şükela:  tümü | bugün
  • pokemon serisini altyazısız ingilizce olarak izleyip, her cümleyi, kelimeyi ingilizce-türkçe sözcüğe bakmadan anlamaktır.

    dalga geçmiyorum. pokemon serisinin dili ilköğretim okuyan bir amerikalının, ingilizin sahip olduğu ingilizcesine sahip ağırlıktadır.

    bu seriyi, altyazısız, sözlüksüz izleyip anlayabiliyorsanız, tek yapmanız gereken gramer üzerinde durup, bol bol kelime öğrenmek olur. hepsi bu.
  • peppa pig cizgi filmi muhtesem bir kaynak.

    her bolumde bir konu uzerine yogunlasip, olayla ilgili hangi kelime nerede kullanilir defalarca tekrar ettikleri icin akilda cok rahat kaliyor.

    ornegin araba yikaniyor bir bolumde, araba yikarken parlatmak, arabaya binmek, araba surmek, arabanin parlamasi gibi ifadeler cokca tekrar ediliyor farkli kelimelerle.

    ayrica gorsel oldugu icin, kelime ve olayin gectigi sahne hemen akla geliyor.

    uk' deki okul oncesi ve okula yeni baslayan cocuklarin en sevdigi cizgi filmdir belki de.

    (bkz: peppa pig)
  • podcast yayınları dinlemek çok yararlı olabilir. bu aralar keşfedip dinlemekten keyif aldığım, biri amerikalı biri ingiliz iki kafadar yararlı yayınlar yapıyorlar.

    aww yeaah
  • ingilizce öğrenme süreci, body building ile birebir aynıdır.

    var mı öyle yarım kiloluk iki dumbbell kaldırıp, hafif ter atıp kas yapmak? yok değil mi canım benim. işte ingilizce de öyle. çalışmadan, acı çekip terlemeden bu iş olmaz.

    hırs + çalışma + fedakarlık = başarı.

    no pain no gain.
  • hırsa, fedakarlığa ve çalışmaya gerek yok, tek yapmanız gereken ingilizceye maruz kalmak birader sanki 2 yaşında ingiliz bebe oturup ingilizce çalışıyor hırs yapıyor amk öğreneceğim diye, mallığınızdan saçmasapan eksajere ediyorsunuz olayı.

    önce telefonu sonra bilgisayarı sonra oyunları&programları sonra izlediğin videoları ingilizce yapacaksın. ha anlamadığın yer mi oldu? oturup sözlüğe bakacasın, ya da hareketten anlamı çıkartmaya çalışacaksın. ingilizce dizileri türkçe altyazıyla izleyeceksin. duyacaksın.işiteceksin. ingilizceyi içselleştireceksin. sonra ingilizce yayınlar, youtube videoları izleyeceksin. google aramalarını ingilizce yapacaksın. reddit okuyacaksın. 9gag'de takılacaksın. türkçe hiç bir kaynak kullanmayacaksın.

    1 yıl böyle gezersin hayatının %30-70i sözlüğe bakarak geçer, 2. yıl istisnasız her boku anlarsın ve çok efsane bir kelime dağarcığın olur, 3. yıl anasını ağlatırsın ingilizcenin.

    bakın ben 14 devlet okulunda okudum üniversiteye gelene kadar. 14 okul. bırak ingilizceyi, doğru düzgün ders bile görmedim amk. şimdi %100 ingilizce kullandığım bir işte, yurt dışında çalışıyorum.

    hırs, emek, çaba ve azimle çalışarak öğreneceğin en fazla işin grameri olur, birisi gelince de ııhyh ıhııhı anlıyorum ama konuşamıyorum diye dolaşırsın ortada.
  • var mı bilmiyorum ama dizileri altyazılı koyuyorlar ya youtube ‘a işte o altyazılı videoyu duruma göre 0.75 duruma göre 0.25 şeklinde yavaşlatıp tekrar izlemek.

    ben bulamıyorum öyle bi site ama bulunsa çok süper olur kanımca. yani birisi yapsa bu güzelliği zira izlediğim dizi sitelerinde yavaşlatma özelliği yok ama burası sözlük, her şeye bir çare bulan dostlar illa ki bu entryi okuyup bişeyler yapacaktır.

    bi mesaj uzağınızdayım dostlar :)
  • cambly ingilizce programı ile istediğin saatte ve yerde, anadili ingilizce olan eğitmenlerle görüntülü ders yapmak.

    ingilizce öğrenmek sürekli kendimize söz verip sonrasında vazgeçtiğimiz, ertelediğimiz bir konu. erteleme bahanelerinin başında kursa gitmeye zaman bulamamak, özel hocaların saatlik ücretlerinin pahalı olması ve ilkokul yıllarındaki ingilizce dersi travmaları gibi nedenler yatıyor olabilir.

    bunların hepsi için cambly’de bir çözüm var.

    1- kursa gitmeye zamanın yoksa, işten/okuldan eve gelip biraz rahatladıktan sonra akşam sosyal medyada amaçsızca zaman geçirmek yerine cambly’de pratik yapabilirsin. 15/30/60 ya da 120 dakikalık derslerde karşındaki eğitmen ile eksikliklerinin üzerine giderek, planlı bir şekilde ilerleyebilirsin. mesela, şu anda yoğun bir çalışma hayatı tempon var ve ingilizceni geliştirmek istiyorsun ya da çalışıyorsun ama pilotluk sınavına gireceksin ya da doktorsun ve bilimsel makaleleri takip için ingilizce gerekli. tüm seçeneklerin arasında, cambly esnekliği ile en gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm olarak duruyor.

    2- cambly’de satın aldığın herhangi bir aboneliğin saatlik ücreti özel ders ücretlerinin çok altında. üstelik tüm eğitmenlerin anadili ingilizce, yüzlerce eğitmen arasından istediğini seçebiliyorsun ve istediğiniz saatte özel ders alabiliyorsun. gece yarısı ders alacağım dersen de her zaman fazlasıyla online eğitmen bulunuyor sistemde. ingiliz desen var, amerikalı desen var. ben avustralya aksanı olan biri ile konuşmak istiyorum dersen, o da var. daha ne olsun?

    3- cambly’nin en önemli özelliklerinden biri de karşındaki eğitmenden hem dil bilgisi öğrenip hem konuşma pratiği yapabilmen. üstelik ingilizce konuşma pratiğin, eğitmeninle tamamen bireysel dersinde gerçekleşiyor. dolayısı ile başkaları duyacak, rezil olacağım diye endişelenmene gerek yok, korkusuzca konuşabilirsin.

    4- bir eğitmeni sevdin, onla düzenli konuşmaya devam etmek istiyorsun diyelim, rezervasyon sistemimiz var. aklına kelime gelmedi, eğitmenin dediğini anlayamadın diyelim, konuşmada çeviri ve mesaj kutucuğu var. kullanabileceğin ücretsiz pek çok kaynak ve makale var.

    ücretsiz denemek için üye olup eksi10 kodunu kullan. :) (bkz: cambly.com)
  • okumak, okumak, çok okumak.
    bir de ingilizce-ingilizce sözlük kullanmayı alışkanlık haline getirmek.
  • evde kendi kendime ingilizce öğreneceğim diye araştırırken bir çok programa göz attım .en begendiklerim wext, lingusta , memrise ,duolingo ve englishcentral ....
  • ingilizce kitap okumak, yabancı dizileri ingilizce alt yazılı izlemek.