şükela:  tümü | bugün
  • eylul ayından itibaren yakın dogu üniversitesinde ders vermeye baslayacak olan, gazeteci olmasına ragmen spor bilimleri mezunu, eski milli futbolcu, gazeteci-yazar ve cok hos bilgin kisi.
    belki biraz da pesimist.
  • son dönemde mail kutularına düşen (ve şu ana kadar tekzip edilmemiş olan) bir yazısı yüzünden parmaklarımı ısırmama sebep olan yazar...

    (yazarın ön notu:
    yaklaşık bir aydır, bu yazı ilk gönderildiğinden beri link de vermek için internette aratıyorum fakat bulamadım.. ilginç tarafı sansursuz.com'da değil yazılarına adına bile rastlanamıyor, hata veriyor arama sonucu... bu sessiz sedasız yok oluşla ilgili hiç bir yerde bir şey çıkmadığına göre, belli ki kurcalamaya cesaret edememiş gudikler!)
    ********

    (bkz: alıntı)

    deneyimli gazeteci hasan uysal, hafızasını yokladı ve bel-pa skandalının kahramanı yalçın beyaz'ı anlattı. bir de kritik soru sordu!..

    bu yazi okunur azizim

    hasan uysal- ankara- gazeteciliğe, 1 mayıs 1979 tarihinde başladım. 30. yılımıza girmek üzereyiz anlayacağınız… ilk gazetem, disk'e bağlı maden-iş'in çıkardığı politika. bir yılımı henüz doldurmuştum ki, sıkıyönetim tarafından kapatıldı gazete. gelen teklif üzerine de, o dönemin en büyük özel haber ajansı olan tha'ya attık kapağı. bu dönemin en iri gazetecileri, o gün birlikte olduğum genç gazetecilerdi. beni ajansa çağıran, ajansın da ankara temsilciliğini yürüten güngör sayarı… ufuk güldemir var, bugün milliyetin başındaki sedat ergin, semra çetin -ki o zamanlar soyadı gedik idi- abisi zafer gedik, eşi canan gedik, bilal çetin, nihal alp, dilek ile içten, fotoğrafçılarımız sabri canbeyli ile vehbi dinçcan, deneyimli ağabey-gazeteci ünal inanç… idare müdürümüz mehmet karabat. anımsadığım isimleri bir bir yazdım ki, onlar anlatacağım olayın da tanıkları çünkü…

    ajans, demokrat bir ajans, duruşu öyle yani. o yüzden demirel başkanlığındaki mc'nin(milliyetçi cephe) hışmına uğramış durumda. baskıyla birçok aboneliği iptal ettirmişler, trt hiçbir biçimde haberleri ve fotoğrafları kullanmıyor. bu nedenle ajans ekonomik krizde. telefonlarımız bile hacizli. kimse bizi arayamıyor. her saban elimize 5'er tane jeton tutuşturuluyor, postahanelerden bakan, genel müdür arayıp; haber çıkartmaya çalışıyoruz. azme bak!

    maaşımız düşük, tabii alabilirsek. bu yüzden gece bekçimiz başka bir iş bulup ayrıldı ajanstan. birkaç ay, sırasıyla gece nöbetçi kalıyorduk ki, 19–20 yaşlarında bir genç bulundu gece için. gecekondulu bir çocuk ama fırlatmamı fırlatma! lise terk ama yaptığı iş eğitim gerektirmiyor. önemli bir haber gelirse bize haber verecek ya da gece bir haber yazdırırsak, onu merkeze gönderecek.

    oğlanı gececi diye aldık ama sabah en erken o geliyor ajansa; yani kapıyı ilk o açıyor, çayı demliyor. bütün gün ayak işlerini de yapıyor.. biz akşam çıkıyoruz o nöbetçi kalıyor 23'e kadar. memnunuz yani…

    aradan üç beş ay geçti ki, (olgunlar sokağın, bugün altında akbank olan ilk binası) ajansın bulunduğu binanın önünde(kulüp feyman) bizim fırlatma, çömelmiş yere ağlıyor. "ne oldu lan?" diye seslendim. (kabalığımdan değil, biraz yüz verdin mi tepene çıkma huyu vardı da onun için)

    güngör abi attı beni işten, demez mi?
    niye lan? gene ne halt ettin? dedim bu kez. "bir şey yapmadım. bilmiyom" diye karşılık verdi. hâlâ hıçkırarak ağlıyor.
    bekle burada ben bir konuşayım, deyip yukarı çıktım.
    güngör ağabey sinirli. gece, bakanlıklar'da yürürken, bu fırlatma ne yapıyor diye ajansa uğramış. içeri girmiş ki, bizimki arkadaşlarını almış içeri, alem yapıyor. haber yazdığımız kâğıtların üzerinde helvalar, peynirler, bira ve içki şişeleri. hepsini tekme tokat kovmuş. gececi oğlana da "bir daha gelme buraya" diye bağırıp tekme atmış. ertesi sabah ajansa gelmiş ki, bizim fırlatma yine içeride, çay demliyor. ikinci kez bir daha dövüp atmış dışarıda. onun için ağlıyor demek ki aşağıda.

    - abi zaten oğlan garip, bu üç kuruşa ihtiyacı var. hem gececi, hem gündüzleri de gelip ayak işlerini yapıyor. yeni bir adam bul, yeniden işi öğret; zaten bu paraya kimse çalışmaz. belli ki bu olay ona ders olmuş, aşağıda oturmuş ağlıyor, dedim güngör ağabeye. yufka yüreklidir zaten, ısrarcı olunca, "peki gelsin ama ayağımın altında dolaşmasın piç" diye karşılık verdi.

    aradan iki ay geçti geçmedi, gececi velet yanıma geldi. tedirgin biraz.

    hasan abi sana bir şey söyleyeceğim.
    söyle!
    ama kızmayacan!
    ulan ne söyleyeceksen söyle, pazarlık mı yapıyorsun sen benle!
    (bunları yazmak zorundayım, çünkü sonunu okuyunca anlayacaksınız niye yazdığımı) bir üst katta eba diye bir ekonomi ajansı var. oranın temizlikçisi, 35 yaşlarında bir kadınla her sabah birlikte oluyormuş bizim bu fırlatma. kadının kocası kötürümmüş. demek ki erkenden gelmesinin nedeni bu! sonunda bakla ağzından çıktı.

    abi kadın dedi ki, 'bana o sakallıyı(o zamanlar sakallıydım) ayarla, sana genç bi gız bulayım! abi ne olur he de, valla ilik gibi kadın!
    başımdan kaynar sular boşaldı sanki. yaşamımda hiç etmediğim kadar ağır küfürü o an sarf ettiğimi çok iyi anımsıyorum. korkuyla yanımdan uzaklaştığını ve bir daha hiç yanıma yanaşamadığını da…

    sizce bunları niye yazdım? önemli bir anımı sizce bu? tabii ki değil. bu yoksul gecekondu çocuğu, lise terk cahil, işyerinde içkili alem yapan düzenbaz, üst kattaki evli kadınla birlikte olan bu ahlaksız, kendisine genç kız bulacak diye o kadını başkasına sunan pezevenk kim biliyor musunuz? hani memur maaşıyla geçinmesine karşın; sevgilisine 5 ev ile 1 milyon ytl kaptıran, resmi nikahlı eşi ve dört çocuğu olmasına rağmen, hem ölen ağabeyinin eşi hem de bengidar cengiz isimli kadınla imam nikahı kıyarak 9 yıl yaşayan, eski sekreteri ile de aşk yaşadığı, ondan da iki çocuğu olduğu ortaya çıkan kişi. son 4 yıldır dinci siyasiler ve bakanlarla arsa vurgunları düzenleyen bir aziz! günlerdir gazete manşetlerinde adını gördüğünüz, ankara'nın başına gelmiş en büyük felaket olan melih gökçek denilen adamın, "o zaten zengindir" diye korumaya çalıştığı, yetmeyip bel-pa genel müdürü yaptığı yalçın beyaz! evet evet, geçen dönem de refah partisi'nden etimesgut belediye başkanı seçilen, o dönem göbeğine kadar sakal koyuveren, dini bütün, kültürü üstün yalçın beyaz. günümüzün trilyoneri, dincisi, imanlısı, bir karı üç sevgili ile 6 çocuk sahibi yalçın beyaz. dinci dediğiniz nedir, bizi kimler yönetiyor anladınız mı şimdi; ve de feryadımızın nedenini… hadi son cümle; sara nöbeti geçirdiği için apar topar güven hastanesi'ne getirilen, hani o panik halinde arabanın kapısı kitlenince camı balyozla kırılan mercedes olayı vardı ya….

    başbakanınız o sara nöbetini nerede ve kimin üzerinde geçirdi acaba?

    ****
    araştırmacı edit: dayanamadım yine aradım ve yazıya dair şöyle bir link buldum..
    http://www.ilk-kursun.com/…unur-azizim-hasan-uysal/
  • onun bunun sofrasında karın doyuran kalem erbabından olmayan, dogru dogru dosdogru yazar.
  • asil azmaz bal kokmaz tesellemesine örnek gösterilebilecek güzel insanlardan. son zamanlarda turkiye ye musallat olan rejim aleyhine kim bir seyler yazmaya kalksa iceri tikiliyor. iste bu yuzden gunlerdir sesi solugu cikmayinca yuregime ates dustu .. nette ariyorum habire bir haber alirim umidiyle derken, yakin zaman once yayimlanmis bir yazida hasan uysalin altid baskani olacagina dair bir manset gordum " hah " dedim sevincle .. nerden bileyim altid in alanya turistik işletmeciler derneği oldugunu, hasan uysal her daim panellere ciktigindan " dedim heralde bu da onlardan biri .. yaziyi okumaya baslayinca turistik isletmeciler dernegi baskani deyince " allah allah bu adam dunyada girmez boyle islere, paraymis, baskanlikmis tey tey tey " diyerek okurken yaziyi akp yandas mandas deyince anladim ki, bu hasan uysal o hasan uysal degil .. oyle ya bu hasan uysal o hasan uysal olamaz, hic mumkunu var mi ki olsun .. o hasan bu hasan olsa boyle fellik fellik " basina bir is mi geldi acep " diye yuregimde ates ve korkuyla kafasi kopuk tavuk misali debelenirmiyim .. umarim iyisin guzel insan, umarim hürsün .. mümkünü varsa tez elden iki yazi ciziktir ki bilelim salim oldugunu ..
  • gizli örgüt nasıl kurulur? kitabı, bencekitap yayınları altında tekrar basılıp, yayınlanmaktadır. kendisi herzamanki yeri mülkiyeliler birliği'nde günlerinin büyük kısmını geçirmektedir.
  • 80 dönemini geçirmiş, yaşamış bir insan olarak, kimi günler ankara'nın çeşitli mekanlarında, çeşitli sivil toplum kuruluşları yararına çıkıp aslanlar gibi gösteri yapan, anılarını anlatan insan. gösterisine ilk başlarda stand up denmesinden hiç haz etmiyormuş ve hiçbir yerde de demiyormuş stand up diye. fakat geçen sene 3 tane ciddi kalp spazmı geçirmiş ve kalbine 2 tane stand takmışlar. işte kendisi o günden sonra gösterilerine stand up diyormuş.

    hikayelerini gösteri şeklinde değil de, muhabbet eder gibi, sakin sakin anlatan kişidir. gazeteci olduğu dönem bu ülkenin belki de en karanlık sayfalarından birçoğudur. ve o bu dönemde cumhuriyet gazetesi sürmanşetine, "evren basıldı" yazabilme cesaretine sahiptir.
  • odatv.com'da yazdığı yazısında akp'nin oyunun aslında %30'un altında olduğunu iddaa etmiş, tanıklar göstermiştir. biraz uzun ama zamanınızı ayırıp okumaya değer.

    http://www.odatv.com/…de-30un-altindadir-1606111200
  • odatv'deki yazısında desteksiz sallamanın en güzide örneklerinden birini vermiştir. okuyun, ondan sonra vatandaş neden hala bizi dinlemiyor diye şikayet edenleri siz dinler miydiniz bir düşünün. bu anlatılanlara kim inanır diye ayrıca bir düşünün.

    http://www.odatv.com/…de-30un-altindadir-1606111200
  • ankara'da tesdüfen bir resim sergisinde karşılaştığım ve bizzat tanışma şerefine nail olduğum yüce insan.

    o gün o sergide bana bizzat yazarak vermişti "sansursuz.com" adresini, uzun zaman yazılarını takip ettim, taa ki bir gün arayıp bulamayana kadar. ne yazıları vardı ne ismi. o zamandan beri google'da arar dururum ara sıra.
    bir gün datça'da bir afişte gördüm adını, çok sevindim, hala bir şeyler yapıyor olmasına.
    ve bir zaman önce yine bir arama sonucu gördüm ki yeni bir sitede yazıyor artık yazılarını.
    (bkz: http://www.bizhaberiz.net/index.php?did=13)