şükela:  tümü | bugün
  • fal bakmayı, baktırmayı çok seven ve burçlara inanan yakın bir tanıdığımın görüşü. kendisi eşcinsel değil. ancak reenkarnasyona falan çok meraklı.

    ona göre reenkarnasyonun sayısız delili var. çocuk yaşta geçmiş yaşamlarından gerçek olaylar anlatanlardan ibaret değil sadece deliller.

    eşcinsel insanların durumunu da bunun kanıtı olarak görüyor. bazı insanlar, geçmiş yaşamlarındaki cinsiyetlerinin etkisinden bu yaşamlarında da çıkamıyorlarmış dediğine göre.

    hindistan'da bu yüzden bazı budist rahipler eşcinsellere çok saygı duyarmış. tabii bunları doğrulatmak gerekir.

    ancak bu şekilde düşünen çok kişi olduğunu öğrendim. bilhassa ingilizce yayın yapan platformlarda.

    şahsen ateist olduğumdan ruhlara ve doğaüstü varlıklara inanmıyorum ancak bir insanın öldükten sonra başka bir canlının bedeninde tekrar benlik kazanmasını engelleyen bilimsel kural nedir, onu da bilmiyorum.
  • reankarnasyonun gerçek bir kanıtı olmadığı için bu önerme saçmadır.

    eşcinsel ve normal insan oranına bakarsak reankarne olan insanlar baya baya aynı cinsiyeti seçiyor, farklı cinsiyeti seçmiyor. ya da yeni cinsiyetlerinden memnunlar bilemedim.
  • bu şeye benziyor; paralel evrenin yokluğunun kanıtı allah'ın diğer paralel evrenlerde farklı versiyonu olamiyacagindan kanıtlanmıştır.

    bende tekrar dişi olarak gelsen tekrar dişi severdim orası ayrı.
  • tek bir hususu atlayan bilirkişi ulu bilge alimin bilimsel savı.

    eşcinsellik karşı cins kimliğine bürünme değil, aynı cins bireylere karşı ilgi duyma durumudur. kişi kendi cinsiyetiyle barışıkken de bu hissi durumu yaşayabilir illa cinsiyetini inkar etmesine gerek yok.
    karşı cinsiyeti benimseme ve yanlış bedende olduğunu düşünme olgusu tamamen farklı.
  • hayat, reenkarnasyon ve kanıt kelimelerinin aynı cümle içerisinde kullanılması kadar saçmaydı.
  • bilimsellikten uzak bir açıklamadır.

    madem kutsal bilgi kaynağıyız eşcinsel yönelimle ilgili bana en mantıklı gelen açıklamayı paylaşmak isterim. bu konuda en doyurucu ve boşluktan uzak açıklamayı bir türk bilim adamı haydar dümen yapmıştır ben naçizane gelişim dönemleri üzerinden küçük eklemeler yaparak aktaracağım.

    sigmund freud' a göre insanın yaşamla bağlantısı ilk dönemler oral, sonraki dönemler ise analdır. yani bir bebek doğar doğmaz emme refleksi ile yaşama tutunur. biraz büyüyüp benliği gelişmeye başladığı zamanlarda ise anal-üretral sfinkter (kas) lerini geliştirerek bedeni üzerindeki hakimiyetini ilan eder. tuvalet eğitimi çocuk psikolojisinde çok ciddiye alınan bir konudur ki bireyin ilerde cimri-cömert oluşu bile bununla ilintilidir.

    çocuk büyüyüp yetişkinliğe adım atınca sanmayın ki bu anal ve oral bağlantılar tamamiyle yok olur. sadece körelirler ve bizi hayata bağlamaya devam ederler. oral (yemek-içmek) ve üretro-anal (idrar-dışkı ve cinsel salgıları dışarı atmak) noktalar libidinal enerjiyi yani canlıyı hayatta tutan en temel enerjilerden birini ifade ederler.

    kadında genel olarak iki adet orgazm noktası bulunur: klitoris ve vagina içerisinde g noktası. kadın sünneti gibi gelenek etkisiyle ya da direkt bir kaza sonucu klitoris ve dudaklar zedelenir veya kaybedilirse kadın libidinal (cinsel) enerjisini g noktasından sağlayabilir veya klitoris sapasağlam yerinde dursa bile bunu tercih edebilir. aynı şekilde erkekte penis zarar görür ise yetişkin erkek cinsel hayat enerjisiyle anüsün prostata denk gelen zevk noktalarıyla bağlantı kurabilir.

    yani tabiat cinsel enerjiyi bedenimizde yedeklemiştir. hetero bireyler dahi zor zamanlarda ( kadın/erkek hapishaneleri vs) eşcinsel deneyim yaşayabilir ki bu da bahsi geçen teroiyi destekler.
  • bu mantığa göre şimdiki bedeninde heteroselsüel olan herkes önceki bedenin de eşcinseldi.