şükela:  tümü | bugün
  • çocuğunun mutluluğu ve hayvan sevgisi öğrenmesi yerine mobilya ve döşemelerini tercih etmiştir.
  • bunlar eğer birazcık yumuşak kişiliklerdeyse genelde çocukları tarafından "evde hayvan beslemeden yapamayan anne baba"lara dönüştürülebilirler.
    hijyen manyağı olan, yere dokunsam elimi yıkattıran, her hafta bit,tırnak,kulak içi temizlik kontrolümü bile yapan bizimkilerin transformasyonu yaklaşık 15 yılda eve bir köpek almaya ikna ederek tamamlatmaktan gurur duyarım.

    şahsen daha küçük yaşlardayken ben ve kardeşimin hayvan sevgisi kendini göstermeye başlamıştı. sokaktan bulduğumuz her türlü hayvanı eve getirdik. fakat denizden topladığımız 1 kova plaktondan, ayağından iple sehpaya bağladığımız kurbağaya, leğende yüzdürmeye bayıldığımız kirpiden, kendilerine legolarla ev yaptığımız sümüklü böcek ailesine kadar her türlü hayvanımız hijyen+düzen manyağı anne ve babamız tarafından evden uzaklaştırıldı.

    en sonunda kendileri küçük evcil hayvanlar alarak evi ormana çeviren içimizdeki hayvan merakını bir nebze olsun söndürebilceklerini düşündüler ve ilk kuşumuzla transformasyonun ilk aşamasını gerçekleştirdik.

    pamuk adlı bir yılandan, tamagotchi'ye kadar her türlü minik çaptaki ev hayvanını beslemiş çocuklar olsak da hayvan sevgimizi ne akvaryumdaki balıkları mıncıklamak ne ördeğimizle banyo yapmak, ne ipek böceğinin koza yapmasını izlemek hiç bi zaman tam anlamıyla kesemedi.

    en sonunda yatak odamızdaki gardrobumuzda beslemeye kalktığmız yavru kedinin gece miyavlamaya başlayarak basılmamıza sebebiyet vermesiyle birlikte daha büyük çapta bir hayvan almadan sakinleşmeyeceğimiz farkedildi. fakat evde kedi ve köpek gibi bir hayvana yer kesinlikle yoktu ve bu açık bir dille bize anlatıldı.

    derken bir gün sokağa atılmış yavru bir poddle'la karşılaştım. evdekilere durumu anlattım.
    babamın hiç unutmam "bu eve köpek getirirsen ne köpeği ne de seni içeri alırım!!" şeklinde böğürdüğünün ertesi günü eve köpekle geldim. kendisi muço, 8 senedir bizimle yaşıyor, hatta ben 5 senedir istanbuldayım yani son 5 senedir annemler bakıyor kendisine. geceleri babamla annemin arasında uyuyor, oğlum diye hitap ediliyor evde, babam her içki masasında kafası iyi olunca mutlaka bana bi küfür eder eve getirdiğim için muçoyu, bi kadeh daha aldıktan sonra da trilyon verseler köpeğimi vermem demeye başlar. ha nooldu annem ve babam hala hijyen delisi, evdeki sıvı sabunların içine dezenfekte edici maddeler koyuyoruz son 8 senedir. babam muçoyu sevdikten sonra ellerini yıkar hala bize de yıkatır. 3 ayda bir yapılan kist aşısını biz paranoyaklığımız yüzünden 2 ayda bir yakar mucocuğun poposunu. ama sonuçta hayvan öyle bişey ki alıştırtırır kendine ve her anne baba hayatını ona göre düzenlemeyi öğrenir.

    benim hayvan sevgim mi?? hayır hala tatmin olmadı tabi ki... at istiyorum asıl ben bir tane. fakat sokaktan bulup getirmek mümkün değil kendisini şükür ki.
  • arkadaş - anne evde hayvan besleyelim mi?
    annesi - seni besliyoruz, yetmez mi?

    *
  • evde zaten hayvan besliyordur.
    (bkz: bağzı baba ve ergen çocuklar)
  • rahatını düşünen tipik annedir.
    seni seviyorum annem bencil değilsin tüm gün nerde kel kör kedi köpek varsa veterinerlere taşır bakarsın ne adam gibi mobilyan ne diğer annelere göre dünyan kaldı. sorsan dünyanın en zengin en güzel mobilyalarına dünyasına sahipsin,sahibiz seni seviyorum.
  • evde hayvan beslemenin bir suru sorumlulugu ve derdi oldugu icin hele de titiz biriyse hakli ve ulkedeki milyonlarca ebeveynden sadece biri olan klasik, siradan ebeveyn.

    lakin cocuk o hayvani cok istiyorsa ve bu gecici bir heves degil de cocugun yoksunluk ihtiyacindan kaynakli ciddi bir talepse o cocugun gelecegi ve kisiligi icin her ne olursa olsun eve alinmasi gerekli diye dusunuyorum.

    sevgili ebeveyn, lutfen kati kurallariniz olmasin. empati kurun biraz. o ev tapuda ya da kontratta sizin olabilir ama yasam bakimindan ayni zamanda cocuklarinizindir da ve o cocuklarin o evde ortak cercevede diledikleri gibi yasama hakki vardir. bunu goz ardi etmeyin.
    yeri gelmisken koltukta, odasinda, misafir odasinda vs yemek yemelerine de izin vermiyorsunuz simdi siz. lutfen, yapmayin. o yasam alani hepinizin, cocuklarinizi artik birey olarak gorun ve buna gore ortak bir yasam alani duzenleyin, sadece sizin kurallariniza gore degil.

    iyi gunler dilerim.
  • başlarına gelecekleri bilen anne babadır. her türlü karşı çıkmaya rağmen planlı bir çalışma ile fikirleri değiştirilebilir.
    bahar aylarında dünyaya gelmiş minicik bir kedi yavrusu kucağa alınıp, kapının önüne kadar getirilir, isteğe göre kendiliğinden gelmesi de sağlanabilir fakat o zaman kapının önüne bıraktığınızda miniğin alacağı şaşkın surat ifadesinin yerini hınzır mod alacağından ve şaşkın surat her zaman daha etkileyici olduğu için kucakta getirilmesi daha makbuldur. daha sonra eve girilir ve "anne, bak ne şirin di mi, peşime takıldı bir türlü peşimi bırakmadı, yazık karnı aç galiba, annesini kaybetmiş olmalı" türünde bir cümleyle dudaklar sarkıtılır. eğer anne bu numarayı yemediyse, annesini kaybetmiş olmalı cümlesinin üzerine gidilmelidir, "ya ben de seni kaybetseydim, sokaklarda yapayalnız kalsaydım, böhü" tadında duygu sömürüleri ile "annecim bak karnı çok acıkmış, azcık süt verelim nooooluuur" şeklinde yalvarılır. sütü verdikten olay bitmiştir zaten, ufaklık kapının en sadık müşterisi olacak, oradan hemen hemen hiç ayrılmayacaktır. bu süreç önemlidir, lakin anne hala temizlik ve titizlik sendromundan kurtulamadı ise, sadece dışarda kendi harçlıklarınızla onu beslemeyi teklif etmek en zararsız yöntemlerdendir. pisicik, önce kapının önünde beslenecek, sonra 1 saat, 2 saat gibi artan aralıklarla eve girip çıkmaya başlayacaktır. bir gece de evde, odanızda kaldı mı artık evin bir ferdi olmuş, hatta benim evde ne işiniz var, hadi bakiim mama getirin bana moduna girmiştir bile.
    tüm bu süreçten sonra, baba bu velede mama taşımaya başlamış, anne de "ben başıma gelecekleri biliodum işte, dinleyen olmadı ki, şu hayvanın mamasını verin bari, gidin kum alın çabuk" , " gel bakiim musticim, bunlardan sana hayır yok oğlum, gel bak maman burda" kıvamına girmiştir.
  • bunlardan anne olanının kucağına tüm vıdı vıdılardan sonra yavru kedi konulduğunda, bir daha yüzünüze bakmayıp bütün gün kediyle oynama ve kediye iltifatlar yağdırma potansiyeline sahip olanları da vardır.
  • eve ilk aldıkları hayvanın (bu ben oluyorum) bakımını üstlendiklerinden ötürü, ikinci bir hayvanın sorumluluğunu almak istemiyorlardır.
  • -çoğunlukla korkarlar
    -korkmuyorlarsa komşuya, sağa-sola laf vermemek içindir
    -bilinçliler heves üzerine alınan hayvanın tüm sorumluluğunun kendisine kalacağını bildiği için reddediyordur
    -mali yönü sebebiyle isteyip ama hayvan besleyemeyen anne, babalarda mevcuttur.

    isteyenler ve istemeyenlerin klasik kaçış cevabı ise "biz seni besliyoruz ya, sen sonra kendi evine alırsın"dır.