şükela:  tümü | bugün
  • ingiliz anahtarinin civataya hükmeden kısmın genişliği ayarlanabilir versiyonu.
  • aka gündüzün öykü kitabının adı
  • (bkz: ranula)
  • bir bölümde de kendisiyle röportaj yapmıştı.. bir sağa bir sola geçerek röportajı zor şartlar altında da olsa sürdüren kurbağamız, sık sık kendisine yemekle ilgili bir soru sorup cevabında da bacağını kaldırarak "kurbağabacağı ister misiniz?ha ha haa haa!" repliğini atardı. en sonunda giderek kendini tekrarlayan ve hızlanan röportajda sadece kaldırılan bacağı farketmeye başlardık ve kamera uzaklaşırdı. *
  • kermit'in türkiye'ye gelip susam sokağı'nda oynamaya başladıktan sonraki adı.
  • maymuncuk gibi abuk bir takim islere yarayan alet edevatlardan birinin ismi.
    nedir bu hayvanlarin bizden cektigi?
  • tukuruk bezi kistinin diger adi.
  • (bkz: azureus)
    (bkz: imageshack)
  • dilimin sol alt köşesinde gittikçe büyüyen ve bünyemden kucuk bir operasyonla alınacak olan ponçiğin halk arasında bilinen adı. çoğu zaman kendi kendine iyileşmeyen tükürük bezi kisti şişer, şiştikçe insana kendi varlığını hissettiren huysuz bir arkadaşa dönüşür. ekşi ya da acı şeyler yiyince mız mız böyle insanı huzursuz eder. tıbben tehlikeli bir kist değildir - miş. sebebi ise bilinmiyor. yani bazen bünye yapıyormuş işte. sinir sitres kilo ben yirmi yaş dişi...gibi bir şey, tükrük bezi kisti.
  • banyo musluğunun değişmesi gerekiyordu. babası, makine mühendisliğini "tamircilik işte canım, okulda tamir dersi alıyodur bunlar" diye tanımlayan bir insan olan bana iş düştü yine doğal olarak. şaşırmıyordum artık, zira okulun ilk yılında babam şofbeni tamir etmemi istemişti. makine mühendisleri odasına söylesem türkiye'deki bütün babaları öldürebilirlerdi. ama babaydı sonuçta yapmadım.

    dedim; baba evde ne var, alet getir. annem getirdi. bir tornavida ve bir pense. tornavida ve pense ikilisine küçümserce baktım. annem anlamadı tabi benim küçümserce baktığımı, "yapamicaksan uğraşma yavrım" dedi. anneme küçümserce bakıcaktım ki, anne sevgim ağır bastı. bakmadım.gittim musluğa baktım küçümserce. sökmek zor olmadı. lakin yenisini takarken pensenin ağzı kati suretle musluğa uymuyordu, açılmıyordu o kadar. dedim anne bu böyle olmaz, komşuya sor bakam kurbağacık ingiliz anahtarı falan var mıymış. gitti kurbağacık getirdi. ben nasıl sevin, nasıl sevin... o ayarlanabilir vidasıyla ağzını bir açıyor bir kapıyor ayağımda banyo terliğiyle ehe ehe diye gülüyordum. pense ve tornavidadan sonra kurbağacık muhteşem bir alet gibi gelmişti, bıraksan onunla uyuyabilirdim.

    musluğu taktım. takarken fark ettim ki, kurbağacık muhteşem gibi görünen ama bir o kadar da orospu çocuğunun önde gideni bi alet. tamam ayarlayabiliyosun başını da, bi türlü tutmuyor ki somonun boyutunu, zaten milimetrenin onda biri kadar kaçırsan vıjjjk diye dönüp ağzına sıçıyor somonun. milimetrenin onda biri kadar küçük yapsan bu sefer girmiyor meret. demem o ki, kurbağacık çok büyük iddialarla gelen ama bi o kadar da tırt çıkan futbolcudur. tribünlere oynar.

    hanım: 13-14 anahtarı getir.