şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • dinlediğini anlayıp analiz ederek not alma yerine satır satır yazan, sözü yakalayamayınca "hocam ne, neydi, cümeleyi baştan alın" deyip hocayı deli eden, konsantrasyonunu dağıtan kişidir. hocanın soru sorması üzerine anlatılan şey üzerine yorum da yapamaz. sadece garip garip* * bakar hocanın suratına.
  • hocanin konuyla ilgili kendi hayatindan ufak ve onemsiz bir ornek verdigi sirada not tutmanin sonucu soyle birseye benzeyebilir:

    "ayse kadioglu'nun* babaannesi turkiye hakkinda bıdı bıdıdan bahsederken vıdı vıdı dermis." * *

    bir zaman sonra notlara bakilirken, bana ne ulan bundan, niye yazmisim ki ben bunu tepkisi dogurur.
  • kendine güvenmeyen, dinlemenin de idrak yollarından biri olduğunu eşşek kadar olduğu halde farketmemiş "aa" modeli kızlardır. evet, onlar hep "aa" alır belki, bölüm birinciliğine oynarlar. ama kantinde karşınıza alıp iki çift kelam edemezsiniz, bir şey hakkında fikir alışverişinde bulunamazsınız. kendi fikirleri, kendi çıkarımları henüz yoktur çünkü. ezberci eğitim zihniyetinin süslü püslü organizmalarıdır onlar. ikinci sınıftan itibaren 60 yaşındaki profesörlerine özenip gözlük takmaya, kumaş pantalon giymeye, peluş fularlar takmaya falan da başlarlar.. onlar kategorize eder, bu yüzden kategorize olurlar.. ve mezun olunca kalıplaşmış milyonlarca insan profillerinin bir türevi olarak yaşamlarına devam ederler.
  • belki de her kelimeyi yakalama gayretinden mütevellit, arkalarına yaslanarak oturup yazamazlar bunlar. istim üstünde gibi bi görüntüleri olur. kalemi öyle çok bastırarak ve öylesine efor sarfederek yazarlar ki, ufak çapta bi elektrik akımına tutulmuş gibi komple titrerler yazarken.

    bu kızlar genelde gözlüklü ve nedense kırmızı yanaklı kızlar olurlar, belki sarfedilen gayretten kızarıyordur o yanak, bilinmez. kişisel gözlemim, bu modellerin çoğunlukla giydiği kazakla aynı renk ayakkabı bağı, saç tokası, bileklik vs. kullanan tipler olduğu yönünde. bi de sınıfın erkeklerinin maytap malzemesidirler ister istemez. defterlerinde renkli kalemlerle yazılmış ve değişik ikon ve işaretlerle vurgulanmış başlıklar olur, renkli kağıtların bulunduğu, separatörlerle ayrılmış klasörler tercih sebebidir. ödevleri de mutlaka dosyalanmış bi şekilde verilir. utanmasalar kedi merdiveniyle süsleyeceklerdir ama sizin suratınızdaki ifadeden cesaret edemezler. hocadan ciddi korkarlar, o kadar anlamsız bi korkudur ki, bazen yanlarından geçerken "böh" diye korkutup bayıltası gelir insanın*. ama her ders arasını bi soru sormak için yanınıza gelerek değerlendirirler yine de. yüzlerinde sürekli hafif ağlak bi ifade bulunur. eskaza bi şey kaçırırlarsa yüzlerinde umutsuz bi ifadeyle, kaşlar ağlama pozisyonu almış bi şekilde yüzünüze bakarlar. "lütfeeeeen" ifadesidir bu, "hocam ne olur lütfen bi dahaaaa".... "yazmayın, dinleyin, anlamanız önemli" derseniz sizden tiksindiklerini hissedersiniz. üstelik yaptıkları şeyden hoşlanmasanız da çoğu zaman kendinizi ders anlatma hızınızı bunların not tutma hızına göre ayarlamışken yakalarsınız.
  • universitede dersi teybe almaya baslayarak kendini asan ogrenci modeli.
  • bir keresinde bu eşsiz türünmimar sinan*daki bir üst modeli hocanın kendisiyle dalga geçmek için söylediği şimdi ikinci maddeye geçiyorum virgul demesinden sonra virgul u kelime olarak yazarak gönülleri feth etmişti. herkes gülmese o tempo ile ders boyunca tüm noktalama işaretlerini yazıya çevirecekti, yazık oldu.
  • psikolojik sorunları olan asosyal bir takım kızlardır bunlar... bi ara acaba başarabilir miyim die denemişliim vardır. ama hayır, bu onlara özgü bir yetenek! insanın dakikadaki konuşma hızı ile yazma hızı nasıl eşit olabilir ki*?

    (bkz: bunu yapan insan olamaz)
    (bkz: cok hizli klavye kullanmak)
  • donem sonunda notlari fotokopi cektirilen insan da bu kisidir genellikle.
115 entry daha