• fruité: geldik bir başka genellikle kadın dominant olan bir alana. meyvemsi kokular, otsu ve özellikle çiçeksi kokularla birleştiklerinde çok uyumlu sonuçlar ortaya çıkarırlar, ama genelde tatlımsı bir etki bıraktıklarından daha çok kadın parfümlerinde rastlarız bu notalara. rochas désir pour femme, paco rabanne ultrared bu klasmanda sayılabilirler.

    fruité floral: dediğimiz gibi meyve notaları genelde otla ve çiçekle birleşir (meyvemsi hafifçecik bir koku nasıl oryantal olsun zaten?) bu kombinasyonda çiçek kokuları da baskındır. nina ricci pretty nina, jean paul gaultier ma dame eau fraiche, chopard happy spirit bu klasmana girer.

    hespéridé: bu ailede yer alan kokuların, direkt turunçgil kokusu değil de (meyvenin kokusu meyvemsi notalara girer çünkü), turunçgilin kabuğu, yaprağı, portakal bahçesi, limon otu gibi kokuları ihtiva eder. epeyce alt dala ayrılır, kadın ve erkek parfümlerinde de kullanılır, ama "kadınsı olmadan fresh/hafif kokular yapmayı" sağladığı için (kadınlarda ne de olsa bir sürü çiçek ve meyve notası seçeneği de var) erkek parfümlerinin bir çoğunda hespéridé notalar bulunur.

    hespéridé aquatiqe: hem turunçgilli kokular, hem deniz kokusunu andıran notalar içeren ferah kokulardır. s.t. dupont essence pure ice'ın hem kadın hem erkek versiyonu bu sınıftadır mesela...

    hespéridé aromatique: hespéridé notalara aromatik otların kokularının ilave edilmiş halidir, bir çok erkek parfümü bu bileşime ucundan da olsa dahildir, tabii bazıları göbeğinden girer. azzaro chrome, lancome miracle l'homme aquatonic, lalique white (kadın) ve lalique white for men gibi...

    hespéridé boisé: turunçgil bahçesi kokusunu nispeten ağır notalar olan odunsu kokularla birleştirmek değişik bir kombinasyon, aromatik versiyona göre daha nadir rastlanılan bir seçimdir. yine de iyi olabilir. muehlens'in 4711 original eau de cologne'u denenebilir.

    hespéridé épicé: yine aynı şey bu notaları baharatlarla birleştirmek için de geçerlidir, bu da daha nadir bir bileşimdir. hugo boss'un in motion white'ı denenebilir.

    oriental: hah geldik oryantala. bir çok koku "oryantal" sınıfına girer, ama oryantal kokular diye bir koku ailesi yoktur. 8 temel sınıfa baktığımızda odunsu nota, otsu nota, meyvemsi nota görürüz ama "oryantal nota" göremeyiz. neden? çünkü oryantal koku, belli bazı notaların birleşimidir, kendisi bir nota değildir. mantık olarak, kökeni "doğu" olan, batılı tacirler tarafından avrupa'ya götürülmüş çeşitli notalar (karabiber, sandal ağacı, paçuli, ylang ylang, zencefil, tarçın, amber, misk vs.) birleşince, yani doğu'nun malzemelerine sadık kalınarak bir koku yapılınca, araya "evropalı" şeyler sıkıştırılmayınca (ya da çok az konunca) ortaya çıkan koku "doğu"yu anımsatır çağrıştırır, olur size oryantal koku. bu ailedekiler ilk bakışta "kesin ağırdır" izlenimi uyandırsa da, ağırlık hafiflik kişiye göre değiştiğinden, önyargılı olmayıp denemenizi tavsiye ederim. (bu klasmanın favorilerden olan guerlain samsara, shalimar ve chopard'ın cashmir'ini rica ederim sevmeseniz bile bilin!)

    oriental boisé: tam bir oryantal koku klasiğidir, zira sandal ağacı gibi temel odunsu notalar aslında neredeyse her parfüme girer, ama bu tipte daha belirgin olarak kullanılırlar (zaten sandal ağacı oryantal notaların en bilinenlerinden biridir). tabii kendisine başka odunsu notalar da eşlik eder. genel olarak sıcak kokulardır, kalıcıdır. burberry brit for men, bulgari notte pour homme, paco rabance xs black, rochas men erkekler için bu klasmandadır, thierry mugler alien, balmain ambre gris, calvin klein contradiction, rochas absolu ise kadın klasmanı örneklerindendir. özellikle erkekler için best-seller parfümlerin önemli kısmı bu klasmandan çıkar, yani frech değil daha sert, köşeli, kalıcı ve karakteristik kokular arayanlar buraya baksın. (böyle deyince de fresh kokuların karakteri yok dediğim sanılmasın!)

    oriental épicé: odunsu oryantal kokulardan daha keskin, varsa, herhalde o da baharatlı oryantal kokulardır. lakin yine belirtelim, keskinlik demek ağırlık demek, hele hele "hacı yağı gibi kokmak" demek değildir. azzaro decibel, calvin klein obsession, photo by karl lagerfeld, d&g 11 la force (gerçekten de güçlü bir bileşim zaten bu sınıf, adı cuk oturmuş!) bu sınıftandır.

    oriental floral: haaah, işte bu da kişilikli, kalıcı, güçlü, bazen "ben buradayım" diye bağıran, genellikle "yaşlı kadın kokusu" diye bildiğimiz (çünkü eskiden yaratılan parfümler bu tarzda olurdu, eski koku modası bundan ibaretti), ama her halükarda kadın kokularının şahı olarak tanıdığımız kokuları da ihtiva eden bir sınıftır. calvin klein euphoria for women, ck obsession night, ck in2u for her, lacoste inspiration, rochas muse, paco rabanne ultraviolet, escada signature, prada l'eau ambrée, elizabeth arden 5th avenue, bulgari ii pour femme, bulgari notte pour femme bu sınıftadır (adıyla yaşlı kadınları çağrıştıran bu sınıfta ne kadar çok "modern" parfümün olduğuna şaşırmadınız mı? bence klasik notaların neden klasik olmayı hak edecek kadar çok sevildiğinin ve klasiklerin her zaman kullanılmaya devam ettiğinin gerçek bir örneği, sadece adı ve paketi "modern"leşiyor.) bu sınıfta yer alan ve muhtemelen daha uzuuun süreler üretilip yer almaya devam edecek olan kokular için bkz. chanel no.5, guerlain samsara, guerlain shalimar, ki bu üç parfüm -benim şahsen onlardan daha çok sevdiğim kokular olsa da, parfüm endüstrisi alanında- yaratılmış en başarılı kadın parfümleridir.

    oriental frais: koku olarak oryantal ve sıcak olup, diğerlerine kıyasla daha hafif olanlar için kullanılabilecek bir sıfat. tıpkı cacharel amor amor gibi.

    oriental léger épicé: yine benzer bir şekilde, oryantal ama daha hafif, az baharatlı olan bir koku türü, bulgari omnia gibi (dikkat, yeşiliyle filan karıştırmayın, bu kahverengisi).

    oriental vanillé: işte bu da, tutup yves rocher'in vanilya kokusunu filan almadıysanız, yani saf koku olarak değil de, parfüm olarak vanilyalı kokular arıyorsanız tercih etmeniz gereken sınıftır. tabii burada "şeker gibi vanilya kokmak" gibi çocuksu kokulardan değil, yeri geldiğinde içinizi kaşmir şal gibi ısıtacak kokulardan bahsediyoruz. nispeten hafif ve modern bir yorumu için lolita lempicka l pure, güçlü ve modern bir versiyonu için escada magnetism, klasik ve asla modası geçmeyecek, yukarıda saydığım üçlünün yanına "parfümlerin kraliçeleri" kontenjanından yer bulabilecek olanı için chopard casmir'i tercih ediniz.

    oriental floral vanillé: bu sınıf var mı bilmiyorum, açıkçası denk gelmedim bir yerde ama olması muhtemel, zira özellikle kadın parfümleri çok fazla nota içerdiğinden, onları tanımlamak için bir kaç koku ailesinden birden bahsetmek gerekebiliyor. mesela dior addict (benim şahsi favorilerimden biri, ayrıca yine parfüm endüstrisinde yaratılmış en başarılı kokulardan biri olarak kabul ediliyor) vanilya, lilyum ve misk içerek reçetesiyle vanilyalı floral bir oryantal koku olarak tanımlanabilir. keza, çok az baharat içermesine rağmen, cartier baiser volé'nin eau de parfum olanı da hafifçe baharatlı, yoğun lilyum ve biraz vanilya içeren reçetesiyle bu sınıfa girebilir.

    vert: malum, yeşil kokular bunlar. bunların nev-i şahsına özgü kokusu özellikle galbanum denen bitki. eklendiği parfüme anında bir tazelik, bir hafiflik veriyor. mesela yine baiser volé'nin bu sefer eau de toilette olanı, ki galbanum içeriyor, sahip olduğu lilyum ve baharatlarla vert floral épicé diyebileceimiz bir tarza sahip. neden vert'i başa ekledim de, çiçeksi ve baharatlı notaları ikinci plana aldım derseniz, bence en öne çıkan özelliği yeşilimsi kokusu...

    eveet, geldik el emeği göz nuru listemizin sonuna. "kopi peyst değil alınteri ulan!" diyeceğim bir entari (hatta entariler silsilesi) varsa onlar da bunlar oldu ahdşshfşskadhs...
  • gördüğünüz gibi, kokladığınız parfümleri tarif etmek için bu şekilde kombinasyonlar yapabilirsiniz. bu tıpkı, şarap tatmak gibidir, nasıl ki bir şarap "meşinsi, kremamsı, kırmızı meyvemsi, limonsu, limon otumsu, topraksı, küfümsü, vişnemsi" kokabiliyorsa ve nasıl ki, kendi likit yapısı içinde "asitli, dengeli, yuvarlak, gövdeli, buruk" olabiliyorsa, parfümler de yukarıda saydığım çeşitli koku aileleri ve notalarla kendi içinde eşleşir, bu notaların yoğunluğuna göre hafif, ağır, dengeli, asitli olabilir.

    size tavsiyem, sevdiğiniz kokuları bulmak için deneyin ama kağıtta değil tende deneyin zira ten ile kağıdın dokusu başkadır. ayrıca unutmayın, her tenin kendi kokusu başkadır, yani her parfüm her tende başka kokacaktır. "şu parfüm esmerler için, bu parfüm beyazlar" için diyenlere çok kulak asmayın, bunun sebebi, genelde esmer ciltlerin daha kalın ve yağlı olduğu, o yüzden onlara baharaylı, sıcak kokuların daha çok yakıştığı ya da beyaz tenlerin daha ince, damarların yüzeye daha yakın olduğu, meyve ve çiçek kokularını bu sebeple daha iyi yansıttığı gibi varsayımlardır ama siz kalın ciltli bir beyaz tenli ya da çok kuru ciltli bir esmer de olabilirsiniz. daima kendi teniniz üstüne sıkıp (tercihen kan akışının yoğun olduğu, bu sebeple kokuyu iyi yansıtan bir bölge seçin, boyun öyledir ama boynunuzu koklamanız zordur, bilek ise daima giysi, yüzeyler veya su ve sabunla temas eder, o yüzden benim favorim dirsek içi mesela) birkaç saat geçirdikten sonra karar verin.

    parfüm alınca da kıyamayıp sıkmamazlık etmeyin, açıldıktan sonra maksimum 2 sene içerisinde tüketmeye çalışın, çünkü oksijenle temasa geçip okside olunca kokuları değişiyor, basitçe bayatlıyorlar da diyebiliriz.

    özellikle yurtdışına çıktığınızda, türkiye'de bulunmayan parfüm üreticilerini de denemeye çalışın. juicy couture, lalique, balenciaga gibi değişik kokular yapanları deneyin mesela... jo malone gibi karışık notalı parfümden ziyade koku üretenleri de deneyin (hatta cesaret edebilirseniz karıştırın, kendi parfümünüzü yaratın). "imza parfüm" tabir ettiğimiz, duyunca direkt akla sizi getirecek bir parfümünüz olsun ama onu yaz-kış kullanmayın, arada başka parfümler de sıkın, yoksa onun kokusunu alamaz olursunuz, oysa parfüm sıkmayı en çok kokladıkça kendimiz mutlu olduğumuz için sevmiyor muyuz? (öyle değilse bile bence öyle olmalı ^^)

    "yaz-kış aynı parfümü kullanmayın" derken lafın gelişi diyorum, "parfümlerinizi yazlık-kışlık diye ayırın" demiyorum, çünkü tıpkı "esmere göre, sarışına göre" ayrım yapmak gibi "yaz için-kış için" diye ayrım yapmak da bence çok saçma. zira belki hep hafif kokmayı seviyorsunuz ve kışın da aynı parfümü kullanılyorsunuz ya da ağır parfüm seviyorsunuz ama yazın, kışın sıktığınızın yarısını sıkmanız yeterli olduğu için kışlık parfümünüzü insanları boğmadan yazın da kullanabiliyorsunuz, belki teniniz kaldırıyor, kim bilir? genellemeler özellikle de parfüm gibi tamamen zevk temelli bir alanda saçma kalıyor, o yüzden mevsime, hele hele de modaya göre parfüm seçme dayatmalarını boşverip (hatta çok satanlara şahsi önrim olarak çok yaklaşmamanızı tavsiye ederim inanılmaz beğenmediğiniz/size olağanüstü yakışmadığı sürece). bence sadece size yakıştığını düşündüğünüz, en önemlisi koklayınca size kendinizi iyi ve mutlu hissettiren bir parfüm varsa onu alın, doya doya kullanın.

    haydi cümleten mis kokulu günler!
  • ölü yazarlardan esinlenilenleri de varmış.
    koltukname
  • "askerlik hayatımda düzenli yıkanamamaktan teessürle kullandığım, normal şartlar altında pekte yüz vermediğim yapay koku.*
    "kullanmıyorum" yada" yapay" gibi argümanlarla yerdiğime bakmayın lütfen. eser miktarda kullanıldığında solunası bir rayiha oluşturduğu gerçeğini göz ardı etmemeli. koku hafızası diye bir şey var mesela, kalabalık caddelerde* kokusunu duyup da kafayı kaldırmadan inceden "hassiktir eski sevgilim" çektiğimiz parfümeri koleksiyonumuz yok değil.
    neyse tatlı acılar bunlar, hele şuan uğradığım zulmün yanında çerez yemin ediyorum.

    masamın ucuna ilişen, orta doğulu * bir petrol zengininin iki karısı, paris'ten aldıklarını varsaydığım parfümlerini, misk-i amber sandıklarından olacak, çocuğuna çikiletalı ekmek hazırlayan anne cömertliğinde sürüp sürüştürdüğündendir ki "mis"ini, beynim bulandı.
    "neetin ablacım kör olacaksın sürülmez ki bu böyle, gül suyu mu bu?" diye soracağım vallahi...""

    diyen ve muayyen sorusunu dillendirmeden, kendini balkonun manzarasına ve tütünün yerine getirici kokusunun koynuna bırakan efsian sigarasından bir fırt daha çekti.
    aldığı her iki dumandan üçünü usulca burnundan salıverdiği gözlemlendi.
    khalas!
  • sacma sapan bi´sey. yanindaki insan portakal kokuyor ve sen ona dönüp "cok güzel kokuyorsun" diyorsun. insan dedigin portakal kokmaz ki. portakal portakal kokar.

    fazla eksilemeyin pls.
  • ben senede bir büyük boy şişe alabilmek için, yılbaşı, sevgililer günü gibi ciddi indirim yapılan günleri beklerken, ünlülerin evindeki durumuna çok bozulduğum pahalı sıvı.
    hani böyle pazar sürprizi gibi programlara evlerinin kapıları sonlarına kadar açan ünlüler oluyor ya, onların evleri gezilirken yatak odasındaki durumu bir gözlerinizin önüne getirin. kocaman bir makyaj aynasının önünde şişelerce orjinal parfüm. kiminden sadece bir fıs sıkılmış, kimi hiç açılmamış. hele bir de sahneye çıkmadan önce neredeyse bir şişe parfümü üstüne boca eden, hatta bir de havaya sıkıp içinden geçen ünlüler var ya, içim gidiyor resmen.
    neyse ben yine en iyisi ya ünlü olmayı ya da ucuza parfüm denk getirebilmek için kadınlar gününü bekliyim.
  • hayatım boyuca aldığım en anlamlı hediyelerden biridir.

    sene '96. orta okul birinci sınıftayım. yarı yıl tatiline gireceğiz, okulda karne günü...
    ben karnesine zayıf gelecek bir kaç arkadaşımı teselli ediyorum ama kendi derslerimden o kadar bihaberim ki, "üzülme ya belki benim de matematik 1 gelir" filan diyorum. ama gerçekten tek bir tane dersimin bile sınav notunu bile hesaplamamışım.

    ben böyle saçma saçma hareketlerde bulunurken, hoca derse girdi ve karnelerden önce teşekkür alanların belgelerini dağıtmaya başladı.

    işte o anda, benim adımı söyledi. söylerken kendi de şaşırdı. duyunca sınıftakilerle birlikte ben de şaşırdım. belgeyi almak için hocanın yanına gidince, aldığımın aslında teşekkür belgeleri arasına karışmış bir takdir belgesi olduğunu fark edince, şaşkınlığımız 10 kat daha arttı.

    ben hiç aklımda yokken birden sınıfın en çalışkan 3. öğrencisi oldum.
    o an, diğer iki çalışkan öğrencinin gözlerindeki kıskançlığı hâlâ hatırlıyorum :)
    şimdi bu nereden çıktı, diye düşündüler.

    ben elimde kimsenin beklemediği takdir belgesiyle, eve gittim. annem görünce, o da inanamadı. bu inanamazlık bir iki gün daha devam etmiş olmalı :)

    işte benim bu beklenmedik başarıma karşılık annem, ödül olarak değil, bir zerafet olarak bana parfüm hediye etmişti. yani 11 yaşında, daha yeni yeni ergenliğe girerken, parfüm gibi bir kişisel güzellik ürünü, insana kendini gerçekten özel hissettiriyor.
  • aradığım parfümün ismini hatırlamayıp şişesini tarif etmekte de başarılı olamayınca, satıcının: "kokuyu tarif edin lütfen!" demesiyle dumura uğradım. kokusu tarif edilebilen bir şeymiş bu.
  • kokusu elbette tarif edilebilir. her kokunun bir adı var. vanilya gibi dersin, çiçek gibi dersin, çam ağacı gibi dersin, karamel gibi dersin vs.