• insanın karizmasını yerle bir edecek hadise. gülme piç.

    edit: ayak serçe parmağınız sehpaya çarpsın.
  • 70 - 80 li yıllarda bunun olacağını bildikleri için kavuşmayı ağır çekimden alırlar, sağlarına sollarına baka baka yavaşça koşarlar. dikkat etmek lazım.
  • küçük parmağı sehpaya çarpmaktan daha kötü bir durum varsa o da sevgiliye sarılmak için koşarken yere düşmektir.
  • ''sen bana bir adım atsan ben sana koşarken düşerim heyecandan'' sözünün eyleme dönüşmesi hali.
  • okurken bile gülümseten insanlık hali kabusu*
  • (bkz: ay ben gülerim)

    düşerken oluşan surat ifadesini hatırlayıp hatırlayıp gülerim hemde, ben koşarken düşsem yine gülerim, gülmekten toparlanıp kalkamam da. rezil oldum lan.
  • bir buna gülünür bir de öfke kusan mesajlarda geçen yazım yanlışı kelimelere.
  • pür mizah örneğidir. gülmeye sebep olan şeyde fiziksel bir aykırılık yoktur. örneğin düşme eylemi fazlasıyla doğaldır ancak gerekli hale uygunsuzluğu oranınca güldürür. sevgiliye doğru koşmak mesafeleri çabucak kat edip maksada vasıl olmayı gereksinir ve bu halin uygunluğu tökezlemekle kesintiye uğrar. dolayısıyla gel de gülme.
  • başıma gelen olaydır.

    bak şimdi, hatırlayınca çok güldüm. eski sevgilimle farklı şehirlerdeyiz. benim yanıma gelmiş. yurdun önünde bankların olduğu yerde oturmuş beni bekliyor. yurdun kapısından çıkmışım, aylardır görmediğim sevgilimi görmüşüm, şöyle koşarak gidip kucaklamazsam işin tüm romantizmi kaçmaz mı? ben de kollarımı açıp koşmaya başladım ama o bankların olduğu bölümün yere yakın mesafeden zincirlerle çevrili olduğunu, o heyecanla olsa gerek, unutmuşum. sonrası malumunuz toprakla kucaklaştım.

    şimdi kahkahalarla gülüyorum ama zamanında ne bozulmuştum. hey gidi gençlik.