şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tartini, guiseppe - (1692-1770) besteci ve kemancı. corelli ile italyan keman okulunun ilk ve en büyüklerindendir. kemanın bütün güçlüklerini yenmiş ve yüksek virtuozitesi ile zamanında herkesi hayran bırakmıştır. öğrenimine 1709 yılında on yedi yaşındayken başlamış, teoloji, hukuk ve edebiyat öğrenmiştir. bir yandan da müzik bilgisini ilerletmiştir, ilk öğretmeni czernohorski'dir. 1721'de st. antonio kilisesinde kemancı ve orkestra şefi olmuştur. 1723-1725 yılları arasında prag'da kalmıştır. 1728'de tekrar padua'ya dönmüş ve ünlü keman okulunu kurmuştur. aynı zamanda müzik teorisine ait yazılar yazmıştır. pittio nardini gibi bir kemancıya öğretmenlik yapmış ve bu büyük ustayı yetiştirmiştir. tartini, besteci olarak 125 keman konçertosu, 150 solo keman sonatı, 50 trio sonatı bırakmıştır. "şeytan trili" sonatı en güç ve ünlü eserlerinden biridir ve keman virtuozitesini gösterir.
  • iki nota bastigi zaman bir ucuncuyu duymus, "terzo suono" (ucuncu ses), ingilizce "difference tone" ya da "combination tone" denilen fenomeni bulan adam olarak bilinir olmustur. basitce, iki dalga, iki frekans varsa ortamda, bu frekanslarin farki kadar bir frekansa sahip bir dalga daha algilariz.
    (bkz: heterodyne)
  • kemanı yalnızca çalmayıp, kemanı, notaları ve müziğini yaşayan sanatçı. keşke onu izleme canlı dinleme fırsatım olsaydı. emeğini ayakta alkışlayabilseydim. kısacası sizde farklı ruh hali oluşturur, dinlenesidir.
  • barok besteci. paganini ile şeytanın kemancıları* olarak anılırlar.
  • şeytan trill'i sanırım en ünlü eseri. hem hüzünlü hem hareketli. dinlemesi çok keyifli.

    el trino del diablo
  • slovenya'da heykeli bulunan, venedik cumhuriyeti doğumlu virtüoz. el trino del diablo'nun yanı sıra sarabande'si de muazzam olan şeytanın bir diğer kemancısı*.

    tartini'nin ağzından el trino del diablo'nun varoluş hikayesi
    “bir gece, rüyalar alemine dalıp ruhum için şeytanla bir anlaşma yapmıştım. her şey istediğim gibi gitti: yeni hizmetçim* her isteğimi onayladı. bana güzel melodiler çalabileceğini düşünerek kemanımı ona verme fikrine kapıldım, ama daha önce hiç tanımadığım bir seviyede, böylesine bir ustalık ve zeka ile yapılan alışılmadık ve çok güzel bir sonat duyduğumda şaşkınlığımı tarif edemezdim. çok üzüldüm, nefes almayı bıraktım ve nefes nefese uyandım. hemen dinlediklerimin bir kısmını hatırlamayı umarak kemanımı ele geçirdim; ama boşuna. daha sonra bestelediğim parça hiç şüphesiz en iyisi olmuştu ve ben buna “şeytanın sonatı” diyordum ama beni çok şaşırtan o muazzam sonat'a yalnızca kıyısından yaklaşmıştım ve kemanımı parçalayıp, sonsuza dek müzikten vazgeçebilirdim tabi o aklıma ve ruhuma yerleşmemiş olsaydı."