şükela:  tümü | bugün
  • gülümseterek uyandırır.

    ibrahim tatlıses ile birlikte çiğ köfte fabrikası açmışız koca bir kazan ekmek hamuru yapılanlara benzer şekilde içi boş üretime başlanmamış, asıl absürdlük burdan sonra başlıyo. koruma ordusu ibo ve ben... derken ibo kayboluyo. aramaya başlıyoruz. depoyu su değil boya basmış** (duvar boyası, the wall) ibo boya içinde batıp çıkıyo boğulmak üzere. o boğuladururken rüya sahibi uyanır. ya da rüyanın bu kadarı hatırlanıyodur.

    bu rüya gürüldükten çok kısa bir süre ibrahim tatlıses vuruldu.**
  • havaalani gibi bi yerdeyim. herkes yukari bakiyor. birine yanasip diyorum "noluyor niye bekliyor millet, nereye bakiyor?" eleman dedi ki "allah kendini gosterecekmis birazdan ona bakiyor millet" dedi. nasil ya falan derken goge baktim bi degisiklikler olmaya basladi. bakamadim korkumdan. deli gibi tirstim yuzumu kaldiramiyorum. millet ciglik cigliga. uyandim hemen nabiz tavan. cok absürd bir ruyaydi 5 saniye sursede deli gibi tirsitmistir.
  • evde oturuyorum, zil çalıyor. balkona çıkıp aşağıya bakıyorum ve skoda marka mavi bir pikabın kasasında recai kutan bana bağırıyor. "hadi gel!! atari salonuna gidecez!!" sorgusuz sualsiz aşağı iniyorum, yol boyunca bana tek jetonda cadillac & dinasour nasıl bitirilir onu anlatıyor. dinlemiyorum, ilk bölümde butcher elimize veriyor, recai deliriyor. benim gözüm samurai shodown 2'de, pek takmıyorum onu. öylece ayrılıyoruz... uyanıyorum.
  • recep tayyibin diyarbakırı gözden çıkarttık, orasını verdik gitti kürtlere bize mardin kaldı orayı doğunun paris'i yapacağız diye açıklama yapması
  • rüyamda hem kukum hem de pipim vardı. pipimi koparıp kardeşime emdiriyordum. ve neden erekte olmuyor bu pipi diye kardeşimle şaşırıyorduk. sonra ben pipimi takmak için sokağa çıktım. sokakta genital bölgemdeki delikle çırılçıplak yürüyordum ve pipimi takmaya çalışıyordum. bir musluğun önüne gelince tak diye oturdu yerine.
    işte böyle de bir rüyaydı.
  • gryffindor 'un adı değiştirilerek "aslan yeleliler" olmuştu. lan olum bu ne demeye kalmadan, uyanıp tekrar uyumamdan sonra elimdeki baş parmağımın kenarından elmas ve değerli taşlar çıkmaya başladı. kocaman kocamandı. sonrada 1 kamyon kara üzüm gördüm kocaman kocaman, bide kar yağmıştı deli gibi kayak yapıyoduk. uzun zamandır ilk defa bu kadar çok rüya gördüm, hala kendime gelemedim.
  • renault 12 tsw *ile almanya'ya gitmeye çalışıyordum. üstelik araba eniştemin ve plakası yok nasıl saçma sapan bir ruh halindeysem rüyamda kendisine yunanistan'dan bizi geri çevirmezlerse iyi diyorum sanki torosla ölmeden almanya'ya kadar varabilecekmişim gibi? hayır neden toros onuda anlamadım, neden mercedes veya bmw değil, fakir rüyası ancak bu kadar olabiliyor demekki sozluk*
  • canım salep çekiyor, sokakta bir adamdan salep alıyorum ama tarçını kalmamış, tarçın aramaya başlıyorum. tarçını ararken mesut özil'le karşılaşıyorum, mesut'a tam 2 saat tarçını anlatmaya çalışıyorum, bir türlü anlamıyor herif. 'tamam lan tamam istemiyorum' diyip mesut'un yanından uzaklaşıyorum. bir market görüp içeri dalıyorum, buarada salep hala sıcak(rüya işte). markete girdiğim yer bildiğimiz bakırköy incirli caddesi ama kasiyer kız alman. haydaa al başına belayı almancam yok, tarçın ne ki lan. iki saat reyonların arasında tarçın arıyorum yok yok yok. kafayı yemek üzereyim. 'mına korum tarçının da' diyip tam kapıdan çıkacakken biri geliyor, "buyrun ne aramıştınız" diyor. lan bi seviniyorum ama yok böyle bir sevinme. sanki kaybettiğim çocuğumu bulmuşum. 'abi tarçın arıyorum 5 saat oldu gözünü seveyim ya bul şunu bana' diyorum. 'gel gel burda' diyor. reyonlardan birinin kenarında duran tencerenin kapağını kaldırıp elini içine daldırıyor, bir tutam tarçın alıp bardağın üstüne döküyor. ben böyle mal mal izliyorum. 'bu ne lan, almanya da böyle mi satılıyor tarçın' diyorum. 'ne almanyası oğlum burası uruguay diyor. ne uruguay mı? abi dalga geçme benle az önce mesut'u görüm, kasiyer kız da almandı. gerçi dışarısı bakırköy'dü ama. yiine de almanya gibi burası diyorum. hiç cevap vermiyor. neyse dışarıya çıktım, döpiyesli 2 kadın ve takım elbiseli bir adam(bildiğin beyaz yakalı plaza tipleri) sigara içiyor kapıda. birader ateş var mı dedim, cebimden sigarayı çıkardım. kafam nasıl karışık ama, lan diyorum ben nerdeyim. baktım elimde salep, üstünde tarçın, keyfim yerine geldi. sigaradan bir nefes çektim, tam salepten bir yudum alıcam uyandım.
  • oturduğumuz muhitte bize musallat olan bir kaç sıkıntı tip var. tam olarak kim olduklarını bilemiyoruz ama gelip arabamızı** çalıp kapıya geri bırakıyorlar falan. derken ikinci seferde de arabamızı çalıp geri bırakıyorlar ama bu sefer sağını solunu epey vurmuşlar. ben sinirleniyorum ve arabanın içerisine dalarak delil arıyorum. aradığım delili de buluyorum. astım hastaları için nefes açıcı ve bir de kredi kartı slibi. tam sevinip isme bakacakken uyanıyorum. uyanınca sinirlenip aynı rüyanın devamını görmek için uykuya yatarken yakaladım ama kendimi ama olmadı tabi. bu akşam da uyuyacağım nasıl olsa, yine rüyama girerlerse bu sefer yakalayıp kafa göz girmeyi düşünüyorum. hadi hayırlısı.
  • 3-4 yıldır pek görüşemediğim okul arkadaslarımdan birinin evindeyiz. ikimiz onun odasında öyle bilgisayarda bişeyler karıştırıyoruz. sonra babası geliyo diyo ki "hadi gençler yeter, zamanı geldi artık". "neyin zamanı laan" diye geçiriyorum içimden neyse çağırıyo bizi biz de onun ardından gidiyoruz salona. sonra adam duvardaki bağlamayı indiriyo bana veriyo diyo ki "hadi paristexas". ben de büyülenmiş gibi tamam diyorum. sonra bu ikisi karşımda ki koltuğa oturup o ses türkiye jürisi triplerinde beni izliyolar. ben de çalmaya başlıyorum daha doğrusu çalamamaya. diyorum ki "yok ya olmuyo", onlar da "olur laaan bi daha dene bak" diyorlar. deniyorum "yok ya çalamıyorum" diyorum, "çal lan yaparsın sen" diyolar. 50 defa deniyorum olmuyo. "ya yeter ya bırakın peşimi çalamıyorum ben bağlama hem ben ne anlarım kardeşim" diyorum. "çal çal çal" diye basımın etini yiyolar.

    bu nedir lan? hayır enstrüman çalan adam da değilim. ortaokulda helvacıoğlu flütle birlikte müzik kariyerimi zirvede tamamladım.