şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
4987 entry daha
  • bu başlığı okumayı her ne kadar tırssam da mazoşist bir zevkle seviyorum. benim hikayem vay efendim benim ayağımı hayalet gıdıkladı, vay efendim ben çocukken halka’daki samara’yla kankaydım, vay efendim duvarda kanla yazılmış ölüm yazısı gördüm tarzı değil ama benim hikayemde de o gün hiçbir şey olmadıysa bile doğaüstü bir şeyler oldu bence.

    90’lı yılların başındayız. ben henüz 5 yaşında ninja kaplumbağalar’dan michalengelo olma hayaliyle yanıp tutuşan salak bir çocukken babamın görevi dolayısıyla o zamanlar doğu anadolu’da allah’ın unuttuğu bir ilinin allah’ın daha çok unuttuğu bir ilçesindeyiz. evimizin camından akşamları dağdaki çatışmalarda oluşan mermi izleri seyredilebiliyor sanki kayan bir yıldız izler gibi.

    bir gün babam ilçedeki bir düğüne davet ediliyor. beraber gideceğiz akşam ailecek hazırlanıyoruz. babam hiç huyu olmamasına rağmen bir gömleğini beğenmiyor değiştiriyor, bir kravatının rengi içine sinmiyor değiştiriyor. annem al bunu giy diyor bir şey öneriyor babam ali ağaoğlu gibi “bu değil! bu değil! bu hiç değil” diye reddediyor önerileri ve o akşam evliliklerinde ilk ve son kez annem eeeh yeter diyerek babamdan önce çıkıyor evden benimle beraber. kapının önünde babamı bekliyoruz. babam sanki düğünde etli pilav yemeyecekmişcesine kraliyet düğünü hazırlıklarını nihayet bitirip tek katlı müstakil lojmanımızın kapısını kapatıyor. tabi evden çıkmadan gözden geçirilecekler listesi o güne kadar ve o günden sonraki yaklaşık 30 sene hep annemde olduğu için klasik kontrol soruları soruyor babama.

    - ışığı kapattın mı?
    + evet.
    - ütü fişte değil dimi?
    + hayır değil.
    - anahtarı aldın?
    + ne anahtarı?

    babam o güne kadar evden çıkarken anahtar almamaya o kadar alışmış ki anahtarın icadından habersizmiş gibi soruyor ne anahtarı diye? annem gençliğimin baharında el kadar bebe ile kimsenin haritada bile gösteremeyeceği yerlerde ne işim var benim bu adamla dercesine bakıyor babama. büyükşehirde yaşayanlar için belki de “amaan geç kaldık zaten düğünden sonra çağırırız birini açar” denebilecek basit bir anahtarı içerde unutma olayı bu küçük ve pek de şirin olmayan ilçede amerikan başkanı dahil herkesin devreye sokulması gereken bir durumdu. cep telefonu yok, ev telefonu içerde. babam lojmanda nöbetçi olan polise söylüyor kapıda kaldığımızı, o karakola telsizle aktarıyor. böyle böyle meksika dalgası gibi yayılıyor ve ilçedeki bu işlerden anlayan tek kişi 1.5-2 saat sonra gelebiliyor ve kapıyı açıyor. ben yorulmuşum, annemin düğüne giydiği kıyafetlerle merdivende oturmaktan hevesi kaçmış, babam hay anahtarının allah belasını versin derken düğün yalan oluyor. tam babam çağıranlara ayıp olur ben tek başıma da olsa gitsem mi diye düşünürken nöbetçi polis koşarak yanına geliyor babamın ve ben o küçük yaşımdan aha şimdiki hayvani halime kadar babamın yüzünün aldığı o ifadeyi hala çok net hatırlıyorum. polis gideceğimiz düğünün taranmış olduğunu ve onlarca ölü olabileceğinden bahsediyordu. o gece düğündeki taramada yakın 2 arkadaşını kaybeden babamın, annem ve bana sarılışını ve babamın iyi ki almayı unuttuğu o anahtarı hiç unutmuyorum.
  • ustteki entryi gorunce uzun zamandir dusundugum ama yazmaya usendigim bir nazar animi anlatmak istedim.

    sene 90larin ortalari 14-15 yaslarindayim. yazligimiz olmadigi icin denize girme ihtiyacimizi tarabya plajinda gideriyorduk. tarabyada yol kenarinda girmiyorduk yanlis anlasilmasin tarabya plaji diye bir isletme vardi yan tarafi simdiki big chef restorant. plaj hala duruyor mu bilmiyorum.
    neyse efenim, yine bir gun gitmisiz takiliyoruz, hic unutmam adi tiffany olan yabanci bir kiz cocugu gelmis ailesiyle; beline kadar sapsari saclari olan yasina gore uzun boylu barbi bebegin 10-11 yasindaki hali diyebilecegimiz cok guzel bir kiz. guzelligiyle cana yakinligiyla etrafindakileri kendine hayran birakan bir kiz cocugu. kosturuyor bufeden bisiler aliyor falan ben kiza acayip tutuldum. cok guzel!
    bu mekani bilenler bilecektir, iki katli, yukari cikmak icin kullanilan merdivenler de koccaman tastan yapilmis doner bir merdiven. kizcagiz da ailesiyle o merdivenlerin cok yakininda konuslanmislardi. bir ara zavalli tiffanycik ayakta duruyordu ve ben ona bakakalmisim. bildigin gozum daldi gibi bisi oldu. o an sanki gozumle kalbim arasinda incecik bir elektrik teli varmista gozumden kalbime bir simsek cakar gibi bir sey oldu ve o an kiz tek topugunun ustunde kendi etrafinda donerek kafasini o kocaman tas merdivene yapistirdi. kiz ciyak ciyak, ailesi etraftakiler panik halde, ben silkelendim kendime geldim baktim kizin kafasindan kanlar akiyor. gerisini hatirlamiyorum hastaneye goturduler mi, ne yaptilar ama anladim ki kiza bildigin nazar degdirdim.
    bir kez de kaldirimda yururken onumde yuruyen yine biri cok guzel iki kizdan guzel olani ayni elektrik carpma hissiyle yere dusurmustum.
    gercekten bilerek isteyerek yaptigim bir sey degil. sevgili tiffanycik ve kaldirimda yuruyen diger kurbanim ikinizden de cok ozur dilerim.
    bu ozelligimi farkettikten sonra ne zaman cok guzel bir sey gorsem ya da imrensem hemen masallah derim.
  • sabahları hiç alkol almam, bir gün canım rakı istedi.
    sabahın köründe…
    sonra kendime eziyet etmeyeyim bari azıcık içeyim dedim.çay bardağına azıcık koydum. koyarken de anneannem de alkol problemi vardı ( vefat edeli yıllar oluyor) ona mı benzeyeceğim diye korktum.
    sonra tuvalete girdim.
    tekrar mutfağa rakımı almaya gittim rakı yok.
    evi defalarca aradım, taradım, rakı yok.
    sonra anneannemin bardağı götürdüğünü hissettim ve sordum.
    anneanne rakımı sen aldıysan bana bir işaret ver diye seslendim.
    amanın…
    çöpün içinden çatur çutur sesler geldi.
    canım anneannem beni alkolizmden korumaya geldi.
    e tabi o gün bugün sabahları alkol mü?
    asla…
    takım hala bir bardak eksik.
  • hollanda'dan censored eniştemle, hollandalı margarin adlı karısı ziyarete gelmişti bir gün. yaşım 12 falandır.

    akşam oldu durduk yere ben evin ortasında kocaman bir hayalet gördüm mk. eve sığmıyor boydan ötürü. "boyun fıtığı olacaksın ağabey" dedim, "otur" dedim hayalete. korkuyu bastırayım derken adamı misafir ettim, çay falan istiyor getiriyorum mk. soyut olduğundan, hani içse koltuğa dökülecek anam beni dövecek diye de korkuyorum.

    sonra öğrendim ki it oğlu it eniştemin getirdiği mantarlar kafa yapmış. babam da gelmiş şey diyor "dansöz gibi seni ortada oynattık amın oğlu" diyor şerefsiz. eniştem de alnıma 10 euro yapıştırmış it oğlu it.
1 entry daha

hesabın var mı? giriş yap