şükela:  tümü | bugün
  • yüzlerce insanın hayatından 6 yıl çalıp, 6 yılda iyi doktor, iyiyi de geçtim orta seviyede doktor yetiştirememe durumu.
    ücra bir yerde rahatsızlandığınızda bulabileceğiniz tek doktor muhtemelen fakülteden mezun olalı 1 yılı geçmemiş, klinik tecrübesi(!) olmayan bir doktorcuk. veya rahatsızlandınız ambulans çağırdınız gelen ve ilk müdahaleyi yapan yeni mezun doktor.
    yeni mezun doktor deyince her şeyi yeni görmüş ve bilgileri sıcak diye düşünmemiz lazım, ancak tıp böyle değil, klinik tecrübe ve sürekli okuma gerektiren bir meslek.
    esasında yeni mezun doktorların bu klinik tecrübe yetersizliği nereden geliyor dersiniz? son yılında servislere, polikliniklere dağıtılan bu doktor adaylarına doktorluk harici her şey yaptırılıp, bir tek doktorluk yaptırılmıyor. 2 ay sonra devlet hastanesinde hasta bakmaya başlayacak olan adama bilfiil sekreterlik ve hemşirelik yaptırılıyor. sonra aylarca hastaya dokundurulmuyor, muayene ettirilmiyor ve tedavisini düzenlemesine izin verilmiyor? sebep? fakültelerdeki sekreter ve hemşire yetersizliği? sekreterlik yapan olmayınca hastaların akşam 5'e yetişmemesi? hocaların dışarıdaki hastayı ve yeni doktoru önemsememesi? orası muamma.

    özetle; hayatımız tehlikede.
  • nasıl ki mühendis, mimar, avukat ya da öğretmen mesleğinin inceliklerini sahada öğreniyorsa doktorluk mesleği de sahada öğrenilmektedir. kişi kendisini geliştirmek istedikten sonra gerçek fakülteler sahadır.
  • hipovolemik şoka olay yerinde saatlerce kalp masajı yapmamak gerektiğini; hastayı alıp, en kısa süre içinde, uygun müdahale ile en uygun merkeze nakil gerektiğini öğretemeyen eğitimdir.

    ateşli silah yaralanması, delici kesici alet yaralanması, trafik kazası veya yüksekten düşme gibi künt travmalar sonrası saatlerce olay yerinde kalp masajı yapan sağlık ekiplerini okudukça çıldırtan eğitimdir.

    hasta bu tarz yaralanmalarda hipovolemik şoktan hayatını kaybeder yani sadece kanamaya bağlı kaybedilir. solunum ve kalbi hipovolemiden, kan kaybından durur. olay yerinde ilk karşılaşınca ileri yaşam desteği denen kalp masajı, iv damar yolu ve ilaç tedavisi devamında kalp masajının uzatılması anlamsızdır. kurşunlanan veya bıçaklanan hasta bir arabanın arka koltuğunda olabilir veya ambulansta müdahale edilerek uygun merkeze en kısa süre içinde nakledilmelidir. kalp masajı, solunum için entübasyon ve sadece gerekli ilaçlar için damar yolu açılmalı vakit kaybedilmemelidir.

    hele bilinci açıksa hiç durmadan bir araca atılmalı uygun cerrahinin uygulanabileceği bir merkeze götürülmelidir.

    hipovolemik şoka giren kurşunlanma hastalarında yaşama döndürecek tek müdahale cerrahi müdahaledir. acilde bekletilmesi, acil serviste iv serum tedavisi bile tartışmalıdır. hastanın olay yerinden kat edilecek mesafeye göre bu olayda anlamsızdır.

    onlarca olaya medya da tanık oluyorum, inanılmaz. olay yerinden birkaç km uzaklıkta bir hastane var. ulaşım süresi ve ameliyathanede torakotomi ve laparatomi ile direkt kardiyak ve abdomene müdahale için fırsat varken olay yerinde resüsitasyon tercih ediliyor.

    ileri yaşam desteği ve temel yaşam desteği halen tıpta tartışmalıdır. hastane yakın olan vakalarda temel yaşam desteği yeterlidir. olay yerinde iv mai başlamak, katater yerleştirmek(makalelerde ortalama 4 dk sürdüğü belirtilmekte), serum(mai) verip tansiyonu yükseltip kanamayı artırmak yanlıştır. 30 dakika üzerinde ulaşımda iv serum tedavisinin faydası vardır. yoksa mayi santral yoldan değilde periferden verilince yetersiz kalmakta ve pıhtılaşma faktörlerinin kaybı ve gereksiz tansiyon artışına yol açmaktadır.

    düşük tansiyon basınçlı resüsitasyon (hipotansif resüsitasyon) denenmelidir. uygun hemostaz (cerrahi hemostaz) sağlanmadan tansiyonu yükseltmek pıhtıları ve vazokonstrüksiyonu ortadan kaldırıp kanamayı artıracak... pıhtılaşma için kritik faktörlerin kaybına yol açacaktır.

    yolda veya herhangi bir yerde(umarım karşılaşmazsınız) karşınıza çıkan bıçaklanma veya kurşunlanmada yapacağınız tek şey kanama yerine kuvvetli basınç uygulamak hastayı en yakın acile ulaştırmaktır. solunumu durmuş veya kalbi durmuş hastaya gerekli resüsitasyon yolda uygulanmalıdır. kurşunlanmış bir hasta sadece kalp masajı ile geri dönmez... dönemez... her kalbe bastığınızda kanamayı devam ettirirsiniz mecburen ama tek kurtarıcı müdahale cerrahidir.

    ayrıca bir örnek olarak yıllar öncesinin bir terör saldırısında şu an hdp milletvekili olan bir kişi en yakın acile götürülmüştü. acile ulaştığında tansiyonu alınamamakta ve kalbi durmuştu. ve bu sırada burada bulunan cerrahi ekipçe direkt torakotomi ile kalbine müdahale edilerek kurtarılmıştır. kalbinden sıvı tedavisi başlanmış ve kanama odakları durdurulmuştur. vakit kaybedilmemiştir.

    okuyorsun polis memuru vurulmuş yaralanmış olay yerinde saatlerce kalp masajı yapmak sadece kaçınılmazı yaklaştırmaktır. vatandaş yaralanmış olay yerinde kalp masajı yapılıyor saatlerce. dönme ihtimali sıfır.

    kalp krizine yaklaşım ile hipovolemik şoka yol açan yaralanmalara yaklaşım arasındaki farkı bilmeyen sağlıkçıları ortalığa saçan tıp eğitimidir.

    olay yerindeki kalp masajını kim anlattı kime anlattı nasıl oldu bilmiyorum ama yuh diyorum artık yuh. insanı haber okumaktan soğuttunuz. mal değneği medya da güzelleme yapar bu hataya...

    edit: ben de mal değneğiyim bu ne lan. başlığı açtığım anda istanbul'da patlama haberleri geldi. istanbul'daki sağlıkçı arkadaşlara kolay gelsin.
  • farenjitin yutak enfeksiyonu olduğunu bilmeyen doktor yetiştirir. wikipedia kapandı ama orada bile yazıyordu, bunu bilmek için doktor olmak gerekmiyor. bu tipler nasıl mezun oluyorlar, anlamıyorum.
    dalga geçiyor sandım başta, baktım değil. sabah sabah şok yaşatan tam bir rezalet.

    taze mezun olup, özellikle acillerde doktor olanlara biraz kbb çalışmalarını öneriyorum.

    edit : sabahın altısında 38 derece ateşle uyandığım için, acile götürüldüm. ister inanın ister inanmayın, sırada hiç kimse yoktu ve gider gitmez muayene oldum, hatta benden sonra da yalnızca bir hasta geldi. ateş 38 olunca kbb doktorunun gelmesini-randevusunu bekleyemeyeceğimden acile gitmeyi kabul ettim.

    kronik farenjit olduğumdan dolayı yaklaşık 3 ayda bir kbb'ye giderim. ben doktordan bir kbb uzmanı gibi tedavi beklemiyordum zaten ama farenjitin enfeksiyon olduğunu bilmeyip, ısrarla tahlil yapmak istememesi asıl sorun. tahlil yapar, değerlerde sorun yok der gönderir, ayrı mesele. çok antibiyotik yazdığı için kulakları çekiliyor diye kendine kökten çözüm getirmiş sanırım.

    ayrıca sevgili doktorum taze mezun. eğer 2016 mezunu pratisyen için mesleki deformasyondan bahsedeceksek, uzmanları direkt terapiye alalım o zaman.

    son olarak, cahillikle suçlayan sevgili suserlerin hangi bilgiyi yanlış girdiğimi entry olarak yazıp bilgiyi düzeltirlerse, hep birlikte öğrenmiş oluruz.

    edit 2: 38 derece ateşle ve üst solunum yolu enfeksiyonuyla pazar günü acile gitmeyip de nereye gitseydik acaba? size bu durumda gelenleri geri çeviriyorsanız, kusura bakmayın ama siz olmamışsınız. geri çevrilmediğim için şükretmeliymişim bir de...yazık sizin gibilerin eline düşenlerin. umarım pratikte de burada konuştuğunuz gibi davranıyorsunuzdur ve bir gün benim gibi bir hastaya denk gelirsiniz, burada konuştuğunuz gibi davranır, geri çevirirsiniz. ama merak etmeyin, sizinle bizzat muhattap olmam. önce bütün şikayet birimlerini tüketirim, sonra hukuki yollara giderim.

    cevaben yazılmış paragrafın özeti; "son olarak tahlille karar vermiyoruz, çünkü gözümüzle enfeksiyonun bakteriyel ya da viral olup olmadığını anlayabiliyoruz." cevabıyla entry'mdeki meseleyi destekleyen, doktor veya doktor adayları başlığın anlamını ve önemini göstermiş. ellerine sağlık. karşısında halsizlikten kırgınlıktan yığılıyorum, ne beni ne boğazımı görmüyor, hemşirin ateşin "38 derece"dediğini de duymuyor. duyularda sorun varsa demek ki...

    ayrıca saygı karşılıklıdır, doktor hastasına; hasta da doktora saygılı olmalıdır.

    bu arada sonucu bilmek istersiniz belki, akşamleyin ateşim en son 39'a çıktığı ve nurofen dozumu da doldurduğum için tekrar başka bir acile gittik. hemen bir iğne yapıldı. şimdi klindan isminde iğnelerim var. sabah 10, akşam 10 vuruluyorum.

    keşke direkt taaruza geçmeden önce biraz tarafsız olsanız... bu kadar çirkin, saldırgan entrylerle kendinizi rezil etmezsiniz. size ilk entrymin başında adamın bana "farenjit enfeksiyon mu?" deyip yüzüme aval aval baktığından bahsediyorum. bu cümleyi kurdu yahu. daha fazlasını konuşmak bile gereksiz.

    ayrıca yine kendi kendime doktorluk yapayım; kusura bakmayınız tekrar ediyorum ama, orada hemşir ateşimi ölçtüğünde de, 38 derece çıkmıştı. bunun üzerine insan bir ateş düşürücü iğne yazar. işte tam olarak bu yüzden, acillere düşmemek için kendi kendime zencefil, adaçayı, bal vs. alternatif arayışlarımı, tavsiyelerimi paylaşmıştım ama siz koca karı ilacı olarak görmeye devam edin. bir de üşenmeyip entry'lerimi inceleyeceğinize bir sonraki tusa kadar sıkı çalışın, tabii fakülte bittiyse. bu arada akademisyenim. akademik teşvik, proje falan şükür iyi kazanıyorum, öğrencilere de ego kusup danıştıkları konularda geri çevirmiyorum.

    başlıkta emeği geçen herkese başarılar.
  • bildiğimiz düz "üsye" ile acile koşan, acil müdahale edilmesi gerekmeyen bir hasta olmasına rağmen acil servisten geri çevrilmemesine şükredeceğine doktorun yaptığı tedaviyi beğenmeyen, bir de utanmadan koskoca bir tıp fakültesini gelip ekşi sözlükte gömmeye çalışan google doktorları tarafından ahkam kesilecek konu değildir.

    tıp fakültelerinde verilen eğitimin kalitesinin özellikle son birkaç yılda iyice düştüğünü defalarca ben de söyledim ama kendini bilinçli sanan, iki tane etken madde bir tane laboratuvar testi öğrenince bu işin eğitimini almış adamlara işini tarif etmeye çalışan kara cahillere de yedirmeyiz doktorlarımızı. bir de yeni mezun olup acillerde çalışanlara kbb çalışmalarını öneriyormuş.
    biraz daha google araması yaparsa tıp fakültesi diploması verecekler sanıyor galiba bu kompleksli arkadaş.

    böyle hadsizlerle karşılaşan doktorlara tavsiyem; o meşhur doktor egosunu bu arkadaşlara öyle bir hissettirin ki eve gittiklerinde sinirden sataşacak yer arasınlar. "ah keşke şunu da söyleseydim, ah keşke şöyle yapsaydım" diye kafalarında kurup dursunlar. sonra gelip ekşi sözlükte entry girerek rahatlamaya çalışsınlar. böyle insanların anlayacakları dil tam olarak bu.

    edit: tahlille kafayı bozmuş şimdi de aynı "bilinçli" arkadaşımız. genelde böyle olurlar zaten. ya tahlille ya antibiyotikle kafayı bozarlar. hadi diyelim ki kronik farenjit gibi gereksiz bir sebeple başvurduğun acil serviste doktor tahlil yaptı. bir bakacak ki crp yüksek. allah allah inflamasyonun olduğu bir yerde crp'nin yükselmesi ne kadar da şaşırtıcı. lökositoz var. bak sen. nasıl olur? hiç de beklediğimiz bir şey değil aslında. sonuç olarak bütün bunlara bakarak karar verecek olan doktor muayenesinde gördüğü enfeksiyonun görüntüsünü, oluşturduğu semptomları değerlendirip bakteriyel bir şeye benzetemediyse yine nurofen yazacaktı sevgili google doktoru, sözde bilinçli, kompleksli arkadaşım.

    sen iyisi mi ekşi sözlükte kocakarı ilacı paylaşmaya devam et.
    (bkz: #67811360)
    (bkz: #67777647)
    (bkz: #67274467)
    doktor değilsen doktorluk yapmaya kalkma, haddini aşma. ha ben illa ki doktorluk yapacağım diyorsan, bu sene tren kaçtı. şimdiden çalışmaya başla seneye ygs, lys falan derken belki bir tıp fakültesine girersin. hiç kalmadan bitirirsen toplamda 7 yıl sonra yaparsın doktorluğunu.

    akademisyen arkadaşımızın tus'a iyi çalışın tavsiyesine yönelik edit: öncelikle akademisyen olup iyi para kazanmanızın konu ile ne ilgisi olduğunu anlayamadım. alakasız bir bölümde akademisyen olup, maddi durumu iyi olan herkes kendini doktor olarak görebilir demeye getiriyorsunuz galiba. öğrencilerinize de bunları öğretmiyorsunuzdur umarım. tus'a gelecek olursak; girdiğim ilk tus'ta derece yaptım ve şu an izmir'de radyoloji asistanı olarak çalışıyorum. entry'de bahsettiğim sizin gibi sözde bilinçli cahil topluluğundan kaçmanın alternatif bir yolu olduğu için radyoloji en yüksek puanlı bölümlerden biridir. küçük bir araştırmayla bu bilgiye ulaşabilirsiniz.* tus sonuçlarının açıklanmasını beklerken çalıştığım acil serviste de üsye semptomları ile gelen hastaları geri çevirdiğim için defalarca şikayet edildim. hiçbirinden bir sonuç çıkmadı. muhtemelen şikayet edenlerin arasında sizin gibi akademisyen olanlar da vardır. ama ellerine geçen bir şey olmadı. çünkü haklı olan taraf bendim.

    allah kimseyi üsye ile acile başvurmayı savunacak kadar cahil, en ufak bir fikri olmadığı konularda ahkam kesecek kadar densiz yapmasın. kocakarı ilaçlarına devam.
  • boş yapmasın kimse. iyi üniversitelerde aldığı eğitimler kimsenin kaldıracağı cinsten değil. pratikte eksik olabilirler ama zaten pratisyen hekim olarak çalıştıklarında bunu kapatıyorlar.

    ortalama altı kazançları söz konusu. yetmezmiş gibi zorunlu görevleri var ve bu zorunlu görevlere gitmek zorunda diplomasını alamaz yoksa. buda yetmezmiş gibi. senede 350 saate yakın nöbetleri oluyor.

    şimdi gelmiş diyorsun ki "yetersiz tıp eğitimi"

    bu insanlara azıcık saygı duyun. özel hayatları bile bu insanların sınırlı.. bunun gibi yüzlerce şey sayabilirim. hastane psikolojisi, duyusal hissizleşme, mesleki deformasyon .. azıcık saygı.
  • (bkz: #67813404)

    bu entry üzerinden yetersiz olduğu söylenilen doktora bakalım; hasta klasik üsye bulgularıyla başvurmuş doktor normal olarak boğazına bakmış ve kript görmemiş. kript görmediği için bakteriyel enfeksiyon düşünmemiş ve semptomatik olarak nurofen yazmış.

    acil serviste yapabileceği herşeyi yapmış, semptomatik olarak reçetesini yazmış, tahlilin gereksiz olduğunu hastaya açıklamış. 10 numara hatasız doktor ellerine sağlık.

    değil acil, kbb profesörüne de gitsen kimse üsye için crp falan bakmaz. her gelen üsye için crp istesen önce biyokimyadan ararlar sonra başhekim arar sonra sağlık bakanlığından ararlar. çok biliyorum diyorsan üsye için acile değil özel hastaneye gidersin paranı verip istediğin tahlili olursun.
  • yaklaşık 6-7 yıldır ayyukka çıkmış ve yavaştan yeni mezunlarını vermiş olan plansız programsız kontenjanların sonucudur.

    en fazla 10 öğrenci alabilecek hasta odalarının olduğu bölümlerde 25-30 kişi staj görmeye başlanmıştı son yıllarda. bu durumu yıllardır elimizden geldiğince her yere şikayet ettik.

    ama başımızda bulunan kişiler için meydanlarda ''önceden 100bin kişiye 10 doktor düşüyordu, şimdi 100 doktor düşüyor'' demek her şeyden daha önemli. çünkü bu insanların gittiği gideceği doktorlar öğrenci kalabalığından dolayı 4 ve 5.sınıflarda vizit görmemiş doktorlar değil.

    yavaş yavaş her ile bir tıp fakültesi hayali (!) gerçek olmak üzere. 10 sene sonra sahadaki doktorların rezaletlerinin vebalinin kimin üzerinde olduğu şimdiden çok açık.

    nitelik değil meydanlarda yüzbinmilyon km yol yaptık demek daha önemli çünkü.

    plansızlığınızın, gösteriş budalalığınızın, kaliteli insan ve kaliteli eğitim düşmanlığınızın, sizin allah belanızı versin.
  • doktorların deneyimlerini gösteren cv'lerinin önemli hale geleceği, bunların internet sitelerinde sunulacağı, doktorların meslek hataları için sigortalanacağı, bu sigortası olmayan doktorların ancak asistan statüsünde çalışabileceği bir dönemin habercisidir.

    bu sebeple, inşaat mühendisliğinin nitelik gerektiren alanlarında olan bazı çözümler (deneyim) tıpta da olacaktır.
  • fazla da hafife almamak gerek.

    gayet ünlü doktorlarımız var.

    hepsi de yabancı ülkelerde eğitim almış değil.

    biraz destek...