şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kpop)
  • dream tv'de her cuma akşamı 8'de hususi programı olan janr.
  • j-pop'un çakması olarak doğmuş, daha sonra kore'de legal bir porno endüstrisi olmamasından da yararlanarak gereksiz erotik klip ve danslarıyla çok spesifik bir kitleye hitap etmeye başlamış* başarısız müzik türü. kore müzik marketinin global satışları ilk onda bile değil zira.
  • global satışlara bakarak değerlendirmenin çok yanlış olduğunu düşündüğüm, ana odağın müzik değil, idoller olduğu popüler kültür akımı.

    uluslarası başarısını da stream servislerinde parlayan koreli müzisyenlere bağlamak pekala hatalı olmaz. bugün veriler incelendiğinde youtube'da pek çok koreli grup amerikalı global ünlülerle yakın hatta kimi durumlarda fazla izlenme alıyor.

    müzik ana odak değil dedik... bu online servislerin ucuza müzik dağıtmasıyla gelişen yeni dönem müziğin kaçınılmaz hali. müzik o kadar kolay ve ucuza ulaşılabilir durumda ki müziği odağa alıp bir iş yürütmek, maddi olarak mantıksal bir hareket değil.

    işte tam da bu yüzden koreli büyük şirketler olaya el atıp küçükten buldukları potansiyelleri yetiştirip ortaya bu idolleri çıkarıyorlar. müzik satmak yerine, belki şarkı söylemek konusunda hiçbir kabiliyeti olmayan ancak iyi dans eden, güzel bir fiziği ve yüzü olan idolü satıyorlar.

    koreli gruplar 13-14 kişilik geniş bir kadro barındırabiliyor ki bunun nedeni bireysel eksiklikleri toplulukla gizlemek olduğu kadar farklılık yaratarak fan kitlesini mümkün olduğunca geniş tutmak. tam da bu nedenle bu gruplar içinde; japon, çinli, taylandlı, filipinli gibi farklı milletlerden gelen kişileri bulmak mümkün oluyor. baştaki argümana geri dönelim amaç idol satmak, müzik değil!

    bu arada şunu da belirtmek lazım; pek çok gencin kafasında idol olma hayali de mevcut. internette şöyle bir dolanın amerikalısından, avrupalısına idol olmak isteyen insanlarla rastlaşacaksınız... bu şirketler sadece idolleri değil idol olma hayalini de bir şekilde satıyor.

    lafı dolandırıyorum... kısaca mevzu şu ki k-pop'u şarkı, albüm satışlarına göre değenlendirmek ahmaklık olur.

    j-pop ile bir kıyas etmek istersek de... japonlar her şeyi japonlar için yapıyor, her şeyi! contasından, müziğine; animesinden çikolatasına kadar. tabii ki dış pazarlarda faaliyet gösteren japon kökenli çok uluslu firmalar mevcut, tabii ki dış pazarı hedefleyerek hareket eden firmalar mevcut... ama paranın ana damarı her zaman japon domestik pazarı.

    japon kültürü baskın batı kültürüne fazlasıyla ters; içe hitap eden dışa, dışa hitap eden içe hitap etmiyor. japonların aşırı güçlü bir kültürü var ve dışarıdan gelen hiçbir şey bir bakıma japonlaşmadan içeri penetre edemiyor. bunu yabancı kelimelerin nasıl da japonlaştığına bakıp görmek mümkün... 21'nci yüzyılda hala dünyanın en güçlü uygarlıklarından biri olan japonlar doğru düzgün ingilizce konuşamıyor. işte tam bu yüzden j-pop, japon'a hitap eden bir kısırlıkta kalıyor. oysa beri tarafta k-pop yapısı gereği dış etkileşime daha açık! icap ettiğinde sırf o pazara hitap etmek için grupların japonca, çince şarkılar yaptıklarına tanık olmak mümkün. geniş kitleleri etkilemek için çok daha global müzik akımlarını, tekniklerini kendi müzik anlayışlarıyla harmanlıyorlar ve unutmamak şart, k-pop büyük şirketlerin fabrikada üretircesine imal ettiği bir şey. kullanılan neşeli, hızlı upbeat ritmler, araya serpiştilen tempoyu yavaşlatan kısımlar, rap bölümleri vs. her şeyi geniş kitleleri bağlamak onları iyi hissettirmek için var. idollerin yakışıklı, seksi tiplerden olması da j-pop'da sevimli 'kawaii' akımıyla bir tezat oluşturuyor. koreli seksi bir kadının dansıyla, çocuksu japon'un sevimlilikleri farklı etkiye sahip.

    ha bu arada belirtmeden geçemeyeceğim... koreliler, japon'ların kalbini 2000'lerin başında tv dramalarıyla zaten çaldı, bugün japon erkeklerinin koreli hatunları, japon kadınlarının koreli beyleri çekici bulduğu gerçeği göz ardı etmeyelim. japonya, k-pop'un en büyük pazarlarından biri.

    abi ne anlatıyorsun bu kadar diyenler için... k-pop güzel, kızlar güzel, danslar güzel, ritmler neşeli... geleceğe baktığımda k-pop'u daha da güçlemiş belki dallanmış olarak görüyorum. asyalılar teknolojiden sonra batılılardan öğrendikleri kültürel öğeleri de dünyaya pazarlamanın bir yolunu buluyor.

    oturup bıkbık etmek yerine niçin bir t-pop yaratıp bunu dünyaya pazarlayamadığımızı düşünmek lazım en başta.

    k-pop da j-pop da can... öyle afili olacağım, edgy olacağım diye kasmanın bir manası yok. hepimizin içinde bok var sonuçta.
  • (bkz: seksi ama aseksüel)
    (bkz: don't touch only watch)
    (bkz: gösterip vermemek)

    not: j-pop için de geçerlidir.
  • çok renkli, çok hareketli, çok düzensiz.
    ayık kafayla çekilecek dert değil. seven nasıl seviyor anlamak zor cidden.