şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: bilim nedir)
  • bir sheldon cooper onermesidir. matematikci olarak bende haz uyandirsa da dogru degildir. yillarca sayisalcilarin yuksek egosunun kurbani olmus sosyal bilimlerden biri olan tarih'in nesnellikten uzak bir sekilde ele aliniyor olmasi bilim olmadigini dusunenlerin icin kanit niteligindedir. bilim nesneldir,p ise q onermesindeki gibi 1 ise 0 her zaman sifirdir. yani; bilim=1,nesnellik=1,nesnellik'=0
    bilim ise nesnel degildir = 0 sonucunu verir.
  • ya bilim ya da tarih kavramını anlayamamış geri zekalının önermesidir.

    tarih bilimi; disiplinlerarası nesnel verileri toplar ve bir bütün haline getirerek yansız olarak, neden-sonuç ilişkisi içerisinde sunar.

    senin okuduğun/duyduğun şey yansız değilse, veya neden-sonuç ilişkisi çıkara dayalıysa evet, o bilim değildir bebeğim.
  • tarih metodolojisi tarihin, fizik-matematik gibi bir bilim olduğunu ispatlamaya çalışmaz. bilmiyorsunuz, götünüzden element uydurmayın bari. pozitif bilimlerle sosyal bilimler ayrımını daha yapamıyorsanız ne diyelim. sizin o dediğinizi iki yüzyıl önce ranke yapmıştı. gündemi çok geriden takip ediyosunuz herhalde.

    yanlış ifadedir. tarih bir bilimdir. her bilimi "pozitif" bilimlerle karıştırmayın arkadaşım.
  • ``tarih bilim değildir. bilimin de üstünde bir şeydir``. `emil droysen`

    `tarih hayatın öğretmenidir` `cicero`
  • bunu söyleyen temel bilimcilere şöyle bir soru sorarak kısa devre yaptırabilirsiniz; bilim tarihi temel bilimlerle uğraşan bilim insanlarının alanına mı girer? buna hayır demeye yanaşmıyorlar, çünkü uzmanı oldukları alanda geçmişten günümüze gerçekleştirilen bütün gelişmelerde de kendilerini söz sahibi görüyorlar. örneğin her fizikçi kendini fizik tarihi uzmanı sayıyor. ama evet demeye de yanaşmıyorlar, çünkü bilim tarihi de olsa tarih sonuçta, onun temel bilimlerden farklı olduğunu görüyorlar. bilim felsefesinin fiziği de ilgilendiren tezlerinden bahsettiğinizde sen fizikçi değilsin, o öyle değil demeye meyilli oluyorlar. ama mesele şu ki, fizikçilerin uzmanlık alanı bugün yapılan fiziktir, fiziğin tarihteki gelişimi veya bilim kuramları değil. fizik tarihi yalnızca bugünkü fiziğe etkisi bakımından konuları olabilir. elbette fizik tarihi ile ilgilenecek kişi fizik hakkında bilgi sahibi olmalıdır, ancak bu yeterli değildir. bilim tarihi, bilim felsefesi ile iç içe geçmiş bir disiplindir ve bilim felsefesi, bilim kuramları bilim değildir. bu nedenle temel bilimle uğraşan bilim insanlarının uzmanlık alanı değildir.

    aynı şekilde tarih de sosyoloji, felsefe, siyaset bilimi, politik ekonomi, psikoloji, antropoloji... ile iç içe bir disiplindir ve bütün bu alanlardaki farklı kuramlar kadar farklı yöntemler benimseyebilir. buna karşılık ortaya attığı her iddiayı bilimsel yöntemlerle geliştirme ve savunma zorunluluğu olduğundan bir bilimdir. bir bilimsel disiplin için farklı yöntemlerin mümkün olması onun bilim olmasına engel değildir. engel olduğunu düşünmenin nedeni en başta bilim hakkında hatalı bir algıya sahip olmaktır. çünkü bilimin kendisi dışında hiçbir şeyden etkilenmeyecek kadar nesnel olduğu iddiasına bugün her ciddi akademik ortamda gülerler. hala 150 yıl öncesinin pozitivizmiyle düşünen, bilimin bundan ibaret olduğunu sananlar en fazla naif olabilirler, ki bilen bilir, bu konularda bir görüşe naif demek, "sen bu işi bilmiyorsun, git de kumda oyna" demektir.
  • bilim olduğunu iddia eden arkadaşların en ufak bilimsel bir çalışması olmaması, tarihin sadece bir disiplin olarak kabul edilebileceği anlamına geldiğini savunan kafayı yaşamak isteyip istemediğimi bana düşündüren hadise.
    evet var aha burda deyince açıp okunacak mı ?
    toplumumuzun tarihe gösterdiği reaksiyon acınası. bizansı lanetliyoruz ve bunu yaparken üzerine kurduğumuz bizansın devlet sistemini benimsememize rağmen, onun yarısı kadar ömrü olan bir osmanlı inşa edebiliyoruz. ancak bu kadar. ne üniversitede doçlar, proflar bunlardan bahsediyor, ne de televizyondaki harem ağaları..
    osmanlı gazımız şimdi indi mi ? indi.
    bilimi destekleyen en önemli öğe 'açlıktır'. ama bizim insanımızın açlığı bilime dair değil, genellikle maddiyata açız. bu sadece tarih için de geçerli değil. üzerine kurulduğumuz coğrafyadan geçen devletlerin nelerle karşılaştığını, tarih yazıcılarının neler anlattığını hadi bunları geçtim, esnafların, seyyahların hatıratlarını eğer okursanız, şu an günümüzde karşılaştığımız hiç bir şeye -istisnasız- şaşırmazsınız.
    ışid ? pkk ? balkanlar ? kafkasya ? kırım ? veba salgınları ?
    hepsinin bir karşılığını bulabilirsiniz tarihte. hiç bir şey yeni değil, birbirinin türevinden ibaret. tank, kaplumbağanın mekaniği.. en şaşılası mı desem, ne desem, devlet adamlarımız tarihe bu denli hakim olsalardı dünyanın en zengin, güçlü, yaşam kalitesi yüksek ülkesinde yaşıyor olurduk. hemde ortadoğuda!
    sadece osmanlının hatalarını yapmadan dahi bu seviyeye gelebilirdik.
    ama gereğini siz yapmazsanız, tarih yapar.
    böyle bir bilimdir tarih. lütfen 'sosyal bilimler kakağ' falan algısından çıkın. açın tarihi okuyun.
    hiçbirşeye şaşırmamak çok sıkıcı olsa da, insana uğraştığı bilim adına öyle bir açlık sunuyor ki, bir ömrüm daha olsa muhtemelen yine 'corpus iuris civilis'i okur, yine ağzım açık kalırdım.
  • bilimselliğini kaynak gösteriminden değil, sistematik olmasından alan sosyal bilimdir. hatta sosyal ilimlerin anasıdır. (tabii sadece anası olması, bilim olduğu anlamına gelmiyor)

    örneğin a konusu araştırılmaya başlandığından konu hakkında ne kadar "kaynak" taranırsa, ortaya çıkacak ürünün bilimsel değeri o kadar artar. tek kaynak ile yapılmaya çalışılan tarih elbette bilim olamaz. bu eserler kahve dedikodusunun, makale ya da kitap olarak yayınlanmış hali olur ancak. bu bakımdan biri "osmanlı tarihi" ile ilgili bir şey yazacaksa en az 4 dil bilmeli.

    tarih biliminin pek çok alt dalı olduğu gibi, etkileşim de olduğu da pek çok bilim dalı vardır. bu bilim alanları "sokaktaki insan" tarafından "ben de biliyorum canım bunları, şu şöyle, bu böyle" denecek kadar popüler olmadığı için ve bu dallar hakkında konuşmak (boş konuşmak) tarih konuşmak kadar kolay? olmadığı için, söz konusu bilim dalları hakkında "bilimsellik" tartışmasına da gerek duyulmuyor. ama herkes tarih bildiği için tarih sadece dedikodular bütünü oluyor.

    bir dergi de bir adam köşe yazıyor. köşenin adını "gayri meşru tarih" koyuyor. şimdi bunu gerçekten tarih sananlar "tarih bilim midir?" diye haliyle şüpheye düşüyor. adamın bilim gibi, insanlığa fayda gibi bir derdi yok ki. ancak ülkesinin geçmişini "tarih ile yüzleşme" adı altında uyduruktan kötülesin. "...yeniçeri ocağının bozulmaya başladığı ııı. selim döneminde (1789-1807) ve sonrasında..." e bu bilim değil tabii. kronoloji verince tarih olmuyor o canım benim. yeniçeri ne? bozulma ne? lise tarih kitabı okumuş insan bile o "sözde bozulma"nın çok daha önceden başladığını bilir.

    "geçmiş"i konu alan her yazı tarih değildir. geçmişi sistematik olarak, daha doğrusu metotlu olarak incelediğinizde ortaya çıkan sonuçtur.

    özet: cahiller için bilim değildir.