insan çileden çıkıyor. kesinlikle yabancı dil kaynakları tavsiye edilmez.