şükela:  tümü | bugün
  • "tüm filmlerim insanlar arası iletişimin güçlüklerini dert edinmiştir. iletişim bence göründüğünden de zor, hala çok zor. herkes kendi dünyasını, kendi dilini yaratır ve insanların kelimelere yükledikleri anlamlar farklıdır. örneğin ben mavi dediğimde, siz benim mavimden başka bir şey anlıyorsunuz belki de. aynı şey hakkında konuştuğumuzu sanıp, aslında çok başka yerlerde olduğumuz durumlarda iletişim zorlaşır. hatta ne kadar entelektüelseniz, jargonunuzun karmaşıklaşmasından dolayı, iletişiminiz de o kadar güçleşir. o yüzden ben kelimeleri tehlikeli bulurum ve onlara güvenmem. kelimeler dolaylı yollara sokar sizi, kaybolabilirsiniz aralarında... iki insanın arasındaki en doğrudan iletişim yolu bence seks ve müziktir. çünkü seks daha doğru bir dili konuşur. ten yalan söylemez."

    demiştir.

    edit: imla
  • oğlu olsa da adını süb koysa...
  • hastasıyım haneke sinemasının. lakin şunu da belirtmek lazım, bu adam bizi filan anlatmıyor. bu adamın anlattığı sıkıntılar başka coğrafyalarda var. biz daha sıkıntıda o seviyeye ulaşamadık. dersaneye filan gidiyoruz, öss'dir lgs'dir, kpss'dir... ne bileyim, ramazanda içki içince pis pis bakışlara maruz kalıyoruz. bir eyleme gidiyoruz polis götümüze cop sokuyor. dolmuşa biniyoruz para uzatıyoruz. orospu çocuğu müteahhitlerin yaptığı sikik evlerde oturuyoruz. bir sürü şey işte, ne bileyim. bu saydıklarım anadolu'nun ücra köşelerinde değil; istanbul'un, ankara'nın, izmir'in filan burjuva hayatında yaşanıyor.

    neyse yani, kısacası, haneke iyidir de, hayatınızı bu topraklarda geçirip de "haneke beni anlatıyor" mavalı okumayın sonra. sıkıntı her yerde var da, bizimkiler farklı. yılmaz güney filan paklar bizi anca.
  • haneke'nin en sevdiği filmler
    au hasard balthazar - robert bresson
    lancelot du lac - robert bresson
    mirror - tarkovsky
    salo - pasolini
    the exterminating angel - luis bunuel
    the gold rush - chaplin
    psycho - hitchcock
    a woman under the influence- cassavetes
    germania anno zero - rosselini
    l'eclisse -michelangelo antonioni

    .....hiç şaşırmadım.
  • ustanın medya ile ilgili düşüncelerini merak edenlere gelsin:

    "medya bugün çok tehlikeli bir şey yapıyor; bize manipüle edilmiş imajlar sunuyor ve bunun gerçeklik olduğunu söylüyor. eğer sinemayı ciddiye alıyorsanız; kuşkuyu beslemeniz ve sunulan imgenin gerçek olduğuna olan inancı sorgulamanız gerekir. bu tavrımın nedeni, medyadan duyduğum hayal kırıklığı. bu konuyu sürekli gündeme getirmem, medyanın bugün her yere sızması ve her şeyi bildiğini iddia etmesi karşısında duyduğum öfkeden kaynaklanıyor. insan hiçbir zaman, bugün olduğu kadar kendi deneyimi dışındaki bilgiye bu kadar rahatlıkla ulaşamamıştı. medyanın yaşamımıza bu denli sızmasından önce, insanların inançları ve bilgileri kendi deneyimleri dahilindeydi. bugün çok farklı gerçeklik yansımalarının sürekli evimizin içinde olmasından dolayı, insan herkesi ve her şeyi tanıdığı hissine kapılıyor. bu büyük bir çılgınlık ve kocaman bir yanılsama! eğer sinema işini ciddiye alarak yapıyorsak, bu konudan bahsetmek boynumuzun borcu diye düşünüyorum. kaynak
    "
  • hakkında türk aktivistler tarafından change.org'da bir kampanya başlatılan yaşayan efsane yönetmen.

    bilindiği üzere kendisi, dünyada önde gelen birkaç yönetmenden biri ve keza benim de favorilerimdendir. hatta bol ödüllü son filmi amour, sinemada teknik anlamda kusursuzluğun zirvesi olarak görülüyor. kendisi hakkındaki kampanyayı ise bizim türk aktivistler başlatmış. gerekçe olarak, "filmlerinde gerçekçiliği sağlamak adına hayvan katletmesi" sunulmuş. hatta kısa bir alıntı yapayım bu uzun gerekçeden:

    "imza kampanyasının çok dilli bir hale geleceğini belirten aktivistler, haneke'nin filmlerinde yaşam hakkı ihlali, çocuk istismarı gibi suçlar işlendiğini açıkladı. konu ile ilgili peta ile de iletişime geçeceklerini belirten aktivistler, bugüne dek avrupa'da bu konuda bir çalışma yapılmaması konusunda şaşkın."

    yapılmaz tabi, yahu tek siz biliyorsunuz di mi? hayvan hakları konusunda dünyanın en ileri ülkelerini içeren koskoca avrupa'da kimse, artık bu 70 küsür yaşına gelmiş adamın filmlerinde bir ihlali fark edememiş ama bizimkiler hemen şıp diye anlamışlar! hayır, bu kampanyayı duyan da her sene kurban bayramında yüzbinlerce hayvanı avrupalılar katlediyor sanacak!

    aslında haneke'yi çok sevmem değildir bu kampanyaya karşı oluşum. mantıklı gerekçelerini sunarsın, eyvallah der imzalar geçeriz. ama bakın aynen şöyle cümleler geçiyor:

    "haneke'nin filminde açlıktan elini ısıran bir köpeği nasıl döverek öldürdüğünü anlatıyor bir çocuk. atlara binilip su bidon taşıtılıyor. funny games'te ise bir köpeği araba bagajında baygın halde görüyoruz." ahahaha şaka gibi ya...haneke atlara su taşıtıyormuş! zalımsın haneke! eee anadolu'da o atları su taşıtırken üstüne bir de afedersiniz sikiyorlar! buna ne diyeceğiz?

    bu entryi yazarken aklıma yurtdışında denk geldiğim iki kamyoncu (kamyon şoförü) dayının, bizim türkçe konuştuğumuzu fark edip "aha bu gençler türk, şunlara sorak" diyerek bize kızların bol olduğu barları sorması gelir. abileri tabii ki de en ıssız barlardan birine götürmüştük. içeride birkaç kız dışında pek kimse yoktu. biz tam sıvışacakken kızları görünce şevke gelen dayının, toroslarda eşek kovalıyorduk hele şu avratlara bak deyişini ve akabinde bizim kopuşumuzu unutamam. evet, maalesef böyle kitleye sahip bir millet, daha kendisine bile çeki düzen vermeden kalkmış, medeniyet timsali bir ülkenin (avusturya) en elit yönetmeni haneke'yi, hem de sudan sebeplerle karalamaya çalışıyor!

    lan bari şu metni düzgün çevireydiniz! avusturya'yı australia şeklinde çevirenlerin başlattığı bir kampanya.

    edit: imla
  • az önce bir arkadaşla konuşuyoruz. bu adam varken, avrupa sinemasında "ooo lars von trier son filminde götünü siktirtmiş, ne kadar etkileyici" diyen insanları ciddiye alamayacağımızdan bahsettik. kendisi hayatta olduğu sürece şu anda avrupa'da dengi tek insan werner herzog'dur. ikisinin de almanlıktan aldığı tadı başka hiçbir şeyden almadığına dikkat çekmek isterim. haneke avusturyalı olsa da fark etmez zaten, aynı şey.
  • filmlerinde soguk siddet vardir, kansiz insanin, gozune sokulmayan ama sistematik ve sogukkanlilikla siradan insanlarca uygulanan siddet.

    filmlerde gozonune sergildigi siddetin bu kadar yikici olmasinin bir diger sebebi ise siddetin kurbanlarinin ve uygulayicilarinin benim, sizin gibi son derece siradan insanlar olmalaridir. zira belki bircogumuzu eli baltali cani insanlari seyrederken sergilenen bol kanli goruntuden rahatsiz olmakla beraber icsellestirmekte zorlanir ve kendimizi guvende hissederiz. lars von trierin bazi filmlerinde oldugu gibi haneke filmlerinde de siddeti seyirci olarak izlerken bir taraftan gosterilen zimni siddetten uyumus bir sekilde rontgenci edasiyla filmi seyrederken bunlarin siddettin bir tarafi olabilecegimizin gizli imasi ile sarsiliriz.

    filmlerin etkisi uzun surelidir, anlayamazsaniz, cumlelere dokemezsiniz. belki de kimi zaman verilen mesaj, her zaman herseyin anlamli bir neden sonuc iliskisine dayanamayacagi ve bunun sadece boyle oldugudur.
  • almanya doğumlu yönetmen...sanıyorum ki en bilindik filmi 97 yapımı gerilim filmi funny games.bir de code unknownun yönetmeni...
  • (bkz: bir huzur ver)