şükela:  tümü | bugün
  • az önce başıma gelen olay.

    dükkanda eşimle otururken dükkanın önünde adamın biri küfür ederek yanındaki genç bir kızı “yürü yürü” diyerek itekliyordu.

    önce taciz ediyor sandım. kız korkuyor ve ağlıyordu. sonra adam kızın kafasına yumruk atmaya başladı. dayanamadım tabii ki. koşarak adamın yanına gittim. adama napıyorsun sen diye bağırdım. adam önce bir afalladı. sonra bana doğru yürümeye “sen kimsin lan” diye bağırmaya başladı.

    eşim ışık hızıyla adamın üstüne atladı. sen sokak ortasında bir kadına vurmaya utanmıyor musun ve sen kimsin benim karımla bu şekilde konuşuyorsun diye. karşı esnaf, dükkandakiler herkes olay yerine geldi. iş iki erkeğin kavgasına döndü.

    adam “sana ne lan kızım o benim” diyince herkes bir kendini geri çekti. kız da eşime küfür etmeye bana bağırmaya başladı. siz kimsiniz siz, ne karışıyorsunuz diye. şok olmuştum. benim suçum sokak ortasında bi adamdan yumruk yemene müdahale etmek mi dedim. bu sefer adam diğerlerinden güç alıp dükkana koşa koşa geldi. taş falan atmaya çalıştı. ben bebekle dükkandaydım.

    olay bir şekilde yatıştırıldı. ben kızın adamın kızı olduğunu bilmiyordum ki bu umrumda değildi.

    olay sonucunda:

    1. tüm esnaf beni kızını döven adama tepki gösterdiğim için yadırgadı. onlara göre durduk yere kocamın başını yakacaktım.

    2. karşı esnaftan adam ısrarla hatalı olduğumu söyledi. peki şimdi eşim beni dükkanda dövseydi siz tepki göstermez miydiniz dedim. tabi ki göstermezdim o senin kocan ve bir insan dayak yiyorsa kesinlikle hak etmiştir dedi. kanım dondu. söylediği şeye o kadar inanıyordu ki.

    3. genç kıza sahip çıkmam en çok genç kızı rahatsız etmişti. gerçekten çok ilginçti. dayak o kadar normalleşmiş ki bu ülkede 20’li yaşlardaki bir genç kız dayağı normal karşılıyordu. ya da sonrasında olacaklardan korkuyordu bilmiyorum.

    4. bunca şeyden sonra başka bir esnaf kadın al bak karıştın da noldu kocanın başını belaya soktun bunlar doğulu toplaşır gelirler dedi. kız kim bilir naptı da dayak yiyor dedi. dayak, bu kadın için de öyle normaldi ki başını belaya sokmaya değmez bir şey diye düşünüyor.

    takdiri siz değerli okur ve yazar arkadaşlarıma bırakıyorum.
  • (bkz: türk aile yapısı)

    tiksiniyorum bu kurumdan, yerin bin dibine batasıca!
  • böyle şeyler sadece türkiyede yaşanmıyor
    müdahale edenlere teşekkür ediyorum ama malesef evde daha neler dönüyordur
    sokakta biçok kez görüp müdahale edemedim pişmanım
    döven kişiye de adam demezsek sevinirim
  • aynısı 2 ay önce benim de başıma geldi. dükkanın önünde arabada çocuk kızı dövüyordu. hemen koştum cama vurdum sertçe. çocuk kapıyı açıp çıktı, utanmıyor musun lan kızı dövmeye dediğim an sanane o benim karım dedi. ben daha fazla üstüne gidip karın da olsa dövemezsin'e bağlıyordum ki konuyu çevre esnaf gelip, karı koca arasına girme, döver de sever de diyerek beni olay yerinden uzaklaştırdı.

    bu zamanda hala bu kafa yapısı. kabullenemiyorum.
  • keşke gücü yeten biri adamı iyice bir dövse. sana ne lan o benim kızım deyince, kusura bakma kardeş bilemedim deyip bir daha dövseymiş.
  • takdir ettiğim ve cesur harekettir. dayak, geri kalmış arap kültürünün türk milletine cezasıdır. türk töresinde kadına uzanan el kırılır. ana-avrat-bacı farketmez, o el kırılır.

    çözüm olarak ülkeden gitmek değil, insanları arap kültüründen kurtarmak gerekiyor. bunun için de siyaset yapmak, örgütlü olmak, birlik olup dik durmak gerekiyor. bu siyasetin mahsülü olarak gereken yasalar çıksın, bakalım o baba bir daha kızına el kaldırabiliyor mu?
  • geçen gün bir alışveriş merkezinin otoparkında üç yaşındaki ağlayan bebeği tekme tokat döven adama tepki gösterdiğimde annesi olacak cahil de sesini çıkarmadı öyle izledi. adamın bana tepkisi ise sana ne lan oldu. çocuğun korku çığlıkları resmen boğazımı düğümledi.

    şiddet kodlarımızda var ne yazık ki. şiddeti gösterenden çok ona göz yumanlardan nefret ediyorum.
  • belki türkiye’de yaşamayı hak etmeyecek kadar medeni ve duygusal, tahminen çorumlu bir yazarın başına gelmiş üzücü olay.

    sevgili çorum’lu nihal, şu an olayın etkisindesin, bu olayı gördün ve devamını yaşadın, yaptığın müdahale iyilik olacak, seni ve etrafındakilere iyi yerlere taşıyacak sandın ama tam tersi kötülük olarak kabul edildi, üstüne üstlük eşinle tatsız bir olay yaşadın, huzurub da kaçtı. şimdi öyle bir şey olsunki sen iyi bir şey yapmış olasın, yaptığın hareket tam olarak olması gereken en insani ve zorunlu davranış olarak kabul görsün istiyorsun, söylenecek hiçbir şey de şimdiki üzüntü ve hayal kırıklığını geçirmeyecek, yapılabilecek veya yapılmasını istediğin şeyler de kanunlarda yok veya adli vaka olmadığı için uygulanmayacak ama;

    1. esnaf olaya gerçekçi bakmış. olayın duygusal yönü bir kenara bırakılırsa evet gerçekten burası türkiye, ortalık psikopat dolu ve ülkenin çok büyük bir kısmında medeniyet kuralları değil, orman kuralları hakim, bu da böyle bir olayı “kocanın başını belaya sokacaksın’a” götürüyor.

    bu bakış açısının ikinci sebebi de olayın “basit” görülmesi. dayağın değeri medeniyetin seviyesine göre değişir. medeniyetsiz yerlerde dayak çok değerlidir çünkü zeka ve görgü eksik olduğu için en mükemmel çözüm yoludur, e türkiye’nin de medeniyet seviyesi malum, suriye’den hallice, öyle olunca da dayak basit ve sıradan görülüyor, işin içine biraz da “aile kavramı” ekledin mi, sonuç “ bir aile olayına müdahale edilmez” oluyor.

    2. esnaf arkadaşın yorumlarının çok kısa açıklaması için bkz. madde 1. ek olarak şöyle bir detay var: “bir insan dayak yiyorsa kesinlikle hak etmiştir” bir insanın şu cümleyi kurmasına şaşırıyorsun ama burası türkiye, aşağılamak gibi olur mu bilmiyorum ama bu arkadaş da “esnaf” esnaf yani diğer özelliklerinin de ne olduğu aşağı yukarı belli oluyor, celal şengör değilki maksimum medeniyet bekleyesin.

    3. olayın en çok kızı rahatsız etmesi olayın en rahatsız edici boyutu. sebebinin kimi çok etkili kimi az etkili kaynakları var, bence en güçlü ihtimal türk kızlarının babası, abisi, sevgilisi gibi erkeklerin sert hükümdarlıklarından hoşlanması, yani bilinen şekliyle “maço sevmesi”. bi de kendi leblebisi daha az güzelse sırf kıskançlık kaynaklı tepki göstermiş olabilir. ve en akılalmaz yönü, türkiye’yi yiyip bitiren mantık: “benden olanı her durumda koşulsuz şartsız savunmak, benden olmayana da karşı durmak”

    geçmiş olsun..