şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: koyun peyniri)
  • alışık olmayan bünyelerde "kokuyor bana" diye anlatılır bu eti yemenin verdiği hissiyat. öyle ki değil yemeye katlanmak, pişerken çıkarttığı kokuya bile dayanamaz insan evden kaçar...
  • pişirirken içine biberiye * ilave edilir ise kokmayacak olan ettir.

    bir kilo et için , eğer taze biberiye kullanacaksanız iki dal, kuru biberiye kullanacaksanız 2 tatlı kaşığı yeter de artar bile.

    aynı yöntem tavuk için de geçerlidir ve bir tavuğa bir dal, bir kaşık şeklinde devam eder gider.

    biberiye balığa yakışmaz. onu da belirtmiş oluyum. onun ilacı defne yaprağı.

    penia mutfaktan bildirdi.
  • hiç bir et yoktur ki koyun eti diye satılsın. hayvan 1 aylık da olsa, 190 yaşında da olsa kuzu etidir o
  • "nereye koyalım abi ? " sorusunun cümlesi olan emir cümlesi.
  • 80'lere kadar türk halkının çoğunun keyifle tükettiği, günümüzde ise gençlerin " ay çok kokuyor" dedikleri ettir, sanki kraliyet mensubuymuş gibi.
    koyun etinin kötülenmesinin ve sanki bir alt kültür ögesiymiş gibi sununlmasının önemli bir nedeni pazar oyunlarıdır.
  • emir kipinde bir cümle;

    - misafir geldi. koyun eti.
  • iğrençtir.
  • bir kurban daha göstermiştir ki iflah olmayacak ettir. arkadaş getirmiş iki kavanoz eve koymuş bu etten. bakın size kavurma getirdim diye sırıta sırıta buzdolabından çıkardı. tavaya koyayım ısıtayım getireyim yiyelim dedi. biz de iyi hoş et yiyeceğiz diyerek koşturuyoruz evde. ekmek almaya çıktım, geldim ki adeta bir işkembe çorbası pişirilmiş murfak kıvamında ev. böyle bir koku yok arkadaş. camı falan açtık, içine de elde ne kadar baharat varsa doldurduk neyse kokusunu aldık ama yeme işlemini yapamadım ben. ekmeğin arasına koyduğum bir parçayı zor yuttum. sonrasında peripella'ya talim.

    kuzu eti güzel oluyor eyvallah da koyunun eti yağından mıdır, beslenme şeklinden midir yenmiyor. kusacak gibi oluyorum bu hayvanın etini de sütünü de tüketirken. hiç unutmam lisede hoşlandığım bir kız vardı, evine gittik ders çalışacağız ayağına annesi kuru fasülye pişirmiş. illa yeyin gelin, kafanıza ders girmez, mis gibi kuru fasülye yaptım dedi kadın. kız hadi bir tabak yiyelim sonra çalışırız dedi. neyse oturduk sofraya bildiğin kocaman tasla önümüze koydu kadın fasülyeyi. koyun etli fasülye olduğunu görünce o tabak önümde büyüdü, 19 litrelik damacana kadar oldu. yine baharata sığındım; masada ne kadar baharat varsa bastım fasülyeye, hatta işi abartıp tarçın bile attım. yiğitliğe bok sürdürmeyeceğiz* güya, yedim koca bir tas fasülyeyi. sonra o kadar baharata midem dayanamadı tabii, bir koşu çıktım kızın evinden zor geldim eve götü tuta tuta. kendimi tuvalete zor attım. işte böyle kötü anıları da vardır kötü kokusu ve ağır tadı yanında bende.