şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • bilim ve aydınlanma akademisi raporundan;

    "plastik maddelerin üretimi, sanayide kimya devriminin parçası olarak kabul edilebilir. ancak kapitalizm el attığı her şeyi insanlığın başına bela ettiği gibi plastik atıkları da önemli bir çevre sorunu olarak önümüze koymuştur.

    dünyada üretilen toplam plastiğin yarısı geçtiğimiz 13 yıl içinde üretilmiştir. kapitalist tekellerin kâr odaklı sorumsuz yaklaşımı sonucunda piyasaya sürülen plastiklerin ancak %9’unun geri dönüşümünün sağlandığı bilinmektedir. bunun sonucu olarak, plastikler son yıllarda mikro boyutlardan makro boyutlara kadar havada, toprakta ve sularda insan sağlığını tehdit edecek kadar birikmiştir. okyanuslarda dev kütleler oluşmuş, yediğimiz balıklar ve diğer besinler aracılığıyla vücudumuzda da plastik birikimi başlamış, plastikler insan sağlığını bir salgın gibi tehdit eder hale gelmiştir.
    . . .
    plastik sözcüğü latince “şekil alabilen, şekillendirilebilen” anlamındaki plasticus’tan türemiştir. kimyasal olarak uzun zincirli polimerlerin işlenmesiyle oluşan plastikler, kırılmadan şeklinin kalıcı olarak değiştirilebilmesinden dolayı bu ismi alırlar. esasen bir plastik türü olan “termoplastik” teriminin kısaltılması ile bu isimle anılır olmuşlardır.
    . . .
    plastik endüstrisinin başlangıcı olarak 1862 yılında nitroselülozun bulunması kabul edilebilir. nitroselüloz daha sonra kafur maddesiyle sentezlenerek bilardo topu üretiminde fil dişinin yerine geçecek ucuz bir malzeme olan selüloit üretilmiştir. selüloit aynı zamanda, yaka ve kol düğmelerinde, bıçak saplarında, fotoğraf filmlerinde de kullanılmıştır.

    birinci dünya savaşı sırasında almanya’ya ingiltere’den hammadde ithalatında yaşanan kesintiden dolayı bayer firması metil izopiren kimyasalı kullanarak sentetik kauçuk sentezlemeye başlamıştır.
    . . .
    1950’den 2015’e kadar üretilmiş bütün plastikler türlerine göre sınıflandırıldığında, en yüksek miktardaki polimer türlerinin, polipropilen, akrilik, pvc ve polietilen tereftalat (pet) olduğu görülmektedir[4]. sektörel olarak ise plastikler çoğunlukla ambalaj, yapı/inşaat, tüketim ürünleri ve tekstil sektörlerinde kullanılmaktadır. ambalaj sanayi toplam plastikler içinde %42’lik pay ile en büyük paya sahiptir.
    ...
    özetle plastikler, ambalajdan dayanıklı tüketim mallarına, mobilyadan tekstile geniş bir yelpazede kullanım alanı bulmaktadırlar. en yaygın olarak karşımıza çıkan polimerler ise, polietilen, polipropilen, polistiren, pet pvc, naylon ve teflondur.
    . . .
    plastik üretimi, yıllık olarak 400 milyon ton karbondioksit gazı salımına neden olarak iklim değişikliğine katkıda bulunmaktadır. 2050 yılı itibarıyla plastik üretiminin dünya petrol arzının %20’sini tüketerek küresel karbon bütçesinin %15’ini oluşturacağı tahmin edilmektedir.
    ...
    plastikler, atık yönetimi sistemi içinde geri dönüştürülmekte, katı atık depolama sahalarında kontrollü koşullarda gömülmekte veya uygun koşullarda yakılmaktadır. ancak, atık yönetim düzenlemeleri zayıf olan özellikle orta ve düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde, doğaya bırakılarak veya kontrolsüz koşullarda yakılarak toprak, hava ve deniz/su kirliliğine neden olmaktadır.
    ...
    plastik ürünlerinin üretimi, taşınması, kullanımı süreçlerinde de çevresel etkiler oluşmaktadır. fakat daha ciddi boyutta olan sorun plastiğin atık haline geldikten sonra doğada birikmesidir. sorunun kaynağı, plastikleri piyasaya sürenlerin yarattığı çevresel etkilerin maliyetini üstlenmekten kaçınmasıdır.

    plastikler okyanus atıklarının %90’ını oluşturmaktadır. okyanuslarda 5 ayrı bölgede plastik atıkların yoğunlaştığı çöp adaları oluşmuş durumdadır. okyanuslardaki plastik kirliliği, doğal yaşamı tehdit etmekte ve balıklar yoluyla besin zincirine girmektedir. plastiklerin yol açtığı çevresel sorunlar aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

    1. atık plastiklerin hayvanların sindirim sistemlerinde birikme ya da vücutlarına dolanmaları sonucunda hayvanları zor durumda bırakmaları ve dolayısıyla biyolojik çeşitliliğe baskı yapmaları: ...

    2. mikro ve nano plastiklerin oluşumu ve canlıların bünyesinde birikerek besin zincirine dahil olmaları: ...

    3. plastiklerin bünyesindeki katkı maddelerinin zamanla dışarıya salınmasından kaynaklanan gazlar: ...

    4. plastik atıkların kirleticileri taşıması: ...

    5. yakılmaları sırasında havaya salınan kirleticiler: ...

    biyobozunur plastikler de atık yönetimi sorunlarına yol açacağından, plastik atığının çevresel zararı üzerinde olumlu bir etkisi görülmemektedir.

    kısaca, plastik üretimi ve atık oluşumu çok yüksek miktara ulaşmıştır ve yakın bir gelecekte azalma eğilimine girmeyeceği öngörülmektedir. üstelik hâlihazırda mevcut atıkların yönetimi dahi oldukça karmaşıktır. çözüm arayışları arasında sayılabilecek biyobozunur plastikler de doğrudan bu eğilimi ve çevresel zararı tersine çevirecek boyutta değillerdir. temel sorun aşırı tüketim ve kullan-at malzemelerdedir.
    . . .
    mikroplastikler biyokümülatiftir ve uzun süreli olarak ağız ve solunum yolu ile alınmasının insan sağlığı üzerine tehlikeli etkileri vardır. mikroplastik partiküllerin büyüklüklerinden dolayı hücresel membranlar arasında taşınmasının mümkün olmadığı düşünülmektedir. kan dolaşımına lenf yoluyla ulaşabilirler, ancak derin organlara ulaşamazlar. bu nedenle sadece bağışıklık sistemi yetmezliği ve bağırsak iltihabı etkileri olduğu düşünülmektedir. deneysel bazı çalışmalarda mikroplastiklerin damar tıkanıklıklarına neden olduğu gösterilmiştir. buna karşılık, nanoplastik partiküller tüm organlara nüfuz edebilir ve hücresel membranlar boyunca taşınabilir. karaciğer yetmezliğine ve kimyasal yapısına göre çeşitli kanserlere yol açabileceklerine dair bilimsel yayınlar vardır. mikro ve nanoplastiklerin sağlığa etkileri üzerine tüm bilimsel çalışmalar her yıl artan sayıda sürmektedir.
    . . .
    plastik atıklar, geri dönüşüm tesislerinde ya da enerji geri kazanımı tesislerinde işlenmektedirler. geri dönüşüm, plastik atıkların türlerine göre tasnif edilmesi, yıkanması, kurutulması ve eritilip yeniden granül veya ürün haline getirilmesini kapsamaktadır. enerji geri kazanımı ise, ana amacı enerji üretimi veya ürün imal etmek olan, atıkları alternatif veya ek yakıt olarak kullanan tesislerde atıkların yakılmasıyla gerçekleştirilmektedir.

    istatistikler geri dönüştürülen plastik miktarının her geçen gün biraz daha arttığını göstermektedir. söz gelimi abd’de 1980 yılında yaklaşık 18 bin ton plastik geri dönüştürülmesi rapor edilmişken, 2015 yılında bu rakam yaklaşık 2848 bin tona (bertarafın yaklaşık %9,1’i) yükselmiştir.[12] avrupa birliği ülkeleri için de 2006’da 4700 bin ton plastik geri dönüşümü olmuşken, 2016’da bu 8400 bin tona yükselmiştir, geri dönüşüm 10 yıl içinde %79 oranında artmış olup yaklaşık olarak plastik atık bertarafında %31’lik bir paya sahiptir.[13] bu rakamlar kâğıt üzerinde ümit verici görünse de bir sonraki bölümde değinileceği üzere, gerçekleşen geri dönüşüm oranlarını temsil etmeleri konusunda şüphe bulunmaktadır. dünya genelinde verilen [1] istatistiklere göre, plastiklerin yalnızca %9’u geri dönüştürülebilmektedir. türkiye’de ise geri dönüşüm oranı %1’dir.
    . . .
    çin’in plastik atık ithalatını yasaklamasının ardında, ithal edilen plastik atıkların yönetilememesi, başka bir deyişle uygun şekilde geri dönüştürülememesi yatmaktadır. çin günümüzde çok ciddi çevresel sorunlar ile karşı karşıyadır. çin’in plastik atık geri kazanım tesislerine yönelik çevresel düzenlemelerinin ve yaptırımın zayıflığı, aynı zamanda bu atıkların kayıt dışı bertaraf edilmesi ciddi çevresel sorunlara yol açmaktadır. gerekli çevresel önlemlerin alınmadığı tesislerde veya açık alanda yakılan plastik atıklar hava kirliliğine neden olurken, merdiven altı işletmelerden atıklar suya, denize, toprağa karışmaktadır. aynı zamanda, plastik ambalaj atıkları diğer belediye atıkları ile birlikte kontrolsüz olarak doğaya bırakılmaktadır.

    atık reformu öncesinde ithal etilen plastik atıklar çin’de oluşan plastik atıkların %12’si kadardır. çin, plastik atık ithalatını yasakladığı 2017 yılına kadar dünya çapında toplam ithalatın %60’ını gerçekleştirmekteyken, 2017 yılından itibaren plastik atık ithalatı, atık mevzuatının güçlü olmadığı malezya, vietnam ve tayland’a kaymıştır. bu ülkelerde plastik atık ithalatına karşı alınan önlemler sonrasında ise ikinci dalga olarak hindistan, tayvan, güney kore ve türkiye'nin ithalat rakamlarında yükseliş meydana gelmiştir.16 sayılan ülkelerin tamamı ithal plastik atıklar bir yana, kendi atık problemleri ile dahi baş etme kapasitesi bulunmayan ülkelerdir.
    . . .
    basel sözleşmesi’nin eklerinde 2019 yılında yapılan değişiklik sonucu plastik atıklar da özel değerlendirmeye tabi atıklar arasına alınmıştır. bu doğrultuda, plastik atıkların dolaşımının kontrolü için bir mekanizma oluşmuş, ithalatçı taraflar özel geri dönüşüm işlemleri gerektiren, tehlikeli karakteristikte ve/veya bulaşık plastik atıkları reddetme hakkına sahip olmuşlardır.

    abd, basel sözleşmesi’ndeki değişikliğin ticareti kısıtlayarak atıkların geri dönüşüm için gerekli teknik olanaklara sahip olan ülkelerdeki yöntemlerle geri dönüştürülmesinin önünde engel teşkil edeceği iddiasını ortaya atmaktadır. oysa ki, çin’in atık ithalatını durdurması ile plastik atıklarına yeni adres arayan abd, ucuz varış noktalarından faydalanmaya devam etmek istemektedir. türkiye de bu ülkelerden, atıkların iyi yönetilmediği bir tanesidir.
    . . .
    türkiye’de atıkların sınır ötesi hareketi basel sözleşmesi, oecd’nin ilgili kararı ve avrupa birliği atık taşıma tüzüğü doğrultusunda düzenlenmiştir. türkiye oecd’nin kurucu üyesidir ve basel sözleşmesi'ne 1994 yılında taraf olmuştur. ayrıca, avrupa birliği üyelik süreci doğrultusunda ab atık mevzuatını ulusal mevzuatına aktarmıştır.
    ...
    2872 sayılı çevre kanunu çerçevesinde tehlikeli atıkların ithalatı yasaklanmıştır. tehlikeli olmayan atıkların ithalatı ise kontrole tabi olarak yürütülmektedir. plastik atıkların da dâhil olduğu bu maddelerin ithalatı, ticaret bakanlığı tarafından yayınlanan “çevrenin korunması yönünden kontrol altında tutulan atıkların ithalat denetimi tebliği” hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. tebliğ kapsamında, ithal edilecek atıkların tehlikeli atık özelliği taşımadığını ve geri dönüşüme uygun olduğunu gösterir analiz raporları ile birlikte çevre ve şehircilik bakanlığı’nın onayı aranmaktadır. bu atıkların ithalatı, çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş geri kazanım tesisine sahip firmalar tarafından yapılabilmektedir. bu noktada ithal edilecek atıkların geri dönüşüme uygun olduklarından belge düzeyinde emin olunabilmektedir. ancak, gümrüklerden yurda giren atıkların beyan edilen atıklarla uyuştuğuna ilişkin fiziki kontrolün sağlıklı yapılabilmesi mümkün değildir.

    sonuç ve öneriler

    • plastik atıkların yarattığı çevre sorunlarının kontrol altına alınması için üretim, tüketim ve bertaraf/geri dönüşüm aşamaları bütüncül olarak birlikte ele alınmalıdır. plastik üretimi ihtiyaca göre planlanmalı, tüketimin düşürülmesi için gerekli önlemler alınmalı ve atık yönetim sistemleri doğru bertaraf ve geri dönüşüm yöntemlerinin uygulanma- sına olanak verecek şekilde iyileştirilmelidir. atıkların geri dönüşümü sadece kâr odaklı bir yaklaşımla gerçekleşemeyeceğinden devletin sorumluluğu haline getirilmelidir.

    • biyobozunur plastikler günümüzde yaşanan plastik kirliliği sorununa bir çözüm olarak sunulmakta ve endüstriyel düzeyle üretimlerinin geliştirilmesi ve tüketicilerin bu ürünleri tercih etmesi teşvik edilmektedir. piyasaya sürdüğü plastiklerin çevresel maliyetini üstlenmeyen sermaye, biyobuzunur plastik söylemi ile kendisine yeni bir kâr alanı yaratmayı hedeflemektedir.

    • petrol türevlerinden üretilen plastiklere oranla biyobozunur plastiklerin daha iyi bir çevre karnesine sahip olduğu doğrudur. ancak, biyobozunur plastiklerin üretilmesi sırasında da hammadde ve enerjiye gereksinim duyulacaktır. malzemenin doğal olması, kaynağın yenilenebilir olması veya doğada çözünebilir olması çevre sorunu yaratmayacağı anlamına gelmemekle birlikte, üretim sürecindeki girdilerden dolayı doğal kaynak tüketimi üzerinde yine baskıya neden olacaktır. ayrıca, biyobozunur plastikler biyolojik bozunmaları tamamlanmadığında dahi mikroplastik sorununa yol açma potansiyeli taşımaktadır. sorunun çözümü ihtiyacı doğru planlayarak üretim ve tüketimi azaltmaktan geçmektedir.

    • “ulusal atık yönetimi ve eylem planı”na göre yalnızca %6’sı ayrı toplanabilen belediye atıklarının %64’ü düzenli depolama tesislerine gönderilmekte %30’u ise kontrolsüz biçimde doğaya yani toprak ve su ortamlarına bırakılmaktadır. sadece resmi rakamlar dahi, doğadaki ve denizlerdeki plastik kirliliğinde türkiye’nin de büyük payı olduğunu açıkça göstermektedir.

    • türkiye’den denizlere bırakılan plastik atık miktarının yıllık 50 bin ton mertebesinde olduğu tahmin edilmektedir. doğaya atık bırakılmasının önüne geçilmesi amacıyla, tüm ülkenin sıhhi katı atık yönetimi sisteminden faydalanması için gerekli planlama ve yatırımlar yapılmalı, düzenli depolama sahaları kurulmalı, vahşi depolama alanları derhal ıslah edilmelidir.

    • yalnızca belediye atıklarının içindeki plastik ambalaj atıkları dikkate alınsa dahi, türkiye’de 4 milyon ton atığın %98’inin yani neredeyse tamamının geri dönüştürülmediği görülmektedir. dolayısıyla türkiye’nin ithal etmek yerine yurt içinde oluşan plastik atıkların kaynakta ayrı toplanması ve geri dönüşüme yönlendirilmesi politikalarını geliştirmesi gerekmektedir. atıklar türlerine göre tasnif edilerek ayrı toplanmalı ve gerektiği gibi geri dönüşüme veya bertarafa yönlendirilmelidir. atıkların kaynakta ayrı toplanması, reklam edilen bir proje olarak değil gerekli alt yapı yatırımlarının kamucu bir anlayışla sağlandığı bir program olarak hayata geçirilmelidir. güvencesiz ve sağlıksız enformel bir sektör olarak yürüyen sokak toplayıcılığı ortadan kaldırılmalı, bu sektörde çalışan emekçiler yerel yönetimlerin atık hizmetlerinde istihdam edilmelidir.

    • ithal edilen plastik atıkların %30-35’inin bertaraf gerektiren atıklar oluşu bu atıkların ne yapıldığı sorusunu akla getirmektedir. bu atıklar, ya katı atık depolama tesislerine gönderilmekte, ya kontrolsüz koşullarda yakılmakta, ya da doğaya bırakılmaktadır ki her durumda türkiye emperyalist ülkelerin çöplüğü haline gelmektedir. türkiye plastik atık ithalatını derhal durdurmalıdır.

    • plastikler, malzeme özellikleri nedeniyle gündelik yaşantımızda, özellikle gıdaların ve diğer dayanıksız tüketim mallarının korunmasında önemli işleve sahiptir. ancak, plastik ambalajların kullanımının azaltılması zaruridir. bu doğrultuda, fazla ambalajlama gerektiren bireysel tüketim kalıplarından kaçınılması için toplu tüketimi mümkün kılacak, tüketimi azaltmaya yönelik bir toplumsal yaşam kurgulanmalıdır.

    • yukarıda sayılan önlemlerin sosyalist bir ülkede veya uluslararası bir sosyalist sistemde gerçekleşme olasılığı bulunuyor. kâr amacı güden tekellerin ortadan kaldırılması ve üretimin sadece insanların mutluluğu ve refahını amaçlaması, bu şekilde tüm üretim ve tüketimin planlanabilir hale gelmesi plastik atık sorunu dâhil tüm çevre sorunlarının gerçek çözümünü sunmaktadır.

    • sosyalist bir dünyada; plastik üretiminin sınırlandırılması, geri dönüşümün üretimle birlikte planlanması, birikmiş atıkların temizlenmesi ve dönüşümü için büyük kamusal bir bütçe ayrılabilmesi, tüketimin üretim birimleri üzerinden çok daha tasarruflu bir şekilde yapılması, plastik üretimi ve dönüştürülmesi için bilimsel/teknolojik araştırmaların planlanması mümkün olacaktır.

    "plasikler için önerilen önlemlerin sosyalist bir ülkede veya uluslararası bir sosyalist sistemde gerçekleşme olasılığı bulunuyor. kâr amacı güden tekellerin ortadan kaldırılması ve üretimin sadece insanların mutluluğu ve refahını amaçlaması, bu şekilde tüm üretim ve tüketimin planlanabilir hale gelmesi plastik atık sorunu dâhil tüm çevre sorunlarının gerçek çözümünü sunmaktadır.

    sosyalist bir dünyada; plastik üretiminin sınırlandırılması, geri dönüşümün üretimle birlikte planlanması, birikmiş atıkların temizlenmesi ve dönüşümü için büyük kamusal bir bütçe ayrılabilmesi, tüketimin üretim birimleri üzerinden çok daha tasarruflu bir şekilde yapılması, plastik üretimi ve dönüştürülmesi için bilimsel/teknolojik araştırmaların planlanması mümkün olacaktır."

    bilim ve aydınlanma akademisi
    - kolektif yaşamı kurgulama bilim alanı
    - çevre ve iklim değişiklikleri komisyonu
    - toplum sağlığını koruma ve geliştime bilim alanı
    raporu
    ocak 2020
    http://bilimveaydinlanma.org/…ir-nasil-basedecegiz/
1 entry daha