• ayrılıktan sonra bütün ortak tanıdıklarımıza benim hakkımda yalan yanlış konuştuğunu öğrendiğim an. onun için ölürüm'den skime kadar yolu var'a saniyenin dörtte birinde geçiş yaptım
  • bir kalbiniz yokmuş gibi davrandığını anladığınız an. böyle bir şeydi sanki tam hatırlamıyorum.
  • aşağıdaki formülle hemencecik hesaplanabilecek bir formüle dökülebilen acı eşiğidir:

    sevilen kişinin sizin için değeri = x
    sevilen kişinin sizi sevme değeri = y
    sonuç=z (saat değerinden)

    x . y = z formül basit.

    y'nin değeri 0 olduğunda, x'in değeri değişmeksizin mutlak "0"*olacaktır. haliyle ondan vazgeçme, onu unutma değeriniz onun aklınızda yer edeceği saati gösterir. o da 0 güne eşittir. yine de birkaç dakika ya da saat onunla geçen zamanları niye boşu boşuna harcadığınızı sorgulayabilirsiniz. ancak bunu uzatırsanız, kendinizi yıpratırsınız, yapmayın.

    x'in değeri 0 olduğunda ise, y'nin değeri değişmeksizin mutlak 0 olacağından, y'nin değerinin büyüklüğüne göre kendinizi sorgulamalısınız. mesela partneriniz 100'lük bir değerdeyken siz kendinizle çarparak onu sıfıra eşitlemişseniz, çok ayıp etmişsinizdir. lütfen kendinize çeki düzen verin, sevilmeyi hak eden bir insan olmak için çaba gösterin ya da sevmeyeceğiniz kimseleri hayatınıza sokarak onların hayatlarını da bok etmeyin. rica ediyorum.

    eğer, x ve y'nin değeri 0'dan farklıysa, örneğin:

    100 üzerinden, x'in değeri 65, y'nin değeri de 42 ise: x.y = 2730/24 = 113.75 gün (3.7 ay)

    yani sevdiğiniz insanı dört aya yakın bir süre içerisinde unutabilirsiniz, unutmalısınız. ama şunu unutmayın: zaman geçtikçe x'in değeri azalacağından, z'nin değeri de azalacaktır. muhtemelen aynı durum y'nin değeri için de aynı olacaktır. o yüzden ilk günden 2730 olarak çıkan değer bir ay sonra hesaplandığında 45 . 22 = 990/24 =41.25 yani 1,5 aya denk gelecektir. ama zaman geçmesine rağmen x ya da y'nin değeri yükseliyorsa muhtemelen insan kendi kendisinin faktöriyelini almaya başlamıştır. bunu virüs gibi de düşünebilirsiniz, o yüzden kendi duygusal durumunuzu sabit tutabilecek ya da sizin duygularınızı bölebilecek değerler bulmalısınız. bu yeni biriyle tanışmak, kendini sanata adamak ya da içinde kaybolacağınız bir kitap olabilir.

    veya daha kısası:

    gamsız olun lan. hem bi siz mi sevip ayrıldınız ya da kavuşamadınız? ayrıca her seferinde daha iyisini bulabiliyorsunuz, ben deneyimledim bunu. henüz varlığından haberdar bile olmadığınız ne kadınlar/erkekler var, daha mutlu olabileceğiniz. mesela ben bugün hiç sevmediğim bir adam tarafından terk edildim, yaklaşık 18 dakika boyunca üzüldüm, sonra "amaan" dedim be, "pek sevmedin, adam da istemedi tabii, normal." olayları öz eleştiri çerçevesinde, gelecekten de umudunuzu kesmeden, geçmişi de güzel anılar olarak hatırlayarak yolunuza devam edin. böyle iks, miks uğraşırsınız ondan sonra.
  • çocuk istemediğimi bildiği halde evlendikten sonra çocuk istemesidir
  • sevmenin mutluluk için yeterli olmadığını fark ettiğin andır. mutsuz olacağını kabullendiğin an vazgeçmek için kendini ikna etmeye başlıyorsun zaten.
  • bir neşet ertaş türküsüyle tuz buz olan eşiktir.
  • sevilenin sevmediginden emin olundugu zaman gerceklesir.
  • yukarda biri 'sevginin gururdan calmaya basladigi an'dir demis; kendi gorusu bir sey demem fakat bana gore sevginin gururdan calmaya basladigi an, vazgecme esigi degil bilakis aska donusme esigidir. gururun yerlerde surunur asiksan, gururun hala varsa asik degilsindir cunku kendini kontrol edebiliyorsan o ask degildir. gurur yoksa, kontrol ortadan kalkmistir; rumi'nin dedigi gibi ve gercek hayatta gozlemledigimiz gibi 'askta rezillik vardir' asik olan rezil olur; asik olmayan kontrollu ve rezillige asla imkan vermeden ilerler veya ayrilir.
  • entel dantel falan sayilmam, kendimide alanım disinda pek bi bok sanmam öncelikle belirtelim bunu.

    bu vazgeçme eşiği iki sekilde tezahür ediyor bende;

    ilki karsidaki kisinin kültürel/eğitim düzeyi dandikse sürekli benim konusmam gerekiyor her mevzuya ben giriyorum ve monoloğa dönüyoruz ve darlanıyorum. (bir sey anlatip bilerek cümleyi paslıyorum ne diyecek diye ve saçmlıyorlar genelde).

    ikincisi ise karsimdaki kisinin cok vır vır yapıp boş konuşan bir tip olduğuna karar vermemle oluşuyor.

    önerim: biraz kültürlenin hanım kızlar.
  • duygularin esit olmadiginin farkedildigi andir.

    evet kosulsuz sevmek diye bir sey yoktur. ask da bir alisveristir ve verilenin karsiligi alinmadigi takdirde biter.

    (yalnizca annelerin çocuklarina duydugu sevgi kosulsuzdur gerisi yalan.)
hesabın var mı? giriş yap