şükela:  tümü | bugün
  • özellikle yurtdışında bazı ülkelerde çok yaygın olan ikinci el alışverişin türkiye'de bir türlü yaygınlaşmamasının sebebi. üstelik bu dediğim ülkeler de ekonomisi türkiye'den kat kat daha iyi olan ülkeler. oralarda yaşayan sözlük yazarları bana hak verecektir zaten.

    edit: de ayrı yazılır.
  • araba sektöründe geçerli olmayan durumdur.
  • meleketin çoğunun fırsat bulduğunda birbirini dolandırmayı kültür haline getirdiğinden, bunun sonucunda da kimsenin birbirine güvenmemesinden kaynaklı sevmemedir.
  • süper tespit. otomobil sektöründe türklerin batılılara göre sıfır arabaya çok daha düşkün olduklarını biliyorduk. bu aslında giyim, eşya vs. işlerinde de böyle galiba. sosyolojik bir konu olsa gerek. doğu toplumlarında ikinci el bir ürün ile prestij kaybına uğrayabilirsiniz.
  • türk insanı sahip olduğunu sonuna kadar kullanır. zaten biraz kullanıp kenara kaldıracak lükse de sahip değildir. bu nedenle ikinci el pazarı zaten gelişmemiş kenarda köşede kalmıştır. ayrıca -özellikle giyim konusunda- anormal fiyatlarla beraber sıfırı almak tercih sebebi haline getirilmiştir. tabi bir de ikinci el kullanmanın aşağılanma ile eş anlamlı olduğu toplumda zaten sevilmesi pek de mümkün olmazdı.
  • türkiye'de garage sale diye bi kültürün olmaması da bu sebebe dayanır. nedense başkasının eskisini kullanınca bi eziklik düşüyor içimize. öyle ki bi gün garaj satışından birşeyler alayım dedim ancak gavur ülkede bile olsam içime "elalem ne der" korkusu düştü. iki bardak votka çakıp kendime geldim de öyle gittim satışa. aldım kendime bi iki parça bişey.
  • türk insanının dürüst olmamasından dolayıdır. elindeki adi bozuk malı utanmadan üst fiyata satmaya çalışır. 5 liraya aldığı malın ikinci elini 10 liraya satmaya çalışır. hepsi kendince çakaldır.
  • birisi de çıkıp demiyor ki,
    "türkler görgüsüzdür"

    asgari ücretle çalışıp da 2000 liralık telefon kullanan insandan, çevre duyarlılığı için, fazla tüketmemek için, eldeki kaynakları idareli kullanma bilinci oluşması için 2. el eşya kullanımının teşvik etmesini beklemek en kibar tanımıyla, saflık olur.

    kıyafette ikinci el kullanmak istemeyenleri anlayabilirim. bazı insanlar hassas olurlar. belki ciltleri de alerjiktir. zaten kıyafet de çok pahalı bir şey değil.

    ikinci sebep, memlekette türk malı olarak, kaliteli pek bir şey olmaması. yani ingiltere'de bi 2. el dükkanında ilginç ve kaliteli şeyler bulabilirsiniz. harrods marka bir şapkayı 30 - 40 £'a alabilirsiniz mesela. ancak türkiye'de ikinci el bir dükkanda vakko markalı bir şapkayı 30-40 liraya alamazsınız. marks&spencer veya boots gibi ingiliz orta sınıfına hitap eden, uzun süre kullanılabilen kaliteli malları üreten firmalar, ekonominin aslında bel kemiğidir. türkiye'de sümerbank vardı, o da kapandı. boyner veya mudo'yu söyleyebiliriz belki, ancak onların da kalitesi tartışılır. yani, türk malı diye kalitesiyle ve uzun süre kullanıma dayanıklılığıyla övünebileceğimiz bir tekstil markamız yok. bu yüzden, 20 liraya 1. el tekstil ürünü almak, 5 liraya 2. el almaktan daha mantıklı görünüyor. 2. el'in espirisi, 20 lira kalitesinde ve sağlamlığında bir malı sadece eskimiş olduğu için ucuza alabilmek. yoksa 20 liralık mal, 5 liralık hale geldiği için onu satmak değil.

    öte yandan, şu dekorasyon görgüsüzlüğü var.
    yeni evliler filan, evlerini ikea kataloğundaki gibi döşüyor da sanki bir kişiyi evine davet ediyor. kendisi de o evde oturmuyor, ama 5 senede bir salon takımı değiştiriyor. işte en çok sinir olduğum şeylerden biri. sanki o mobilyalar, yerden bitiyor, ağaçtan toplanıyor. safi zarar, safi ziyan bir davranış biçimi.

    2. el mobilya satanlar da, sanki 1. el fiyatına satıyor. eski eşyayı alırken neredeyse sizden para isteyecek kadar yüzsüzler, ama satarken, 5 liraya aldığı malı 70-80 liraya satabiliyor. ee zaten malın 1. el fiyatı 100 lira filansa, insan "bu üçkağıtçı satıcıya para vereceğime, gider temizini alırım" diyor.

    büyük ihtimalle, ikinci el satışlarını kontrol eden bir mekanizma da yoktur. zaten insanlarda, ne kadar çok satın alırsam, o kadar tatmin olurum inancı var. o yüzden fark etmez, koy sepete!

    bu dünyanın kaynakları sonsuz değil. ama sanki sonsuzmuşcasına çılgınca seri üretim yapılıyor. ikinci el eşya kullanmak, bu kaynakları korumanın bir yoludur. türkler henüz övünecekleri markalar yaratamadıkları için, başkalarının övündükleri markaları alma peşinde koşuyor. böyle olunca da, kimse kaynakların israf edilmesini şeyine sallamıyor.
  • "ikinci el kıyafet giyiyorum " safsatasını söylemekten çekindikleri ve hava atmayı sevdiklerinden dolayı kaynaklanan durumdur.
  • başkaları tarafından yanlış anlaşılma “etraf ne der” korkusuyla sevilmeyen alışveriş yöntemidir.
    batıda insanlar bunu rahatca yapar.kapalı garaj alanları olduğu gibi her mahallenin bir sokağı bir günlügüne o sokak sakinleri tarafından ikinci el pazarına dönüştürülür. burada satan da alan da karlıdır.bizde ise eski yeşilçam film sahneleri gibi sadece düşmüşler, ezikler, paraya çok ihtiyacı olan yoksullar ancak kendi eşyalarını satar yada o pazardan alır düşüncesi vardır.
    yıllar önce bende bu tip etkinliklere katılarak evimdeki fazla işe yaramayan eşyaları satardım.böylece fazlalıklardan kurtulduğum gibi cebime para girerken alıcıda piyasada alacağı malı benden cok ucuza almanın rahatlığını yaşardı.
    birgün işyerindeki türk arkadaşlara bana katılıp birlikte masa kiralayıp satmayı önerdiğimde reddetmişlerdi.nedeni“ filancanın karısı bitpazarına düşmüş, çok yoksul kalmış” dedikoduları ve “ben karıma bitpazarında satış yaptırtmam,akrabalar eşdost ne der” veya “ avrupalarda bitpazarına düşmüşler ”söylentilerinden çekinmeleriydi.
    avrupada yaşayan bazı göçmenlerimizin buralarda temizlik işlerinde çalıştıkları halde türkiye’ye gidip eş, dost akrabaya bunu gizleyip memur yada ögretmenlik yaptıklarıni söylemelerini düşünürsek hiç şaşırtmayan tutumdur.
    eskicide masa kiralayıp satış yapan bana gelince: fakirlikten sokaklara düşmedim, yoksulluktan cöpleri karıştırmadım sadece masa kiraladım. satışla fazla eşyalarımdan kurtuldum, eski longpay’lar eski dergiler cd’ler ve kitaplar satarak kar ettim. benimle birlikte satışyapan bir yığın isveçli ailelerle tanıştım.
    bit pazarı da denilen ikinci elden satış yerleri aynı zamanda bir kültürdür. buradaki saticılar bu isi para icin yapmazlar. mağazadan cok pahallıya satılan bir malı burada cok ucuza alabilir aynı zamanda antika fuarları gibi çok değerli eskiye ait güzel şeyleri de bulma şansınız olur.