25 entry daha
  • yeni türkiye'nin, özellikle 15 temmuz darbe girişimi ve fetö / pdy / cemaat kalkışması sonrasında, halkın cemaatlere yönelik (zaten azalmış olan) teveccühünü iyice kurutmak, aklı ve ehl-i sünnet ve'l cemaat itikadını öncüllemek adına, devlet anlayışının çekirdeğine yerleşecek aşırılığa kaçmadan akla büyük değer veren, aklı ve nakli de ayrı ayrı birer bilgi kaynağı olarak kabul eden itikadi yaklaşım (necropharaoh çok iyi özetlemiş: #64260321, üstüne edecek kelam bırakmamış).

    bu durumu özellikle cumhurbaşkanı erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde semerkand'a yaptığı ziyaret, imam maturidi türbesi önünde genel kurmay başkanı ve mit müsteşarıyla birlikte verdiği fotoyla birlikte tekrar düşünmekte fayda var.

    (araya ilave not: zamanında imam maturidi için şunları yazmışım: #58504142)

    insanların ne olduğunu anlaması bu andan itibaren daha büyük önem arz ediyor. özellikle itikadi mezhep (?) olarak yerini.

    maturidilik ehl-i sünnetten ayrı bir yol değildir. ayrı bir itikadi mezhep de değildir. bilakis ayrı ehl-i sünnet vel cemaat fırkasının itikada ilişkin 2 ana yaklaşımından biridir.

    eşarilik ile maturidiliği rakip ya da farklı fırkalar gibi göstermeye çalışanlara aldanmamak gerek. genel olarak meselelerde sürekli olarak mâtürîdîler bir tarafı, eş’arîler karşı tarafı tutmuş değildir. iki cenah da birbirini tekfir etmez asla.

    itikadda hak mezhep tektir. o da ehl-i sünnet vel cemaat’tir.

    ehl-i sünnetin itikattaki iki büyük imamı, ebu mansur maturidi ve ebül-hasan eş’ari hazretleridir.

    imam-ı maturidi, imam-ı a’zam ebu hanife’nin naklen bildirdiği ve yazdığı ehl-i sünnet itikadının kelam bilgilerini, ondan nakledenler vasıtasıyla kitaplara geçirip, izah etmiştir.

    ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil yoluyla geldi. bu bilgiler akılla bulunamaz. akıl bunları değiştiremez. akıl, bunları anlamaya yardımcı olur.

    bu nedenle, nakil ve akıl, itikadı anlamamız adına 2 ana kanal/yöntem halini almıştır.

    ezcümle, ilave okuma ve tefekkür elzem. öncelikle temel kaynaklarına, metodolojisine, ne olduğuna ilişkin. detaylar da bilahare.

    kolaycılığa kaçarak dinimizislam.com'un kısa ve güzel şekilde aktardığı kilit hususları aşağıda kopyalıyorum:

    ***

    imanda, itikadda tek bir mezhep vardır. bu mezhep ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir. çünkü islamiyet, bütün insanlara yalnız bir tek imanı ve itikadı emretmektedir.

    bu imanın esaslarını ve nasıl itikad edileceğini, bizzat peygamber efendimiz aleyhisselam tebliğ etti.

    eshab-ı kiramın iman ve itikadda hiçbir ayrılıkları olmadı. eshabdan olmayanlar ve daha sonraki asırlarda gelenler arasında ise zamanla imanda, itikadda bazı ayrılıklar ortaya çıkarıldı ve bid’at fırkalarının sayısı 72 ye ulaştı. bu ayrılıkları çıkaranların ve bunların sözlerine inanarak bozuk düşüncelerini benimseyenlerin ileri sürdükleri sebepler çok çeşitli ve herbirine göre farklı olmakla beraber, esas sebepler, (münafık ve başka dinden olanların çıkardıkları fitneler, kur’an-ı kerimin müteşabih âyetlerini kendi anlayışlarına göre tevil etmeye kalkışmaları, eski hind ve yunan felsefesi ile, mecusi inançlarının islamiyet’e sokulma çabaları, eshab-ı kiramın maslahata [huzurun, dirliğin, iyiliğin teminine] ait konulardaki ictihad ayrılıklarını anlayamama ve bunları kendi nefsani arzularına, siyasi maksat ve ihtiraslarına perde veya alet etme, kısa zamanda çok geniş ülkelere yayılan islamiyet’in henüz yeni müslüman olmuş büyük kitlelerce tam anlaşılmadan birtakım insanların eski din ve inançlarına ait bazı unsurları tamamen terk edememeleri ve bunları islamiyet’ten sayma yanlışına düşmeleri) şeklinde özetlenebilir.

    ancak, islam tarihinde görülen 72 sapık fırkanın ortak vasfı; siyasi ve dünyevi menfaat ve saiklerle ortaya çıkmış olmalarına rağmen, hemen hepsi kur’an-ı kerimdeki muhkem ve bilhassa müteşabih âyet-i kerimeleri kendi akıllarına göre tefsir yoluna gitmişler, böylece felsefe yaparak ve bu âyetleri, iddiaları istikametinde tevil ederek kendilerine kur’an-ı kerimden deliller bulduklarını ileri sürmüşlerdir.

    ***

    itikatta hak mezhep tektir. o da ehl-i sünnet vel cemaat mezhebidir. bu mezhebin itikattaki iki büyük imamı, ebu mansur matüridi ve ebül-hasan eşari hazretleridir. burada mezhep, birkaç konudaki farklı ictihad anlamındadır. nitekim fıkıh kitaplarında, (imam-ı ebu yusuf’un mezhebi böyledir) ifadeleri de geçer. bu, ayrı mezhebi olduğu için değil, ictihadının farklı olduğunu göstermek içindir.

    imam-ı matüridi hanefi mezhebinde, imam-ı eşari de şafii mezhebinde olduğu için, hanefiler imam-ı matüridi’nin, şafiiler de imam-ı eşari’nin açıklamalarını esas alıyorlar.

    ***

    ehl-i sünnet itikadını ortaya koyan resulullah efendimizdir. iman bilgilerini eshab-ı kiram bu kaynaktan aldılar. tâbiin-i izam da bu bilgilerini, eshab-ı kiramdan öğrendiler. daha sonra gelenler, bunlardan öğrendiler. böylece, ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve tevatür yoluyla geldi. bu bilgiler akıl ile bulunamaz. akıl bunları değiştiremez. akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. yani, bunları anlamak, doğruluklarını, kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır. hadis âlimlerinin hepsi, ehl-i sünnet itikadında idiler. amelde dört mezhebin imamları da bu mezhepte idi. imam-ı matüridi ve imam-ı eşari de ehl-i sünnet mezhebinde idi. bu her iki imam, hep bu mezhebi yaydılar. sapıklara karşı ve eski yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı bu tek mezhebi savundular. bu iki büyük ehl-i sünnet âliminin zamanları aynı ise de, bulundukları yerler birbirinden ayrı ve karşılarındaki saldırganların düşünüş ve davranışları başka olduğundan, savunma metotları ve tenkitleri birbirinden farklı olmuş ise de, bu hâl, yollarının ayrı olduğunu göstermez. bunlardan sonra gelen yüzbinlerle derin âlim ve veliler, bu iki yüce imamın kitaplarını inceleyerek ikisinin de, ehl-i sünnet mezhebinde olduklarını söz birliği ile bildirmişlerdir.

    ehl-i sünnet âlimleri, manaları açık olan (nass)ları, zahirleri üzere almışlardır. yani, böyle âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere açık olan manaları vermişler, zaruret olmadıkça böyle nassları (tevil) etmemişler, bu manaları değiştirmemişlerdir. kendi bilgileri ve görüşleri ile bir değişiklik hiç yapmamışlardır. sapık fırkalardan olanlar ve mezhepsizler ise, yunan felsefecilerinden ve din düşmanı olan fen taklitçilerinden işittiklerine uyarak, iman bilgilerinde ve ibadetlerde değişiklik yapmaktan çekinmemişlerdir.

    peygamber efendimizin hadis-i şerifte fırka-i naciyye, kurtuluş fırkası olarak bildirdiği tek bir itikad mezhebi vardır. o da ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir, imam-ı matüridi ve imam-ı eşari bu mezhepte iki itikad imamıdır ve bu mezhebi yaymışlardır.

    imam-ı matüridi ve imam-ı eşari hazretleri ayrı bir mezhep kurmamışlar, eshab-ı kiramın, tâbiinin, dört mezhep imamının ve sonra ehl-i sünnet âlimlerinin nakil ve tevatür yolu ile bildirdikleri iman ve itikad bilgilerini açıklamışlar, anlaşılmasını kolaylaştırmak için kısımlara bölmüşler ve herkesin anlayabileceği şekilde yaymışlardır. bunlardan imam-ı eşari, imam-ı şafi hazretlerinin talebe zincirinde bulunmaktadır. imam-ı matüridi ise imam-ı a’zam hazretlerinin talebe zincirindedir.

    ehl-i sünnet itikadının açıklamasında bu iki imam meşhur olmuş, yaşadıkları zamanlarda itikadda doğru yoldan ayrılmış sapıkların ve yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış maddecilerin bozuk düşüncelerine karşı ehl-i sünnet vel-cemaat itikadını izah etmekte, bazı bakımlardan farklı usuller takip etmişlerdir. daha sonraki asırlarda gelen ehl-i sünnet âlimleri, bu iki imamın koyduğu usullere uyarak, ehl-i sünnet itikadını nakletmişlerdir.

    ehl-i sünnetin reisi ise imam-ı a’zam ebu hanife hazretleridir. imam-ı a’zam ebu hanife hazretleri, fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metotlar koyduğu gibi, resulullahın ve eshab-ı kiramın bildirdiği itikad, iman bilgilerini de topladı ve yüzlerce talebesine bildirdi. talebesinden, ilmi kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetişti. bunlardan imam-ı a’zamın talebesi olan imam-ı muhammed şeybani'nin yetiştirdiklerinden, ebu bekri cürcani dünyaca meşhur oldu. bunun talebesinden de, ebu nasır-ı ıyad, kelam ilminde, ebu mensur-i matüridi'yi yetiştirdi. ebu mensur, imam-ı a’zam hazretlerinden gelen kelam bilgilerini kitaplara yazdı. doğru yoldan sapmış olanlarla mücadele ederek, ehl-i sünnet itikadını kuvvetlendirdi ve her tarafa yaydı.

    imam-ı eşari de; imam-ı şafii'nin talebesi zincirinde, bulunmaktadır. bu iki büyük imam, eshab-ı kiram, tâbiin ve tebe-i tâbiinin bildirdiği itikad ve iman bilgilerini açıklamışlar, kısımlara bölmüşler, herkesin anlayabileceği bir şekilde yaymışlardır. imam-ı eşari ve imam-ı matüridi hazretleri, hocalarının müşterek mezhebi olan ehl-i sünnet vel-cemaattan dışarı çıkmamışlardır.

    bu iki imamın ve hocalarının ve bunların da hocaları olan, amelde dört hak mezhep imamlarının ve onlara tâbi olanların imanda, itikadda tek bir mezhebi vardır. bu mezhep ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir. çünkü islamiyet, bütün insanlara yalnız bir tek imanı ve itikadı emretmektedir. bu imanın esaslarını ve nasıl itikad edileceğini, bizzat peygamber efendimiz aleyhisselam tebliğ etmiştir.
    taşköprüzade şöyle yazmıştır:
    (ehl-i sünnet vel-cemaatın kelam ilmindeki reisleri iki zattır. bunlardan biri hanefi, diğeri şafii'dir. hanefi olanı, ebu mensur matüridi, şafii olanı ise ebu'l hasen el-eşari'dir.)

    bazı kitaplarda, eşariyye mezhebi, matüridiyye mezhebi diye yazılı ise de, bu kendi çalışmalarına verilen isimdir, ayrı mezhep değildir. her ikisi de ehl-i sünnet itikadını anlatmıştır. aralarında ictihad farkları vardır. bu ayrılıklar temelde ayrılık olmadığı için, ikisi de ehl-i sünnettir.
    zebidi de şöyle demiştir:
    (ehl-i sünnet vel-cemaat ismi geçince, eşariler ve matüridiler kastedilir.)

    ***
20 entry daha
hesabın var mı? giriş yap