şükela:  tümü | bugün
  • aldığım duyumlara göre sims 3 için ilk ek paketin adı. bu da demek oluyor ki, ea beni kırmadı en kısa sürede kolları sıvadı ki "bi bakalım sims 3 oynasın, sözünde duruyor bari kızı daha çok bekletmeyelim" diye düşünmüş olmalı. yoksa kazanılacak onca paranını lafı bile olmaz, burada hatırım mezvzu bahisken! (bkz: kendi kendine gelin güvey olmak)
  • the sims 3'nin kasım'da çıkacağı söylenen ilk eklenti paketi. oyuna çin, mısır ve fransa katılıyormuş bu paketle. sim'ler ülke ülke gezmenin yanında hazine de arayabilecek, yeni beceriler edinebilecekmiş. yeni giysi ve eşyalar da vardır heralde. bir de fotoğrafçılık kariyeri geliyormuş. güzel olacak gibi ama ilk paket olarak böyle bir içerik gerekli miydi bilmiyorum. neyse ki başka değişiklikler için önümüzde bir sürü paket var şüphesiz.
  • http://www.thesims3.com/game/ep1/screenshots
    http://www.youtube.com/watch?v=72jfv-xhypc

    oha dedirten görüntüler için tıklayınız susercılığı yapmaya iten, sims 3'ün ilk eklenti paketi.
  • görüntülere bakınca daha çok bir rpg oyununu andıran ek paket.
  • ortamlardadır.
  • aynı the sims 3 gibi, bu oyunun fiyatı da avrupa ve amerika fiyatından daha düşük bir fiyatta ülkemizde satılmaktadır. hala nedenini çözemedim ve çok merak etmekteyim. aral'a mail atmayı düşünüyorum.

    karşılaştırma için:
    the sims 3 amerika fiyatı: 50$=75 tl
    the sims 3 avrupa fiyatı: 33£=82 tl
    the sims 3 türkiye fiyatı: 60 tl

    the sims 3 wa amerika fiyatı: 40$=60 tl
    the sims 3 wa avrupa fiyatı: 28£=70 tl
    the sims 3 wa türkiye fiyatı: 50 tl
  • bir sim bir mezari kesfetti mi, baska bir sim hic zahmet cekmeden, sadece ganimetleri topladigindan cok eglencesi kalmayan bir ek paket olmus. ama yapilacak cok is olmasindan oturu vakit harcatiyor o ayri.
  • bugün ovi'den cep telefonuma ücretsiz olarak indirdiğim oyun. çok beğendim. kadın bir karakter yarattım. bu karakterin özelliklerini belirledim, acayip yavşak ve flörtöz bir tip oldu bu. hem erkeklerle flört ediyor, hem kadınlarla. evlendirdim, eşine ek olarak iki erkek arkadaşı (date ve partner olarak) ve bir de kadın arkadaşı oldu!!! eşinin yanında başka erkekle şakalaşıyor, öpüşüyor, falan filan.

    en eğlenceli kısmı şuydu. karakterlerimin uykusu geliyor. benim kadın karakterin kocası ve erkek arkadaşı aynı yatakta uyuyorlar ve medeni bir şekilde, kavga falan etmiyorlar. bizim hatun kişi canı sıkılınca kocasına sormadan atlayıp çin'e, mısır'a gidiyor. üstelik koca mısırlı :)) erkek arkadaşlardan biri joshua, hatun arkadaş yasmine, bir tane de çinli erkek arkadaş vardı yanlış hatırlamıyorsam.

    oyunun müptelası oldum resmen! yalnız, sevişme ile ilgili komutlar olsa daha güzel olurdu. benim hatun kişi, kocasının yanında öteki herifle yiyişiyor, sonra kocası sinirleniyor, kocasını iki öpüp koklayınca kocasının siniri geçiyor. gerçek hayata uyarlanabilse keşke :))

    oyunun bir iyi tarafı: karakterim, arkadaşlarıyla aynı zamanda aşk da yaşayabiliyor. aşk göstergesi de arkadaşlık göstergesi de belli seviyeye kadar dolu görünüyor. aynı anda çok yakın arkadaş ve flört olunmuyor, ama sıradan arkadaşlarla flört edilebiliyor. süper!

    edit: anlatım bozukluğu
  • başından kalkamadığım, gecemi gündüzümü işgal eden oyun. şöyle ki, yatağın içine gömülmüş vaziyetteyken, gözlerim uykudan kıç kadar kalmışken, alıyorum elime telefonumu, pıtpıtpıtpıt yönetiyorum karakterciklerimi. çok şekerler!

    veee, gerçek hayatta ancak mormon'larda ve gösteri sanatları alanında yedi kocalı hürmüz'de gerçek olabilen çok eşlilik benim oyunumda gerçek oldu! yani, ben yaptım oldu! yedi kocalı hürmüz'cüğümü fingirdetip duruyorum boyuna.

    * * * * *

    mısır seyahatim sırasında sameer'le yiyişmiştik, o yüzden sameer'in eski kız arkadaşı mia bana çok gıcık olmuştu. erkek kıtlığında sameer ile bir süre takıldık, sonra kendimi garantiye almak ve yalnız kalmamak için bunu evime taşınmaya davet ettim, ev arkadaşı olduk, işte biz sonra nişanlandık ve evlendik. evlendiğimizde, joshua ile hala uzatmalı sevgiliyiz. erkek arkadaşım joshua ile eşim sameer birbirini pek de kıskanamadılar, çünkü biri kıskansa hemen öpüyorum cilve yapıyorum, öbürü kıskansa ona yazıyorum.

    neyse, sameer ile ilgi alanlarımızın uyuşmadığını fark ettim. halbuki çok mülayim bir adamdı, kuzu gibiydi, yönetiyordum onu. dünyadan ve bilgelikten felsefeden söz ettiğimde sıkılıyordu. onun kapasitesi ve birikimi yetmiyor. ayrıca, tuvalete ayakta işiyordu, hiç sevmediğim şey. tuvalet ve banyo sürekli kirleniyordu, ben temizliyordum. televizyonu ve buzdolabını bozup duruyordu. salak işte nolcak. kırk kere söyledim, kafa basmıyor.

    sameer'i küçük düşürmeye ve kendimden soğutmaya karar verdim. erkek dırdırı çekemiyordum artık. "oraya niye gittin, bununla neden öpüştün, bizim yatağımıza başka erkekleri ve kadınları niye soktun ..." eeeh, yeter artık be! sameer'i önce boşadım, sonra da evimden kovdum. sameer'in eski kız arkadaşı mia bana gıcıktı ya, mısır'a gidip onunla arayı düzelttim ve arkadaş olduk. oh be!

    karşı komşularım lucie ve simon aynı evde yaşayan bir çift idi. evli miydiler, değil miydiler, bilmiyorum. simon'u ayarttım, sevgili olduk, nişanlandık, ve sonunda evlendik. simon, kafeterya işletmecisi. simon ile lucie aynı evde kalırlarken evlendik, simon ile lucie evi ayırma gereği duymadılar. nasıl olsa karşımda oturuyorlar, kapıyı çalmadan girerim (lucie de en yakın arkadaşım) sevişip evime geri dönerim.

    simon ile evlendiğimde, joshua ile henüz evlenmemiştik. nişanlıydık ve aynı evde yaşıyorduk. joshua ile de evleneyim dedim. geceleri simon lucie ile uyurken ben yalnız uyumak istemiyordum. bu arada, iş yerime yakın oturan anya isimli hatunla yakınlaştık, onunla işte birkaç gün birlikte yaşayınca nişanlandık. ara sıra evime geliyor, bazen hoşgeldin diyip biraz yiyişiyorum, bazen umursamıyorum.

    sameer'den boşandıktan sonra bir süre daha ev arkadaşı olarak yaşadık. biraz ayartayım dedim, her dediğimden ve her yaptığımdan alınıyor. çekemem öylesini. tam ben televizyon izleyecekken bu geliyor başına oturuyor. olmaz ama. önce ben, sonra sen. üstünlüğümü kabul etmen gerekiyordu sameer. yanlış yaptın. hoş, doğru yapsan da senden boşanacaktım, çünkü hayatım rutine bağlamıştı. sıkıldım açıkçası. aynı erkekle birkaç yıldan fazla evli kalınmıyor şekerim.

    amerikalı bir düşman edindim, adı michael. flört edeyim dedim, uyuz oldu, ben de bununla kavga ettim, herkesin ortasına aşağıladım ve suratına birkaç tane patlattım. kulaklarından siyah dumanlar çıkmaya başladı falan. amerika'da biraz ticaret öğreneyim dedim, onun da uzmanı oldum. herkese hava atıyorum falan.

    fransa'da yemek pişirme dersleri aldım, yeni yemek tarifleri öğrendim. malzemeleri nerde satılıyor bilemiyorum, her yemeği pişiremedim daha. bordeaux şarabı falan aldım. fransa'da da jean-pierre'i ayartmaya çalışacağım, yeni stratejim o.

    çin'de yabancı dil kurslarına katıldım, 4 kur gittim sanırım. dersin hocası da çok kaprisli, 2 kurdan sonra yoruluyor. mısır'da da arkeolojik kazı alanında uzmanlaştım. gelene geçene hava basıyorum, mia salağını da arkeolojik kazı deneyimlerim sayesinde kafaladım.

    * * * * *

    yani, demem o ki, bu oyun manyak. aynı anda 3 kişiyle nişanlı ve bir kişiyle evli olabiliyorum. bir eksiği var, aynı anda sadece 2 kişi bir evi paylaşabiliyorlar. bütün eşlerimi ve nişanlılarımı eve getirip birbirleriyle seviştirebilsem süper olurdu. komün halinde yaşar giderdik.
  • paris'e gidip eyfel kulesini göremediğiniz oyun.

    (bkz: ne anladım ben bu işten)