şükela:  tümü | bugün
  • fazlasinin akil sagligini tehlikeye dushurebilecegi gibi insanin yazgisinin degishmesine bile neden olabilecek olgu(bkz: sakinan goze cop batar)
  • estek köstek, yokla var arasında çift yönlü ayna, yaşamın direğini göstere göstere kemiren tahtakurusu, hayat kurutucusu, şifası olmayan dert
  • woody allen'ın göbek adı
  • rock hudsonın doris day'le çevirdiği üçlemenin son filmi send me no flowers'ta oynadığı karakterin, sabah gazetesini okurken bir yandan da koca bir kaseden çerez yer gibi envai çeşit hapı lüplemesiyle en abartılı karikatürü çizilmiş onmaz hastalık
  • (bkz: evhamlilik) (bkz: evhamlanmak)
  • yersiz şüphe. gereksiz yere kişinin kendi kendini üzmesini sağlayan duygu. (bkz: kuruntu)
  • (bkz: vahamet)
  • inşallahın sağanağı.
  • bir nevi hafif paranoya halidir.
    insanın kendisiyle ilgili olması hali gibi, çevresi ve değer verdiği insanlarla da ilgili olanı bolca mevcuttur...
    midenize oturmuş bir kramp bir türlü geçmiyor, huzurlu bir an bile başka bir işi yapamıyorsanız, saniyeleri sayarken kendinizi yakalıyorsanız, ve misal telefonun ayarlarına sesi açık mı diye otuz kere bakar, kafanızdan "başına bişey geldi, yok beni sevmedi, takmıyo ki beni zaten, hede mi? höde mi?" ve benzeri türlü türlü senaryolar kurarsanız siz evham sahibi bir insansınız demektir.*

    yapıcı bir eklenti:
    tedavisini soran güzel bir soru aldım. şimdi tabii ki ben ne doktorum ne psikolog, fakat kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki evhamın en güzel ve en başarılı tedavisi sizi içine çeken girdaptan aynı helezonu kullanarak yukarı çıkabileceğiniz gerçeğidir.

    şöyle ki; evhamlanmaya başlamanız bir düşünce zinciri ve finalinde hafif dozajlı bir panik atak olduğundan, son aşamada veya hemen öncesinde ne düşündüğünüzü hatırlamaya çalışın.

    misal "başına bişey mi geldi?" de koptunuz, bir öncesinde ne kadar zaman olduğunu düşündünüz, hemen o noktaya döndük, tekrar baktık; şu kadar zaman olmuş, onun öncesinde ne düşünüldü? muhtemelen nerede olduğu, hemen oraya geri dönüp nereye gitmek için çıktığını, ya da ne yapması gerektiğini düşünün. sakinleme başladı dimi? şimdi de en son beraber olduğunuz anı, yani evhamınızın çıkış noktasına döndünüz. evet o aslında ne yapacağını bilen, daha önce de bunu defalarca yapmış ve sonra tekrar yanınıza dönmüş. işte yine böyle olacak. evet, bunu biliyoruz, denemiş ve onaylamışız. her hangi bir şey olsa er geç haberimiz zaten olur, mantık sınırı geçilen her noktanın da aslında mantıklı bir mazereti istatistiki olarak vardır. tamam işte bunları düşünmelisiniz zaten ki hakkaten de istatistiki olan gerçek bu.

    istisnalar yok mu? tabii ki var, ama o zaten sizin başınıza gelirse olay zinciri bu şekilde gelişmiyor. genelde bütün travmatik olaylar en beklemediğiniz zamanda ve şekilde olduğu için travmatiktir. diğer türlü her ufak tefek sorun ve probleme insan ırkının en büyük özelliği olan adaptasyon sayesinde zaten alışırsınız.

    işte böyle, mantık ve biraz irade ile kendimizi sakinleştirmek aslında çok kolay...
  • her allahin gunu annem gelip da "yavrum suramda ne var? bak biraz sismis, hafif de kizariklik var" seklinde bikmadan usanmadan yanima gelip sorabildigine gore gecmiyor bu.
    yaslandikca da artiyo.
    bocek isirmistir, yastik iz yapmistir, kus tuyu yastik var ya onun tuyu falan batmistir gece demek de bi ise yaramiyor.