şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bunlar genelde şehirdışında olan, dört bir yanında güvenlik görevlerinin beklediği ve girişleri çıkışları kontrol altında tutulan yaşam alanlarıdır. globalleşme çağında ivme kazanmış bu yaşam alanları, zengin- fakir ayrımına fiziksel bir boyut da kazandırmıştır. genelde bu tarz yerleşim alanlarının içinde alışveriş merkezinden sinema salonuna kadar her şey bulunmaktadır, amaç küçük, izole bir şehir yaratmak ne de olsa...
    (bkz: kemer country)
  • küresel eşitsizliği ve bölünmeyi hem maddeten hem sembolik olarak muhafaza ve müdafaa eden, yeniden üreten yerleşim alanları. birey, topluluk, devlet ya da devletler arası düzeyde* göze görünür, elle tutulabilir.
    her düzeyde, dışarda bırakılmak istenene karşı korku ve eride bulunması umulan rahatlık, güvenlik hissi ile tetiklenir.
    "..
    such a pretty house
    such a pretty garden
    no alarms and no surprises
    please "
    .. gibi özetlenebilir.

    ( aman da öyle güzel bir ev
    öyle de güzel bir bahçe
    ne bir sürpriz istiyorum ne de bir tehlike
    mümkünse ..
    gibi çevrilebilir )

    ve fakat,
    arzulanan güvenlik hissi son derece yanıltıcıdır. hem içeride ve dışarıda kalanlar arasındaki, hem de bireyselliğin sınırlarında dolaşan içeridekiler arasındaki toplumsal bağlar kaybolmuştur. içerisi dışarıdan daha güvenli değildir, olmayacaktır.

    öylesini düşünenler için bir şarkı daha :
    ..
    if you think you are strong enough
    nice dream
    if you think you belong enough
    nice dreamm...

    ( yeterince güçlü olduğunu düşünüyorsan eğer
    tatlı rüyalardasın dostum
    yeterince ait olduğunu düşünüyorsan
    tatlı rüyalar .. ! )

    bonus: funny games
  • (bkz: segregasyon)
  • türkiye'de bir bokmuş gibi her şehre yayılan garabet projelerdir. benim anlamadığım kim kendini kimden koruyor veya kimden korkuyoruz? eğer güvenlik işini kendimiz çözeceksek neden kolluk kuvvetleri var ve biz neden bunlar için vergi ödüyoruz?

    (bkz: #28376020)
  • masif duvarlar, uzun, geniş, sağlam, korunaklı. kendimizi bir yerlere kapatıp dışarıdan korumak gerek! çünkü dünyada çok fazla farklılık var ve fakirler biz medeni zenginleri kıskanıyor.

    şehrin ortasında bir çıban, yanında da bir otoban. öyle ki otobanın karşısındaki mahalle diğer tarafta kimler yaşar, neler olur bilmiyor. yolu oraya düşse kurşun geçirmez kasalı arabasının içerisinden başını dışarı uzatmaz. es-kaza bi varoş mahalleli ile devlet dairesinde karşılaşsa burnuna mendil tutarak durur. işte böyle bir yabancılık hem kendine hem çevreye. çünkü karşısı gecekondu mahallesi ve onlarla koyun koyuna yaşarsak bizim hayatlarımıza karışırlar.

    elinde sürekli telefon, cebi zengin kalbi fakir, tek derdi ne kadar varlıklı olduğunu diğer fakirlere göstermek, otobanın karşısında kahvede oturan gençlerin bir eli telefonda, öteki bacak aralarında tek dertleri o güzel sandıkları şeyi elde etmek. yolda karşılaşsalar birbirlerini tanımazlar biri alt evrenden diğeri üst evrenden; işte böyle bir yabancılaşma, böyle bir gizli düşmanlık.

    hep problemi ört-bas etmek, engellemek ya da problemden kaçmaya yönelik çözüm arayışları bunlar, problemi evriltmeye, tel tel ayırıp çözümlemeye yönelik değil. zira problemin sebebi bu; medeni insanların problem görünce hortlak görmüş gibi kaçması ve manastıra sığınıp sarımsak, haç ve zemzem suyu ile donatması kendini.

    bu duvarlı yapılar, plazalar sadece şehirler içerisinde yerleşim alanları ölçeğinde mi var?

    bakınız avusturya'dan sonra ingiltere'ye kadar devasa bir gated community ile karşılaşırsınız, adı avrupa birliğidir. bu medeni insanlar diğerlerini sınıflara, kategorilere sokup her birine farklı vize koşulu uygular. dışarıdakiler tehlikeli insanlardır, er yada geç örgütlenirler. örgütlü cehalet korkunç bir şeydir; zenginleri diğerleri ile aynı çizgiye çeker. öyleyse avrupalılar kendilerini biz türklerden, biz türkler de kendimizi araplardan korumalıyız. çünkü dünyada problemler ancak kaçarak çözülür ve problemi yaratan insanlar yalnızca öldürülerek etkisiz hâle gelir. 19-20 yy aydınlanması ile yeşeren eğitim kurumlarımız da bizlere bunu öğretmedi mi? aydınlık bir odada tutulmalıdır, çünkü odanın kapısı ve pencereleri açılırsa aydınlık yayılır ve yayılan aydınlık zenginler ve fakirlerin temelde insan olduklarını ortaya çıkarır. halbuki sadece zenginler, çalışanlar ve iyi yaşam koşullarına sahip olanlar insan, diğerleri bir çeşit evrim geçirmemiş hayvandır. bilgili, asil ve sağlıklı canlılar hem iç huzurları hem de dünya barışı için savunmasız fakirler/cahiller ile savaşmalı ve aç bırakma, işsiz bırakma, eğitimsiz bırakma, etnik/dini ayrımcılık, psikolojik harp yöntemleri ile onlar yer yüzünden silinene dek öldürmelidir.

    işte gated community gerçeği budur.
  • ilber ortaylı gibi elit aydınların çok sevdiği güvenli yerleşkelerdir.
    güvenlik ve ayak işleri ise her daim aşağılayıp dışladıkları "alt sınıflardan insanlar" tarafından yapılır.
  • sözde modern insanlara korunaklı, güvenli ve 'yapay' yaşama alanı sunan kavram. modern olanları ‘hayat kalitenizi artırıyoruz’ diyerek sizi belli bir alanda yaşamaya zorlar. beton bloklar arasında sıkışmış, aynı etten bedenlere dönüşmenizi sağlar.
    kısaca içeriğini açıklayayım; az yeşil alanla idare etmek zorundasınız. şanslıysanız köşelere yerleştirilmiş 'plastik' yeşiller bulabilirsiniz. ama panik yok. alışveriş merkezi, etkinlik alanı gibi saçma işlevine uygun olmayan alanlar, eğlence alanı, kenara serpiştirilmiş çocuk oyun alanı ve şanslıysanız müze bile vadeder.
    tüketim toplumunun güzelce tüketebileceği, gösteriş yapabileceği en güzel alan da diyebiliriz.
    aynı zamanda türkiye'de abartılan kavramlardan biri. en güzel örnekleri ; bilmem ne yapı, bir şey bir şey oğulları-oğlu...
    asıl aklıma düşmesi ise tesadüfen gördüğüm, 'şehir içinde yeni bir şehir' sloganı ile satışları yapılan ve bahsettiğim her şeyi içeren yaşam alanı(?). bir insan neden şehrin içinde yeni bir şehir ister ya da arar? bu kadar mı kalıplara sıkışmayı istiyoruz?
    biliyorum, talep ediyoruz ve tüketiyoruz. ama yinede anlayamıyorum...
  • türkiye'de hızla yayılan, kendisi güvenlik riski olusturan tiplerin bile yer kaptığı, ya çok katlı ya müstakil oluşumlar. iki tane kuleyi dikip etrafını çevirip, koyuyorlar bi security tamamdır. bunların esaslı olanlarinda havuz, kreş, spor salonu vs gibi sosyal olanaklar olmakla beraber bazısinda avm'de oluyor.
    ahalisi luks güvenlikli siteden olunca, tibbi destek özel hastane/muayenehaneden, eğitim özel okuldan(aman ha okul adı bile ingilazca olacak, peninsula yahut montessori filan olucak basında) olacak, illaki. site ahalisinin bütçesine göre özel kurum imkanları var elbette.
    sınıfsal ayrım filan iste. benimle aynı yerde oturmuyor, aynı okula gitmiyor, aynı yerde tedavi olmuyor, toplu taşıma kullanmıyor ama eşitiz iste, ister ye ister yeme. tipine baksan benden daha tehlikeli ama guvenlik istiyor.
    ortamlarda vatanın taşına toprağina ölürüm, canim milletim, hepimiz biriz dersin kim bilecek.
  • alt gelir grubuyla -kast sistemi doğrultusunda- son derece steril ilişkiler kuran, bunu da en fazla temizlik işçisi, güvenlik görevlisi düzeyinde yapan, fanus tipi yaşam stili, şehircilik ve mimarlığın yüz karası oluşum/kavram/yaşam tarzı. bunun daha büyük ölçekli ve sürdürülebilir mimarlık sayesinde politically correct olanı için, projesi ise 'sir' 'salatalık kulesi mimarı' norman foster 'a ait olan (bkz: masdar)