şükela:  tümü | bugün
  • eski türkçe. günümüzde kullanılmayan eski dillerin yeniden seslendirildiği bir paylaşım var. mutlaka denk gelmişsinizdir. işte mayalar, mısırlılar v.s. orada göktürkçe diye de, kazakça bir dua alıntılamışlar. artık görmekten ve sövmekten bıktım. yapmayın olum paylaşmayın artık.

    "çoklar diye korkma, azız diye çekinme."

    -bilge tonyukuk
  • okullarda genç kuşaklara öğretilmesi gereken gerçek ve öz 'türk' dili.
  • 10-3 şeklindeki bizim güncel kullanımımız, gelinen yola veya durumsal hakimiyete atıfta bulunuyor gibi dururken;
    nereden gelindiği* ne/nerede olunduğu*nereye gidildiği*

    aynı sayının 3-20 olarak söylenmesi ise, ilerideki, üzerinde hakimiyet kurulmak istenilen bir hedefe varma yolundaki konuma/durumsallığa ve -örtülü olarak- gelinene de bir sadeleştirme ile atıfta bulunuyor olabilir, 20'ye giden 3 isen zaten 10'u geçmişsindir;
    ne/nerede olunduğu* nereye gidildiği* -nereden gelindiği*-
  • bugün konuşulan türki diller arasında buna en yakını hangisidir merak ettiğim.
  • mantığını öğrendikten, biraz etimoloji yeteneği kazandıktan sonra zor olmaktan çıkıp öğrenilmesi inanılmaz keyifli bir hale gelen türkçe dönemidir.
  • soğd dili, soğd alfabesi, soğd yazısıdır, soğdcadır aslında, özünde, onun bir çeşit versiyonudur, orta asyanın yerlileri, yaşayanları, yaşamışları olan soğdlara, bozkır insanlarına aittir. soykırımla silinmeselerdi dil devrimi adı altında dillerinin ve varyasyonlarının başkalarına gitmelerine doğal olarak engel olurlardı, o zaman ne olurdu merak ediyorum, hangi sahipsiz dil, kültür hedef olurdu acaba.
  • internette göktürkçe için çok asılsız ve saçma sapan bilgiler dolanıyor, #119386487 gibi.

    bu tarz saçmalıklara çok denk geldiğim için göktürkçe ile ilgili temel bilgilerden biraz bahsedip öğrenmek isteyenlere ileri düzeyde olmasa da bu dilin temel kurallarını ve bir metni gördüğünüzde nasıl daha anlaşılır kılabileceğinizi anlatacağım.

    -köken-
    öncelikle göktürkçe dediğimiz dil eski türkçedir. eski türkçe dönemi ise yaygın görüşe göre; göktürkçe ve eski uygurcayı kapsar.
    yukarıda bu dile soğdca diyenleri ciddiye almayınız, yapısı, fonetiği, grameri buz gibi türkçedir, göktürkçe soğdca olsaydı (ki bu kadar saçma bir tabir olamaz) şu an türkçe, kazakça, türkmence gibi diller de olmazdı.
    -
    burada anlatacağım kuralların tamamı neredeyse eski uygurca için de geçerli fakat aralarında dönem, alfabe ve yazı türleri farklılıkları olduğundan ve son zamanlarda göktürkçe öğrenmek isteyenlerin sayısı arttığından buraya yazacağım.

    -alfabe-
    göktürk alfabesi ile yazılmış ve eski türkçe olarak değerlendirdiğimiz tonyukuk, bilge kağan ve kül tigin yazıtları 2. göktürk kağanlığına aittir, bu dönemden çok önce ise aynı alfabe ile yazılmış yenisey yazıtlarına rastlarız.
    göktürk alfabesinin kökenine dair birçok görüş var, soğd alfabesi kökenli olabileceği düşünüldüğü gibi, ideografik olduğu için türklere müstakil bir alfabe olduğu da düşünülür. ideografiyi şöyle tarif edebilirim: 'ok' sesini karşılayan tamga ok şeklinde, 'ay' sesini karşılayan tamga ise ay şeklindedir.
    alfabeye “türk runik yazısı” da denir.

    eğer bu alfabeyi öğrenmek istiyorsanız çok rahat bir şekilde öğrenebileceğinizi belirteyim, çok kolay bir mantığı var.
    her sessiz harften iki tane bulunuyor, sesli harflerde ise o/ö, u/ü, ı/i, a/e harflerini aynı tamgalarla ifade etmişler, yani bir kelimede u'mu ü'mü kullanıldığını sessiz harflerden anlıyoruz, mesela; kuz yazmak isterseniz kalın (a)k, küz (güz) yazmak isterseniz ince (e)k harfini kullanıyorsunuz.
    ayrıca ng, ny gibi çift sesli tamgalar da bulunuyor.

    alfabe konusuna temel bir giriş yaptım fakat alfabeden önce dilin temel mantığını öğrenmek daha önemli olduğu için bu bölümü kısa tuttum,
    zaten tde lisans öğrencilerine bile alfabe yerine dilin temel mantığı, ekler kökler öğretiliyor daha çok.

    -söz dizimi ve hal ekleri-
    türkçenin hangi dönemini incelerseniz inceleyin, ilkokulda öğrendiğimiz gibi, yüklem hep sonda özne hep baştadır, bu yüzden temel kuralları ve kelimeleri öğrendikten sonra çoğu cümleyi anlamak çok kolay olacak.
    örneğin türkiye türkçesinde “ben eve gittim” derken eski türkçede “men ebge bardım” deriz.
    hal eklerinde ise işler karışıyor, yönelme hali eki yerine; belirtme eki, çıkma hali eki yerine belirtme eki kullanılabiliyor ama bir giriş yazısı olduğu için bunu şimdilik bilmemize gerek yok.

    -ses denklikleri-

    türkçenin tarihi ve çağdaş lehçelerinde birbirleri arasında düzenli ses denklikleri vardır, bu da göktürkçeyi temel düzeyde öğrenmek isteyen biri için en önemli konu.
    örneğin: kazakça: jol iken t. türkçesinde: yol'dur yani buna göre türkiye türkçesinde y ile başlayan her kelime kazakçada j ile başlar.

    gelelim türkiye türkçesi ve göktürkçeye, ilk baktığınızda size yabancı gibi görünen kelimeleri bu denklikler sayesinde anlayabilirsiniz:

    - eski türkçe t ile başlayan kelimeler, t.türkçesinde çoğunlukla d ile başlar: tod- (doymak), teñiz (deniz), tolı (dolu)

    - eski türkçe k ile başlayan kelimeler, t. türkçesinde g olur: köz (göz), kel- (gel-), kün (gün)

    -eski türkçede söz içi veya sonu d vardır, t. türkçesinde ise bu y'dir. tod- (doymak), adak (ayak), bod (boy)

    -çok heceli sözcüklerde g sesi korunur: sarıg (sarı), katıg (katı)

    - b sesi söz başında ve söz ortasında korunur, bu t. türkçesinde v'dir. ebir- (evirmek), bar- (varmak), eb (ev).

    -yapım ve çekim ekleri-
    bir çoğuna türkiye türkçesi sayesinde hakimiz.
    mesela bazı yapım ekleri:
    il-lig 'ili olan, devletli' (yukarıda söylediğimiz gibi sonda g harfi var, batı türkçesinde bu ek -lı -li haline geliyor) (-lig: isimden isim yapım eki)

    yaş+a - bildiğimiz yaşa-. ( -a: isimden fiil yapım eki)

    çekim ekleri:
    beg+ler (beyler) ogıl+ an (çocuklar) (-n lar-ler'le birlikte eski türkçe çokluk eki)

    bun+suz (sıkıntısız) (bun:sıkıntı)

    ufak bir giriş yaptık şimdi bu kurallar ışığında bir cümleyi inceleyelim:

    bu yolun yorusar yaramaçı tedim, yerçi tiledim.

    şimdi bu cümlede çok rahat anlayabileceğimiz kelimeler var, bunlar; bu, yol ve yer.

    yukarıda bahsettiğimiz kurallarda ne demiştik “söz başı t korunur” yani tedim: dedim, tiledim: diledim oluyor.

    aslında cümlede geçen yaramaçı da çok tanıdık, “yaramaz,iyi olmaz” demek.

    yerçi'nin karşılığı ise yerci yani “yere hakim olan, kılavuz” demek.

    peki tonyukuk burada ne demek istemiş: “bu yoldan yürümesek iyi olacak dedim, kılavuz istedim.”

    gördüğünüz gibi bazı kelimelere ve kurallara hakim olunduğunda anlamak çok da zor değil, zaten hepsi halen kullandığımız kelimeler.

    şimdi başka bir cümleye bakalım:

    türük bodun için tün udımadım, küntüz olurmadım.

    yine aynı ses denkliklerini düşünürsek: bod>boy haline gelir, o zamanki anlamıyla ise “halk”.
    (u)n ise belirtme hali durumu eki “halkı”.

    tün ise hâlâ dilimizde kullanılan bir kelime aslında, gece demek ama biz geride kalan gün anlamında 'dün' diyoruz. yine aynı şekilde t>d

    udımak ne olabilir o zaman? söz içi d korunur demiştik d>y değişimini unutmayın: udımadım yani “uyumadım”.

    küntüz zaten çok kolay: gündüz, k>g

    olurmadım ise oturmak fiilinin eski hali.

    artık anlamak zor değil, değil mi? “türk halkı için gece uyumadım, gündüz oturmadım.”

    kısaca bir giriş yapıp, bazı temel meselelere değindim, yazdıklarım göktürkçe bilmek için tam anlamıyla yeterli sayılmaz fakat öğrenmek isteyenlerin veya merak edenlerin belli bir oranda işine yarayacağını düşünüyorum. belki çok daha ayrıntılı bir yazı yazabilirim çünkü cümleleri daha iyi anlayabilmek için eklere de hakim olmak gerekiyor.

    düzeltme: yazım

    edit:bir bilgi hatası giderildi
  • #121741011 burada göktürkçeyi daha anlaşılabilir kılmak için bir giriş yazısı yazmış ve belirli kurallardan bahsetmiştim.
    artık göktürkçe dilbilgisine daha ayrıntılı yaklaşabilir ve yine bir cümle çözümleyebiliriz:

    önce çok sık kullanılan zamir, edat, zarf ve bağlaçlara göz atabiliriz:

    -zamirler-
    kişi zamirleri: men-ben, sen, biz, siz, ol (o)

    -zarflar-
    zaman zarfları: tün (gece), küntüz (gündüz), amtı (şimdi), yayın (yazın), küzün (güzün), kışın

    miktar zarfları: üküş (çok), bunca (bunca), nen (hiç), nençe (nice), kiçik (küçük), kop (hep), kergeksiz (gereksiz)

    -edatlar-
    edatlar ise şöyle kullanılır:
    ara: ikin ara (ikisi arasında), birle: kagan birle (kağan ile), üçün: bodun üçün (halk için), teg: böri teg (kurt gibi), tegi: yerke kadar (yere kadar), kisre: anta kisre (ondan sonra)

    -bağlaçlar-
    tiyin (diye), yeme (ve, dahi), azu (veya)
    ok,ök ise pekiştirme edatıdır: ben ök (bizzat ben), üküş ök (pek çok)

    -hal ekleri-
    göktürkçe cümleleri anlamak için hal eklerine hakim olmak gerek.önceden de bahsettiğim gibi bu ekleri, birbirlerinin fonksiyonları yerine kullanabiliyorlar ve buna günümüz anadolu ağızları da dahil türkçenin her döneminde rastlıyoruz. ayrıca pek aşina olmadığımız ekler de mevcut, bunları öğrenerek kelimelere yabancılık çekmeyeceğinizi düşünüyorum.

    *ilgi hâli eki
    ünsüzle biten kelimelerden sonra +ıñ şeklindedir biz+iñ (bizim),
    ünlüyle biten kelimelerden sonra +nıñ şeklindedir: böri+niñ (kurdun)

    *yönelme hâli eki
    göktürkçede bu ek +ka biçimindedir: kapıg+ka (kapıya), öd+ke (zamana), yaşım+ka (yaşımda) gördüğünüz gibi son örnekte bulunma fonksiyonunda kullanılmış.

    yönelme hali eki 3. şahıs iyelik ekinden sonra +ña biçimindedir: başı+ña, agısı+ña (ipeğine)

    teklik 1. ve 2. şahıs eklerinden sonra çoğunlukla +a biçimindedir: türküm+e, ebiñ+e (evine) bodunum+a (halkıma)

    *bulunma-çıkma hâli eki
    göktürkçede +da eki hem bulunma hem de çıkma halini karşılar: yış+da (ormanda), il+te (ülkede), töpüsin+te (tepesinden)

    *eşitlik hâli eki
    +ça biçimindedir. “gibi, göre, kadar” anlamlarını verir: köñlüñ+çe (gönlünce, gönlüne göre), bun+ça (bunca), elig+çe (elli kadar)

    *vasıta hâli eki
    vasıta hali eki (x)n şeklindedir, 'ile,olarak' anlamını verir: er+in (erle), yadag+ın (yaya olarak)

    *yön hâli eki
    iki yön eki vardır birincisi, +garu: il+gerü (doğuya doğru), yırı+garu (kuzeye doğru)
    3. şahıs iyelikten sonra ise +ñaru halini alır: ortusı+ñaru (ortasına doğru).
    şahıs zamirlerinden sonra kaynaşma vardır: anaru (ona doğru)

    ikinci şekli +r(a) biçimindedir: taş+ra (dışarıya), iç+re (içe doğru)

    *belirtme hali eki
    x(g), +n ve +nı şeklindedir. +(x)g yalın haldeki isimlere gelir: yılkı+g (sürüyü). sabım(ı) +n (sözümü)

    -zaman kipleri-
    zaman ekleri de en önemli konulardan birisi.

    *bilinen geçmiş zaman
    1. ve 2. şahıslarda -dx, 3. şahısta -dı ekiyle kurulur: bardıg (vardık), aşdımız (aştık), sakıntım (düşündüm)

    *öğrenilen geçmiş zaman
    -mış ekiyle kurulan öğrenilen geçmiş zamanın sadece 3. şahsına rastlarız: timiş (demiş), ögleşmiş (danışmış), sökürmiş (çöktürmüş)

    *geniş-şimdiki zaman
    her iki zaman zaman eki için de -ar, ur ekleri kullanılır, hangi zamanın kullanıldığını cümlenin gelişine göre anlarız, olumsuzu ise +maz'dır: körür (görür, görüyor), birür men (veririm, veriyorum), ömez sen (düşünmezsin, düşünmüyorsun)

    *gelecek zaman
    gelecek zaman için çoğunlukla -daçı kullanılır:
    ölçeti sen (öleceksin), boltaçı (olacak), tideçi (diyecek)

    hâl ve zaman eklerine giriş yaptıktan sonra bir cümleyi inceleyebiliriz:

    çıgany bodunug bay kıltım, az bodunug üküş kıltım.

    çıgany: yoksul

    yukarıda belirtme hali için (x)g'nin yalın haldeki isimlere gelebileceğini görmüştük:
    bodun: halk
    u: yardımcı ses
    g:belirtme hâli eki
    yani: “halkı”

    kılmak hepimizin bildiği bir fiil zaten
    kıl: fiil kökü
    - t(ı) (dx) : bilinen geçmiş zaman eki
    m: 1 teklik şahıs iyelik eki

    az: az, üküş: çok (miktar zarfları)

    sanırım artık daha anlaşılır: “yoksul halkı zengin kıldım, az halkı çok kıldım”

    önceki yazıma göre bu biraz daha detaylıydı ve biraz kafa karıştırıcı olabilir, şimdilik burada bırakıyorum fakat göktürkçe için daha yazacağım çok konu var. umarım anlaşılabilir kılabilmişimdir. bir diğer derste görüşmek üzere:3