şükela:  tümü | bugün
  • kabaca söylemek gerekirse (bkz: yuval noah harari)'nin modern insanın (bkz: homo sapiens) afrikadan çıkıp bütün diğer (bkz: insansı)ları egale (dezavantajlı olmalarına rağmen baskın geldikleri için egale etmek dedim) ederek dünyayı ele geçirmesini anlatan kitabı. ama ona göre (ve bana görede öyle) bu büyük bir başarı gibi gözükse de aslında sapiens'lerin sonu pek parlak değil.

    kitabı bitirdikten sonra gelen kalın edit: öncelikle çok yalın ve anlaşılır yazılmış bir kitap. homo sapiens’ in nasıl afrika’dan çıkıp bütün dünyayı istila ettiğini son bilimsel gelişmeler ışığında bir güzel (genom projesi falan) açıklamış. gerçi bu konuda söylediklerinin çoğu zaten bilindik şeyler. elleri kullanmanın beynin gelişmesine katkısı olduğu, dedikodu yapmanın sosyalleşmede öneminden bahsederken, insan bebekliğinin uzun sürmesinin nedeninin aslında insanlar arası sosyal ilişkilerinin çok karmaşık olduğundan bu yüzden uzun sürdüğünden bahsetmemiş mesela (bu kadar bilgiyi işleyebilmesi için çocuğun aklının gelişmesi lazım, büyüme geçici olarak yavaşlayıp aklın gelişmesini bekliyor) neolitik çağ için söyledikleri ise literatüre bayağı ters avcı toplayıcıların durumunun yerleşik hayata geçen tarım toplumundan daha iyi olduğundan defalarca bahsetmiş. buğdaylara su taşıyan ilk tarımcıların su taşımaktan dizlerinin maf olduğuna kadar değinmiş. neredeyse “allah belasını versin neolitik çağın” diyecek o kadar…

    o bunlardan bahsetmemiş ama aslında bilindiği üzere tarım devrimi insanlık tarihindeki en büyük olay. (yiyecek sorunu kökten çözüldüğü için artık daha fazla sayıda nüfus beslenebiliyor. harari’ye göre yarı aç yarı tok gezen avcı toplayıcılar daha iyi besleniyordu) yerleşik hayata geçildiği ve tarımla uğraşıldığı için ilk köyler kasabalar özel mülkler ortaya çıkıyor. artık mevsimlerin önemi olduğu için ne zaman kış gelecek ne zaman yağmur yağacak bilmek gerekiyor, takvim bulunuyor. takvim için gökyüzüne bakmak gerekiyor, astronomi doğuyor. bir şeyleri saymak gerektiği için önce 6 lık sistem ardından 10 luk sistem bulunuyor matematik gelişiyor. sel suları çekildikten sonra kimin arazisi nereden başlıyor nerede bitiyor anlayabilmek için geometri gerekiyor, geometri gelişiyor. artık özel mülk ortaya çıktığı için, ilk yazılı kanunlar arkasından ilkel bir hukuk sistemi geliyor vs… kıl olduğum bu birkaç şey dışında son iki yılda okuduğum en iyi kitap diyebilirim
  • yazar 12. bölümünde tüm tek tanrılı dinlerle dualist inançların, çok tanrılı dinlerin, liberal hümanizmin, sosyalist hümanizmin, nazizmin, komünizmin aynı kökenlere giden şeylerin farklı şekillerde bağdaştırılmış olduğunu mükemmel anlatmış. şapka çıkarılır.
  • kapağında da yazdığı gibi "insan türünün kısa bir tarihi" ni anlatan kitap.
    yazar "yuval noah hararı" oldukça yalın, anlaşılır, akıcı bir üslup kullanmış.
    kitap kolektif kitap tan çıkmış olup, alınıp okunması şiddetle tavsiye edilir...
  • içerik olarak, yerli yapımı da var diyebiliriz sanırım:

    (bkz: düşünce tarihi)
    (bkz: orhan hançerlioğlu)
  • oldukça detaylı, kapsamlı güzel kitap.
  • bilimsel terimlerle fazla bunaltmayan, kolay okunabilen üsluba sahip yuval noah harari yapıtı. kitaba başlarken okumakta çok zorlandığım, ansiklopedi gibi ağır gelen guns germs and steel gibi bir kitapla karşılaşacağımı sanmıştım. yanıldım. çok rahat okunabilecek bir kitap. birkaç cümlede yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu var. edebi bir yapıt olmadığı için rahatsız olmadım. bazı örneklerden anladığım kadarıyla çevirmen, verilen örneklerin okuyucular tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için değişiklik yapmış. cumhuriyet ve imparatorluk dönemi, istanbul ve izmir karşılaştırması, beşiktaş taraftarları vs.

    çevirmen: ertuğrul genç.
    şiddetle tavsiye edilir. okuyunuz, okutturunuz.

    icanus' un uyarısı ile edit: kitabın 2. baskısının girişinde, yazar tarafından çeviri yapılacak dillere göre verilen örneklerin bizzat uyarlanmış olduğunu öğreniyoruz. ilk baskısında böyle bir açıklama yoktu.

    --- spoiler ---

    yazar israilli. nazilerin evrimsel hümanist, komünizmin ve kapitalizmin din olduğunu söylüyor. çok saçma gelebilir ilk bakışta. açıklamaları ve tanımlarıyla bir mantığa oturuyor. en çok etkilendiğim bölüm homo sapiens’ in sonu bölümü. hep alışıldık insan türünün kendisini ve tüm dünyayı yok edeceğine dair kara senaryolardan daha kötüsünü sona saklamış. tabi bir ihtimal. genleriyle oynanmış tatminsiz üstün insanlar krallığı. yazarın da dediği gibi bugün bu senoryanın ulaşabileceği boyutları kavrayabilme yeteneğimiz yok ve insanların karşısına çıkan farklı yollardan hangisine sapıp nasıl bir yolculukta seyahat edeceği de muamma. ah sapiens, zalım sapiens.

    güldüren bir cümlesi: “ bir maymunu, ölümden sonra gideceği maymun cennetindeki sınırsız muzla kandırarak elindeki muzu vermeye asla ikna edemezsiniz. “

    tabulara tekrar lanet ettiren bir cümlesi: “ askeri düzeni ne sağlar? bir orduyu yalnızca zor kullanarak örgütlemek imkansızdır; en azından bazı komutanların ve askerlerin tanrı, onur, vatan, erkeklik veya para gibi bir şeylere inanmaları gerekir. “
    --- spoiler ---
  • şu sıra merakla okuduğum tek kitap. her sayfasında insanlık tarihi ile ilgili akıl durulayan bilgiler var.
  • bir kitaba kutsallık atfedilecekse o kitap budur. hepimizin ve herşeyin hikayesi..
  • son yıllarda okuduğum en zihin açıcı kitap. özellikle tarım toplumunun ortaya çıkışını anlattığı bölüm ve insanlığın geleceğine dair öngörüsü karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim. okuyun, okutturun.
  • zihin açıcı bir kitap. homo sapiens avustralya'ya varmadan önce, bölgenin ekolojik durumunun nasıl olduğunun ve ayak bastıktan sonra bölgeyi nasıl deforme ettiğimizin anlatıldığı bölüm oldukça trajikti benim için.