şükela:  tümü | bugün
  • dinlenmesi güzel deneyimler yaşatabilecek bir grup olarak, güzel albüm kapakları ve tüketilirken sürekli derin nefes alma isteği uyandıracak kadar bol oksijenli, tertemiz bir havayı andıran duru albümleri maybe they will sing for us tomorrow ile uzun süredir eksikliğinizi çektiğiniz herhangi bir şeyin yerini alabilen grup.

    http://resetmagazine.net/…esetsayi30/muzik/ham.html
  • post rock kavramini gelistirip hayata fon muzigi yapan, soundtrack cizgisindeki grup. beni derin dusuncelerle geceleri arabama atlayip, sabah baska bir sehre ulasincaya kadar yol yapmaya ya da gunlerce odamin tavanina odaklanip kalmaya tesvik ediyor -ki bu konuda hayatimin en onemli gruplarindan biri olan mogwai ile ayni noktaya gelmis durumdalar.

    bazen etrafinizdaki kalabaliktan uzaklasmak istiyor fakat bunu yapamiyorsaniz, aradiginiz sey tam olarak budur. en kalabalik caddede yurudugunuzde dahi ihtiyaciniz olan soyutlugu kulaklarinizdan baslayarak tum bedeninize yayacaktir.
  • en son albümleri maybe they will sing for us tomorrow kadar eski çalışmaları da pek iyi olan topluluk. i can almost see you şarkılarıysa benim için pek özel. hmm.

    http://www.myspace.com/hammockmusic
  • post rock mı desem ambient mi desem bilemediğim süper grup.
    bir boards of canada veya bir explosions in the sky'a benzettim desem ayıp mı olur ki kendilerine?

    neyse, albümleri tarihi sırayla şöyledir:

    kenotic (2005)
    stranded under endless sky ep (2005)
    the sleepover series, vol. 1 (2006)
    raising your voice...trying to stop an echo (2006)
    maybe they will sing for us tomorrow (2008)
    chasing after shadows...living with the ghosts (2010)
  • nakaratını duymak bende sebepsiz bir life in mono hissiyatı uyandırıyor. sanki aynı sokakta çalıyor. az sonra ya da az önce.

    by the time i hear your cold cries,
    i was out of the museum
    running west by the park

    and i could barely sketch your face in case
    your gusto growls off of the page
    i don't remember what you look like anymore
    howling at the moon
    with those larry hagman blues
    one dance then a blue
    and stay with me all night my honey child.

    will warm beads drip on my hand from your waste?
    will it taste like the collisions we played out in the dark?
    go run alone under the trees that grew out over the river,
    a very english summer.
    ashen... well.

    i'm howling at the moon.
    with those larry hagman blues, a quick step and a few,
    can't resolve i'm not into the night.
    i can't even see the point.
    kim, i never had enough...
  • bildiğimiz hamak. iki ucundan bir yere sabitlenen, üzerine yatmaya ve istersek sallanmaya yarayan örgü ağ ya da bezden yatak.

    bir de tümsek, küçük tepe gibi bir anlamı var.
  • üstü gökyüzüdür müzikleriyle sallandığınız hamağın.
  • huzur veriyor.
  • çoğu post-rock tür şarkıların verdiği melankolik ve belki de buhranlı havanın aksine yansıttığı, tek kelime ile özetlemek gerekirse, umut ya da huzurdur.

    müzikleri ve tonlamaları ile hülyalı sahneler sunmalarının yanı sıra, ayrıca sinematogrofik bir yapıya da sahiplerdir. öyle ki, şarkıları kulağınıza işlerken siz çoktan zihninizde görüntüleri oluşturmaya başlamaşsınızdır. parça parça, kesik kesik görseller belirir algınızda, alımlamanıza sınır koyulmadığından, müzik bitse de görüntüler yankılanmaya devam eder. aslında fark edersiniz ki müzik de bitmemiş o anda.

    sigur ros ile olan benzerliklerinin başını ise linear gitar sesleri çekmektedir, tıpkı iki ucu açık bir doğru parçası gibi sürerliktedirler. bir yandan ise tabir-i caizse ankraj işlemi gibi, tek başına belirmekten ziyade, diğer enstrümanlarla harmanlanmış bir drum modeline sahiplerdir, ve en önemlisi bazen geri plandan beliren ince vokal... aslında kendileri de yaptıkları müziği tam olarak adlandıramamaktalar, ya da daha doğrusu belki de gereğini gömemekteler.
    "we’re kind of a mixture of ambient and the post-rock “thing” although we don’t really hold to the formula of “soft, loud, soft, loud,” that is indicative of most post-rock stuff."

    hammock'un müziğini (benim için) özel kalan ise (bana göre) kübizm/figüratif resim ile olan benzerliği. ilk bakışın yetersiz kaldığı bu resim türü, anlamsız görünen parçalar keşfedilmeyi beklerken, bakmanın yetersizliğinden çıkıp görme eylemine yönlendirir kişiyi. hammcok'un yaptığı müzik de aynı bu şekilde duyma değil dinleme ile birleştirilebilecek parçalardan oluşmakta. böyle düşünürken, yanılmadığımın farkına varmam, ve francis bacon diyerek gönlümü fethetmeleri ise şu açıklamaları ile oldu:

    "some people can look at a francis bacon painting and say it’s grotesque and ugly. but it has a redemptive quality in the sense that this guy had so much pain in his life and he was able to get it out and paint it and put it on the canvass. and i (marc) happen to like francis bacon and see beauty in his work. i don’t aspire to a superficial idea of what beauty is, that is to say an idea that it’s all sweetness and light."

    yine de, melankolik yanlarını da inkar etmemişler, fakat aslolanın melankolinin olumsuzluğuna odaklanmak değil aksine içerisinden doğan güzellik olduğunu öne sürmüşlerdir. antitezler üzerinden beliren bir güzellik anlayışı.

    kendilerinin de dediği gibi
    "don’t grow married to your sound. edit, edit, edit"

    http://www.youtube.com/…0wbzq6zbe9v&lf=list_related

    di(n)lemekten bıkılır mı?
    http://www.youtube.com/…&lf=list_related&playnext=1
  • masteringi de üstlenen taylor deupree'nin etkilerinin fazlaca hissedildiği son albümü departure songs'u ekim ayı başında yayımlayan nashvilleli grup.

    [http://hammock.bandcamp.com/album/departure-songs http://hammock.bandcamp.com/album/departure-songs]