şükela:  tümü | bugün
  • gone with the wind (ruzgar gibi gecti) filminde, clark gable'in canlandirdigi ve cogu ele$tirmen tarafindan a$iri oportunist olmasiyla suclanan karakter.
  • en "erkek erkek" roman ve film karakterlerinden biri.
  • ruzgar gibi gectiyi okurken asik oldugum,boyle bir kocam olmali dedirten karakter..
    kendine guwenen,agir,yeri gelince esprili,yeri gelince duyarli,sert bir erkek..
  • scarlett o harayı, iç savaşın başladığı sıralarda twelve oakstaki* barbekü partisinde görüp aşık olan ve bir çok badireden sonra onunla evlenebilen, ancak tüm gayretlerine rağmen ashley wilkesın gölgesinden bir türlü kurtulamayan her devrin adamı.
  • her koşulda aşkına sapına kadar sahip çıkabilen karakter. nerede nasıl davranması gerektiğini ve ne söylemesi gerektiğini son derece iyi bilir. dışardan görünen çıkarcı yapısının altında inanılmaz centilmen ve aynı zamanda duygusal bir insan barındırır. zevk sahibidir ve istediği kadını elde edebilir. yarını düşünür, kurnazdır, hem heyecan doludur hem de adımlarını son derece hesaplı atar. yeri gelince içini parçalasa da hayatının anlamını oluşturan kadına 'kırılmış bir vazoyu yapıştırıp hep çatlaklarını göreceğime ona dokunmayıp eski haliyle anmayı tercih ederim scarlett. bu ilişki burada bitmeli...' deyip kapıyı çekip çıkmayı da bilmiştir kendileri. her daim aşık olunası erkektir ...
  • karakterin filmde sizi etkilemesinde filmde clark gable'ın rolü büyük olsa da, romanı okuduktan sonra tam olarak aşık olunacak erkektir rhett butler. genel olarak bir kadının isteyebileceği tüm özelliklere de sahiptir, yer yer korumacı, sahiplenici ve kıskanç, yer yer "istediğini yap özgürsün" diyebilen, yeri geldiğinde şımartan ama yeri geldiğinde de "sarsıl bi kendine gel" mesajı veren, süper oranda karışmış bir adamdır. sanırsam karakterin bu kadar ölçülü olmasının arkasında kitap yazarının bir bayan olması yatıyor, zira bir kadına* bu kadar doğru yerde, bu kadar doğru zamanda doğru hareketi yapcak adam* yoktur, olamaz.*` :olsa da bana yar olmaz ki`` :swh`
  • scarlett in tüm şımarıklıklarını, açgözlülüğünü, bencilliğini sevebilen erkektir. hatta scarlett böyle olduğu için onu sever çünkü kendisini tanımakta ve ne olduğunu bilmektedir. scarlett nasıl ki olmadığı şeyleri temsil eden ashley in peşinden bir serapın peşindeymişçesine yıllarca azimle koştuysa o da scarlett in kendisi için olması gereken kadın olduğunu bilerek koşar. onu olduğu gibi kabullenir kendini ettiği gibi. gün gelip scarlett gerçekte ne olduğunu anladığında ise artık rhett butler ı ve sabrını, aşkını yitip kaybetmiştir.
    clark gable ın orta yaşlı ama çapkın ve güngörmüş haliyle can verdiği rhett butler sanırım bütün kadınların rüyasıdır. ne olursa olsun scarlettden vazgeçmez. hepimizin istediği şey olan ne olursak olalım bizi kabullenecek karşısında rol kesmeyeceğimiz erkektir.

    (bkz: rüyalarımızın erkeği)
    (bkz: bir kadın ne ister)
    (bkz: clark çekmek)
  • ruzgar gibi gecti kitabini okuyan her 100 kadindan 99 bucugunun kendisine asik oldugu iddia edilir - su ana kadar incelenen vakalarda da bu durum tespit edilmistir. bir erkekte olmasi gereken herseyin fazlasi onda vardir. margaret mitchell gercekten de inanilmaz bir karakter yaratmistir. ruzgar gibi gecti hayranlari romanin sonu cok mutsuz bittigi icin isyan etmis ve alexandra ripley'e sequel niteligindeki scarletti kaleme aldirmislardir. ama bu rhett butler, her ne kadar yine ortalamanin cok uzerinde bir karizmaya sahip olsa da, eskisi kadar ideal degildir nedense.
  • öyle bir adam ki, her şeye rağmen seven, sevdiğini söylemekten korkmayan, cesur, karizmatik, çekici, ukala, kendini beğenmiş, akıllı, jest yapmayı bilen, kibar ama gururlu da, her şeyi bırakıp gözünü kırpmadan gidebilecek kadar da güçlü... işte, clark gablein ölümsüzleştirdiği adam. ****