şükela:  tümü | bugün
  • merhaba, ben limon. 36 yaşındayım, alkoliğim ve burayı ağlama duvarına çevirmeden içimi dökmek istiyorum bu akşam, nitekim nerdeyse 2 yıldır galiba kimseyle yüz yüze konuşmadım. sanırım burdaki çoğu kişinin yaşı kadar benim yazarlık geçmişim var. birçok dergide yazdım, bazılarında editör oldum, farklı nicklerle burda ve başka sözlüklerde celebrity düzeyinde yazarlık yaptığım oldu, çok daha eski günlerde. aranızdan çoğu beni bilir aslında ama bu nickle bilmez. nitekim ben eski ben değilim.

    konu şu ki, sonunda nihayet "evet, evet, işter orası, evet, sakın durma!" dedirtecek hayalimdeki romanı yazmama karşın, tam 26 yayınevinden toplamda 8 aydır sıfır geri dönüş aldım. son 15 yılımın hemen her gününü yazmaya adamışken bu kadar korkunç ne yazmış olabilirim diye düşünüyorum ve yanıt bulamıyorum. iki cümleyi zar zor yan yana getiren insanların basılmış kitaplarına bakıyorum, henüz ilk sayfasından ben bittim diye bağıran kitaplara bakıyorum ve gerçekten anlamıyorum.

    yıllarımı verdim, çok istedim, diye elbette kimsenin romanımı basmasını bekleyemem ama onca yazınsal başarıdan yahut yazınsal başarı uğruna bütün hayatımdan geleceğimden kariyerimden vazgeçmemden sonra bu derece neyi yanlış yaptığımı anlayamadım. tek anlayabildiğim az çok kimsenin yakını veya hiçbir yayınevinden insanın içki arkadaşı olmamak.

    içten içe artık intiharın ucuna geldiğimi hissediyorum. çünkü kimi insanlar kendini seksle, kimisi sosyalleşmekle gerçek kılar ve ben yazıyla kendini gerçekleştiren biri olarak artık yürütemiyorum. iki cümleyi zar zor yan yana getirmiş insanların türkiyenin en iyi yayınevlerinden romanlarının basıldığını gördükçe kulaklarıma ateşler basıyor, gerçeklik duygumu yitiriyorum ve olanlara anlam veremiyorum.

    onlarca yerde yazdım, editörlük yaptım, içerik sağladım, bir çok kişiyi de kendimden bağımsız ilk roman sahibi yaptım dediğim gibi, ama sanırım hayatta en çok neyi istiyorsan hayat ona ulaşmana izin vermiyor. ben 8-9 yaşımdayken bile jules verne okuyor ve bir gün romanım yayınlansın istiyordum, sanırım gerçekten bunun olmasını öyle olağanüstü istedim ki, rastegele her insanın, yazmakla doğru düzgün alakası olmayan birinin dahi yapabildiği şey benim için imkansıza döndü.

    26'da sıfır diyorum ya. beğenmedik diye bile dönüş alamadım. yanlış anlaşılmasın. ilk roman denemem değildi. yahut karıyla kızla eğlenirken, akşamları counter aterken boşta kaldıkça yazdığım bir roman değidli. iki yıl boyunca günde ortalama 12-13 saat boyunca üzerinde çalıştığım bir projeydi. aslında tek anlatmaya çalıştığım şey şu: 23 yaşında vampir hikayesi yazan barkınların 4. kitapları basılırken, yazınsal entelektüel ve edebi açıdan pek çok şeyi karşılayan kendi denemelerimde nasıl tek bir geri dönüş dahi alamıyorum olumsuz olarak?

    bu arada şimdiden "dostum kendi kitaplarını kendin bastır parayla" mesajlarını görür gibi oldum. hiç gereği yok. ve hepsi bu kadar, teşekkürler.

    edit: ben bu başlığı biraz kendi kendime stres atmak için açmıştım, çünkü pandemi başlangıcından bu yanadır, koca bir yıldır kimseyle doğru dürüst sohbet edemedim bile ve canım çok sıkkındı, kimsenin okumasını bile beklemiyordum ama onlarca mesaj geldi. çok şaşkınım. herkese çok teşekkür ediyorum. elimden geldiğince herkese yanıt yazmaya çalıştım, yazamadıklarıma ise yarın dönüş yapacağım, nitekim uyumam lazım sabah iş var, ama şunu demek istiyorum: ya siz ne kadar güzel şeylersiniz öyle lan. bu kadar kalabalıksak ve etrafta bunca güzel insan varsa, hayatı zorlaştıran ötekiler niye bu kadar kalabalıkmış gibi hep karşımıza dikiliyor, ne kadar kötü, di mi?

    herkese teşekkür ediyorum. resmen antidepresan oldunuz bana. mesajlarınıza dönüş yapacağım.

    edit 2: bu arada şimdiden korktuğum başıma geldi. rezalet bir şey yazdım ve yine de basılsın demek istemedim ben. bir şey yazdım ama kötü de olsa geri dönüş alamıyorum diye anlatmak istedim. gerçekten edebi bir başarısı olmayan hiçbir şey basılmasın zaten. iz bırakmayacak, farklı bir soluk getirmeyecek hiçbir şey basılmasın. sadece kötü olmuş yahu, diye bir geri dönüş alabilelim diye anlattım.
145 entry daha