şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: jung)
  • (bkz: gaia)
    (bkz: galaksia)
  • şöyle bir rüya gördüm: çok kalabalık bir eğlence gibiydi daha çok. ama sanki bir kıyafet partisi andırır gibi. uzun entarilerini ve kuşaklarını dolamış hintli gibi giyinmişler, başında sarıklar olanlar, arap gibi giyinmişler, rengarenk elbiseler süsler, bayanların kimi oldukça cesur kimi baya örtünmüş, ama ziynetleri var hep. sonra bazı beylerdeki çizmeler sanki kafkaslarınki gibi, değişik klan renklerinde iskoçlar etekleriyle, yunanlıların ponponlu şapkaları. işte tarkan gibi giyinmiş keskin bakışlı türkler. nasıl bir renk cümbüşü anlatamam. ellerde kadehler, çeşit çeşit yiyecek. neşeli bir mırıltı var havada, gülme sesleri geliyor. kimsenin tartıştığı dahi yok. rüya işte…diyorum şimdi içimden ama böyle bir sahneyi bizzat yaşamış gibiyim.
    olmadı mı yani hiç; 900 yıl geriye gitsek istanbul’da, kahire’de, roma’da böyle bir alem de bulunamayacak mıydık sanki? tüm o fikir farklılıklarını bir arada neşeli bir sohbete sürükleyen, daha o zamanlarda insanlık onurunun yitirilmemiş olmasındandı. hangi fikre, guruba, düşünceye, ideaya, dine, mezhebe, kulübe üye olursa olsun, adanmış olsun, yemin etmiş olursa olsun herkes ortak bir yaşantıya ve kadere inanıyordu. herkesin ailesi sorumlulukları vardı, bu sorumluluk ortak bilinç idi. ortak bilincin farkında olan herhangi biri, insanlık onuruyla beraber hareket edildiğinde, başka birini incitmenin, küçük düşürmenin, alay etmenin, hakaret etmenin, hele hele saldırmanın orda bulunan diğer farklı düşünce ve inanç sahiplerinin gözünde, kendi ideasını, dinini, onurunu küçük düşüreceğinin pekâlâ farkındaydı.
    günümüzdeki sıkıcı tek tiplilik, bu yüce duyguların yitmesine sebep olmuştur. aynı tektanrıcılık gibi.
    oysa biz tüm bu binyılları yaşamış olarak, ortak bilince ve insanlık onuruna daha sıkı sarılmalı ve var gücümüzle çok yönlülüğü, çok sesliliği, çok çokluluğu, çok renkliliği, çok canlılığı, her türlü fazla olanı, farklı olanı yaşatmalıyız. her güne yeni bir kurtuluş destanıyla, yeni bir tefekkürle, yeni bir üslupla, yeni bir bakışla başlamalıyız artık. hangi gerçek dostluk fikir ayrılığı yüzünden bitebilirmiş ki?
    onca güzel sofralarda oturup içtikten sonra?
    bir başkasının farklı ideası, tanrısı, tapıntısı, ruhsallığı, cennetlerden gelen ışıktır bize. kendi doğruluğumuzu bulabilmenin tek yoludur bu.
    heh şimdi tüm dostlar bir araya gelin, zira değiştirmeniz gereken koca bir dünya var.

    burdan
  • kelime anlamıyla kastedilen manası gerçekleşince farklı bir dünyada hepimizin tanrılığını kutlayabileceği kavram.

    tüm insanların bir bilince hizmet etmesi. aynı düşünmesi. aynı amaca odaklanması. aynı hissetmesi.

    şu an empati gibi ilkel ve çoğu zaman çalışmayan yöntemlerle tümevarım kullanarak diğer bilinçleri kavramaya çalışıyoruz.

    bazı göstergelerden yararlanarak zihnimiz bir sosyal fonksiyon oluşturuyor. bu şekilde diğer bilinçlerin bize anlamlı gelen kısımlarını dönüştürüp işimize yarayacak kapsamda bilgisini alıyoruz. fakat öz bilinç dışındaki bilinçlerin sadece yansımaları var. yani öz bilinç her şeyi yutmuş ve her şeyi kendine göre yorumlamış ve sadece kendi gerçekliğinde yaşar durumda.

    eğer olur da bu öz bilinçler birleşebilirse ya da bir şekilde organik bir bağ kurabilirse belki cenneti de yaratabiliriz.