şükela:  tümü | bugün
  • kendisi aziz nesin'e, "aziz nesin denilen dalga" diye hitap etmekte hiçbir beis görmemiş. allah kurtarsın ne diyelim, onun anlayacağı dilden.

    http://www.habervaktim.com/…in, sivas`� ��zmeden!..
  • rte'nin hayatından endişe eden bir arkadaş. rte'ye suikast düzenlenebileceğini ima ediyor. bu tip "şu öldürülebilir, şuna suikast düzenlenebilir" haberleri çoğunlukla bu arkadaşlardan geliyor. http://habervaktim.com/yazaroku.php?id=2707
  • deniz feneri davası hakkında "benim hırsızım iyidir diyen" vakit yazarı.

    http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=129548,3

    okurken tiksindim, midem bulandı kusuyordum, insanlığımdan utandım, başım ağrıdı, isyan ettim.
    türkiye'nin geleceğini kimler belirleyecek görüyoruz, bu adam ki başbakanın özel uçağı ile yolculuk eden bir adam,bunu da sabah nihat sırdar söyledi.
  • yazdıklarıyla insanı dinden imandan soğutan zat.
  • yazdıklarıyla insanı insanlıktan soğutan zat... kendisi ile aynı oksijeni tüketeceğime, beyefendinin bulunmadığı ideal bir gezegende ornitorenk olmayı tercih ederdim şahsen...
  • dün yayınlanan ısırmalı yalamalı yazısını okduğumda akl-ı selim sahibi pek çok insan gibi sinirlerimi bozan yazıcı. ancak bu sinir durumu uzun sürmedi. sert ve büyük büyük sözler savuran serdar bey'in içinde ergen bir çocuk saflığı olduğunu görmemle beraber siniri bir köşeye bıraktım. hem duygusal hem de bilgisel olarak ergen bir çocuk serdar arseven. ergen bir çocuğun etkilenebileceği tavırlardan etkileniyor ki kendisi de diğerlerini etkilemek için bu tavırlara başvuruyor. ergen bir çocuğun yaşı itibariyle erişebileceği bilgi birikimine sahip olduğu için de cesaretli. kimse ergen bir çocuğa cahil olduğu için ters bakmamalı bence. cehaletini ortadan kaldıracak birikime sahip olabilmesi gerekli zamana sahip olamamıştır ama serdar bey bu zamana bolca sahipti ve bu zamanı allah bilir nelere sarf etti.

    ısırmalı yalamalı yazıda islamcıların/dincilerin içlerinden kusmasını dileyip de türlü ayak oyunlarıyla yapmadıkları itirafları gördüm. adam hem subjektifim hem de ahlaklıyım diyor yahu. daha ne olsun.

    yazıda deniz feneri'ni savunma şakline bakın. efendim deniz feneri yöneticileri ve bülent arınç serdar arseven'in beğendiği görüşe mensuplarmış. bülent arınç yıllardır meclis'te olduğu halde 102.000 ytl'ye bir audi alamıyormuş. bu da herhangi bir kötü yola sapmadığının kanıtıymış. ee deniz feneri?? işte deniz feneri yöneticileri de bülent arınç'la aynı görüşe mensup ya... ben onu bunu bilmem arkadaş, bu deniz feneri yöneticileri ile bülent arınç'ı aynı kefede değerlendiririm bundan sonra. ya da serdar arseven tükürdüğünü ısırır. nasıl bir mentalite bu. şimdi ben serdar arseven'deki mantık yoksunluğundan, yobazlık katsayısından hareketle tüm dinci/islamcı kitleyi eleştirsem kendi görüşüne göre doğru olacak demek.

    şimdi bir alıntı yapalım:

    "kesin çizgilerim vardır;

    ve “çifte standart”larım!..

    bu “çifte standart” nasıl mı işler?..

    basit; itham müslüman’a yönelmişse; “iftira olduğu önyargısından” hareketle çıkarım yola...

    “kafir”e yönelmişse;

    “doğru olabileceği” önyargısından!.."

    (http://www.haksozhaber.net/…icle_detail.php?id=7292)

    zaten yazı kendi kendisini edebileceği kadar rezil ediyor, üzerine bir şey söylemeye gerek yok. ama bir alıntı daha:

    "çünkü gazeteciliğin önde gelen şartı, bağımsız olabilmektir. sizin yaptığınız haber çeşitli kaygılardan dolayı girmeyecekse, önünüz çeşitli kaygılardan dolayı kesilecekse, etikette gazetecilik yapıyor gözükseniz de yaptığınız gazetecilik değildir. ya tetikçiliktir ya da reklam verenlerin hoşlarına gitmektir."

    ben olsam aradaki derin çelişkiye bakarak iki söz öbeğinin de aynı insan tarafından söylenmiş olabileceğine inanmazdım ama aşağıdaki linke bakarsanız hemen görebilirsiniz. bir insan önyargılarından kurtulmadan nasıl bağımsız olabilir??? anlayan beri gelsin.

    (http://www.turktime.com/…ult.asp?page=haber&id=3825)

    yukarıda linkini verdiğim röportajda şöyle iki cümle de kurabilmiş: "zaman gazetesi bir cemaatle çok yakın ilişkisinden dolayı çok farklı sorumluluklar hissediyor. yaptığı her haberin türkiye’yi ilgilendirdiği kadar yakın olduğu cemaati de ilgilendirdiğini düşünüyor." zaman cemaatinin sorumluluğu adına yayın yapınca sorun yok, vakit gazetesinden biraz kötü olsa da türkiye'nin yine en iyi gazetelerinden biri. ama birileri, mesela ahmet hakan aydın doğan'ı, ertuğrul özkök'ü memnun etme sorumluluğunu taşıdığında tu kaka. halbuki bu heriflerin hepsinin tıyneti aynı, hepsi de birilerini memnun etmeye çalışırken bir yandan da bağımsız olduklarını iddia ediyorlar ama hepsi de bir yerlerle ilişki içerisinde. aralarındaki tek fark bakış açıları.

    değmeyecek bir insan için daha fazla yazmamak lazım. herkese akıl sağlığı dilerim.
  • "eskiden bu kadar sert ve ajitatör gibi konuşmazdı... son gördüğümde çapraz ateş’e konuktu, üslubu değişmişti, daha sert, daha radikal, daha uzlaşmaz, daha öfke dolu konuşuyordu...

    sen niye bu kadar sertleştin... böyle değildin...” dedim program çıkışı...

    “öyle gerekiyor” gibisinden bir şeyler söyledi zaten gitmek üzereydi, el sıkışarak vedalaştık...

    önceki gün vakit’teki köşesinde deniz feneri meselesiyle niye ilgilenmediğini şöyle açıklamış:

    “önyargılıyım... itham müslüman’a yönelikse ‘iftira’ derim, kâfire yönelikse ‘doğru’ derim...

    haksız servet artışı varsa bunun acısı mutlaka çıkacaktır...

    ahirette de dünyada da...

    o hesapları kendi içimizde sorabiliriz...

    ben bir müslüman’ı hele bir fasık saldırıyorsa, asla yıpratmam...

    belki kendim ısırırım müslüman kardeşimi...

    lakin köpeklerin yalamasına dahi müsaade etmem...

    hele tarassut köpeklerinin asla...

    çifte standardım var...

    deniz feneri benimdir...

    ergenekon terör örgütü, kahrolası darbe düzeninin...”

    ***

    çifte standardını, hayatı müslümanlar ve müslüman olmayanlar diye gördüğünü, ıkınıp sıkınmadan, lafı evirip çevirmeden söylüyor...

    şimdi bütün aklıevveller serdar arseven’e saldıracaklardır...

    “pes vallahi bu kadarı da olmaz...” diyecekler, ‘deniz feneri’ne susarım, ergenekona çakarım.’

    oysa demokrasiden anlayanlar için serdar arseven’in böyle konuşması değil, “bu görüşün iktidar olmasıdır” sakıncalı olan...

    demokraside serdar arseven’ler olabilir...

    demokraside olmayacak şey serdar arseven’in düşünce tarzının iktidar olmasıdır...

    çünkü bu düşünce iktidar olursa demokrasi demokrasilikten çıkacak, diktatoryaya dönüşecektir..."

    reha muhtar - http://haber.gazetevatan.com/…&categoryid=4&wid=136
  • an itibariyle haberturk ekranlarında kıvırmanın en leziz örneklerini sergilemektedir, nesrin topkapı, tanyeli gibi dansözlerimiz kendisini şaşkınlıkla ve hayranlıkla seyretmektedir herhalde

    konu hüseyin üzmez'in serbest bırakılmasıdır ve karşısında canan arıtman vardır, serdar arseven nereden tutarsa tutsun elinde kalacak bu mevzuda tartışmaya girmekten kaçmak için aynen şu bahaneyi öne sürmüştür:

    "canan arıtman chp milletvekilidir, chp'nin genel başkanı ergenekon terör örgütüne sahip çıkmıştır, ben böyle insanlarla konuşmam"

    serdar arseven an itibariyle ansiklopedilere geçecek bir ad hominem örneği sergilemiştir, hem yara alacağı, rezil olacağı kesin olan bir tartışmadan kaçmış hem de kendi okuyucu kitlesinden puan toplayacak bir hareket yapmıştır
  • ilke olarak bir müslüman'ın yeri geldiğinde ikiyüzlü davranmaktan kaçınmaması gerektiğini olanca berraklığıyla izah eden yazısını okumuştuk. arseven sıradan bir islamcı. deniz feneri davasında kündeye gelen "dayanışmacı güvenilir cemaat" görüntüsünün sızısıyla "iktidarı sarsılan sınıf"ın telaşına kapılmış objektif olmanın kendisine pahalıya mal olacağını düşünerek berbat türkçesiyle "kesin çizgilerim vardır; ve 'çifte standart”larım!..bu 'çifte standart' nasıl mı işler?..basit; itham müslüman’a yönelmişse; 'iftira olduğu önyargısından' hareketle çıkarım yola...'kafir'e yönelmişse;.'doğru olabileceği' önyargısından!..evet; benim 'önyargılarım' var!.. ve bu 'önyargılarımı' çok seviyorum!.. " demişti. böylelikle meşhur olmasına müktesebatı değil fakat düzeyi yetmiş oldu. arseven en basit tabiriyle kendinden olmayanı göz göre göre mahkum etmekten zevk alabileceğini ima etti o yazısında. büyük bir zevkle "önyargılarımı çok seviyorum" diyerek ilginç bir patolojik durumdan muzdarip olduğunu da ilan etmiş oldu.
    http://www.haksozhaber.net/…icle_detail.php?id=7292

    bu ruh halinin analizine gerek yok. bilmediğimiz bir gerçek değil, faşizmin fitili böyle ateş alıyor. yahudi ve çingene ,yahudi ve çingene olduğu için "suçlu"; kâfir (kendisi bu sıfatı kullanıyor)-allah'ın varlığını ve birliğini inkâr etmiş ya da gayrimüslim olan- itham edilen suçun zaten varsayılan hamili. masumiyet için lazım gelen asgari şartın, yani müminliğin, taşıyıcısı olmak ırza da geçseniz, fukaranın bozuk parasını da develeseniz zâtın önyargısı hasebiyle mahkum olmanızı geciktiriyor yahut külliyen bu vaziyetten yırtmanızı sağlıyor.

    arseven şimdi de ermenilerden özür dileyen gruptan rahatsız ( tam olarak yakıştığı yerde). bir okurunun "savaş şartlarında meydana gelmiş 'tehcir' olayını, bütün bir milleti karalamak için kullananların; 'ermeni' soykırımına tepki gösterip göstermeyecekleri" biçiminde sorduğu , demek istediğini tam ifade edemeyen soruya yine harikulâde imla bilgisiyle cevap veriyor: "hayır göstermezler,ermeni’ye de yahudi’ye de...bunların elebaşı olan 'sorosçu çocukları'; bilhassa yahudileri 'soykırımcılıkla' suçlamalarının, şahsi menfaatleri açısından hiç de olumlu sonuçlar vermeyeceğini bilirler!.."
    http://www.habervaktim.com/…ede_kartel_medyasi.html

    bu haliyle arseven ceza yasasının hiçbir maddesinden yargılanmıyor. din esasına göre saptadığı kategoriler üzerinden nefretini boşaltıyor, göya öznesi meçhul küfürler yağdırıyor, kinaye yoluyla "orospu çocukları" demeye cesaret ediyor. köşesinde sırıtarak huzurla yazmaya devam ediyor. kendisi yıllardır tam kapasite kullanmak istediği kudretten artık muktedir sıfatıyla faydalanıyor.

    ne diyelim? kabul edeceğini düşündüğümüz bir çözüme müracaat edelim, : kendisini allah'a havale edelim. zira şu sıra adaletin ve muhbir vatandaşın ermeniler,vatan hainleri ve benzeri unsurlardan mürekkep daha büyük bir problemle ilgilenmesi gerekiyor olsa gerek.

    not: kelimeleri ve kavramları çift tırnak içine alarak yazıya dökmek, kelimeyi ve kavramı taşıdığı anlamdan, içerdiği hakaretten soyutlamaz. özellikle ırk, etnik köken bildiren ifadeleri tırnak içine almak ise tamamen kıt bir dilbilgisinin kanıtıdır. arseven'e naçizane ikaz...
  • bugünkü yazısında "yedi kat düşmanı bile olsa" türkan saylan'ın haline acıdığını yazmış. şu cümlelerle:

    "ne olursa olsun;
    türkan saylan’a acıdığımı, onun ergenekoncular tarafından istismar edilmesine fena halde üzüldüğümü dile getireceğim!..
    lütfen beni anlayışla karşılayın,
    sirklerdeki maymunların istismarına da üzülür insan.
    bilmem hâlâ var mıdır?
    “ayı” dolaştırırlardı sokak sokak burnunda halka...
    herifin biri asılırdı da halkanın bağlı olduğu zincire, inlerdi zavallı...
    tefle oynatırlardı, oynamazsa okkalı tekme hazırdı!..
    çocuklar büyük bir heyecanla hatta coşkuyla izlerlerdi de, sanki ben çocuk değilmişim gibi üzülürdüm.
    kızardım.
    “ayıcı”yı dövebilecek kadar büyümeyi dilerdim bütün kalbimle!.."

    http://www.habervaktim.com/…oody_turkan_saylan.html

    yazının her yerinden akan insancıllık neredeyse gözlerimi yaşartacak ama mesele o değil. mesele, arseven'in yazısının gerçekten de kendi cenahınca hümanist bulunmuş olması; şöyle ki, bu da yazının hemen altındaki okuyucu yorumu:

    "serdar bey yazılarınızı takip ediyorum ve sizin olaylara ve insanlara diğerlerinden farklı bir bakış açınız olduğunu farketmiştim.bu yazınızın siyasi boyutunu yorumlamayacağım ancak vicdani boyutta ''yaratılanı severim yaratan'dan ötürü'' düsturu ile hareket ettiğinizi görmek beni sevindirdi."

    gerçekten çok yufka yürekli ve merhametli biriymiş arseven, türkan saylan onlara neler neler yapsın, ama o yine de ona "acısın". bunların acımaları buysa...