şükela:  tümü | bugün
13 entry daha
  • bazı insanlar içinde bulundukları, çelişkilerle dolu nizama direnç gösterecek güce sahiptir. parçası olmaları onlar için önemsiz olduğu gibi, imkanları dahilinde, tıpkı kendileri gibi hissettikleriyle dayatılanların çatışmasında ezilenlerin hayatını kolaylaştırmayı da şiar edinmişlerdir.

    işte bu film de insani gerçekleri önemsemeden baskıyla hükmeden düzene karşı şairane bir protestodur *.

    --- spoiler ---

    hipokrat yeminli bir doktor, bir adamın ölüm iksirini hazırlar; güvendiği bir hemşire, bu zor görevi üstlenir; yasama temsilcilerinden hazzetmeyen bir adalet neferi de onlara yardım ve yataklık eder. çünkü bilirler ki ipe sürülecek aklı olmayan parlamenterler, insani gerçeklere ayak uyduramayan yasalarıyla, hiçbir derde derman olamazlar. hatta bir şarkıcı ya da dansöz gibi beyin kıvrımlarını zorlama gereği duymamışların bile, vicdanları doğrultusunda daha işe yarar kanunlar çıkarması muhtemeldir.

    izlerken sanki ölümcül kararı verecek olan bizmişiz gibi hırpalayarak sorgulatan konu için en doğru çözüm sona saklanmıştır. dostlar buluşmasında kamera masadakilere döndüğünde "yatana da zor, bakana da" diye düşündüren kısım, yavuz karakterinin güzelliği karşısında "böyle bir adam ölmemeli!" diyen iç sesi bile susturur. ama film icabı mevzu, çözüm olarak aklımızdan geçen ötenazi hakkıyla sınırlı görünse de tespitten tümevarımla genelleme yapılabilir: hiçbir yasa, insan ihtiyaçlarını baz alarak çözüm sunmaz.
    --- spoiler ---

    yakın zamanda hayal kırıklığının, tiksintiye yol açabileceğini yaşayarak öğrendim. gururla üstleneceğin, vasıtasıyla dünyayı daha iyisine dönüştürebileceğine inandığın, ne zaman ki içine girdiğinde çıkarcıların kontrolünde savrulduğunu fark edip kullanmaktan vazgeçtiğin bazı araçlar olur. mecburen amacına farklı bir araçla ulaşmayı denersin. tıpkı avukatlıkta umduğunu bulamayıp pasif anarşizmi benimsemiş leyla karakteri gibi.

    film bende mitolojik çağrışımlara da neden oldu. başından beri onlara yoldaşlık eden karga figürü, sanki şiir tanrısı apollon'dur ve özel insanlarından biri için, ona layık bir uğurlama tertiplemiştir. apollon, aynı zamanda tıbbın ve müziğin de tanrısıdır ve tüm neferlerini son kez yavuz'un hizmetine sunmuştur. hatta en uzağa ok fırlatabilen tanrı olma özelliğini de eklersek, saatlerce yol kateden hemşire de öldürücü oku ona ulaştırma fonksiyonu üstlenmiştir.

    bu benim ilk pelin esmer tecrübem. barış bıçakçı için de geçerli. dünyaya bakışlarını ve gördüklerini anlatma tarzlarını sevdim. en çok da bana düşündürdüklerini. umarım bursa'da da bir söyleşi gerçekleştirirler de kendilerini iyice tanımış oluruz.
333 entry daha